Yarım saniyelik ölümlü dünyada insanoğlu pamuk ipliğine benzer, yarım saniyede bir varsın bir yoksun. Nefeslerimiz korkulu rüyalar diyarına dönüştü.
21 Ocak’ta yaşanan Bolu Kartalkaya’da otel yangını faciası beni 6 Şubat Depremi’ne götürdü, işin içinden çıkamadım. Psikolojim, duygularım talan ve yüreğim yangın yeri. 78 kişinin nefesleri çalındı.
Her sorumsuzluğa sabır ve kader adını verdiler. Kaderci olmakla kadere inanmak arasında ufak bir farklı bağ vardır. Kaderci; hayatla mücadele etmeyip hiçbir önem almayan, sorumluluklarını yerine getirmeyendir. Kadere inanmak ise; hayatın son nefesine kadar mücadele edip sorumluluklarını yerine getiren, önlemlerini sonuna kadar aldığında bütün gayretine karşı bunları yaptım ama olmadı vicdan rahatlığıyla vardır Allah’ın bir bildiği der! Kaderci değilim ama kadere inanırım. Maalesef sorumluluk almamak için kader deyip kandırılıyoruz ve ecelimizle oynuyorlar.
Kim bilebilirdi ki sömestr tatilinde kayak merkezinde otelin 78 güzel insanımıza 36’sı minicik bebeklerimize ve masum gülüşlü çocuklarımıza mezar taşı olacağını… Aklımız, mantığımız almıyor. Tatillerde ya trafik kazası olur ya kayak yaparken kaybolursun ya da kalp krizi geçirsin. Bizi tatilden de soğuttular. Tatile giderken endişeli endişeli gideceğiz, otelde kalırken sorgulayacağız; yangın merdiveni var mı, yangın alarmı çalışıyor mu, her katta yangın tüpü var mı, denetlendi mi, denetlemedi mi, ruhsatını yeniledi mi yenilemedi mi diye! İş yerlerimize giderken endişelenmeye başladık, çocuklarımız ve gençlerimiz okula gitmeyeceğiz diyorlar!
Yeter artık facialar, savaşlar, tuzaklar, kavgalar bitsin! Nefeslerimizi çalmayın!
‘’Ne malum kalır mıyız, ölür müyüz
Yarım saniyelik ölümlü dünyada
Nefeslerimiz tutuldu…’’
Editörüm Rojda Esra













