Çoğu zaman hayatı, sanki bir sonraki durakta mucizevi bir şey olacakmış gibi, cam kenarından izleyerek geçiriyoruz.
“Pazartesi başlarım”, “Gelecek ay hallederim”, “Şartlar biraz daha düzelsin, bakarız…” Oysa takvim yaprakları sinsice dökülürken, ertelenen her günün aslında hayatın kendisi olduğunu gözden kaçırıyoruz. Kendimize itiraf edelim: Beklediğimiz o “mükemmel an” hiçbir zaman gelmeyecek. Çünkü mükemmel an, şu an içinde bulunduğunuz andır. İnsan beyni, doğası gereği konfor alanını sever. Orası güvenlidir, sıcaktır ve en önemlisi başarısızlık riski barındırmaz. Ancak tarihin seyrini değiştiren, adını altın harflerle yazdıran veya sadece kendi hayatının kahramanı olan hiç kimse, konfor alanında kalarak o noktaya ulaşmadı. Başarı; rahatınızı bozduğunuz, o ilk adımı atmaya cesaret ettiğiniz ve başarısızlık ihtimalini bir son değil, bir öğrenme süreci olarak kabul ettiğiniz an başlar.
Potansiyeliniz, Sınırlarınızdan Daha Büyük
Etrafınıza bir bakın. Bugün hayranlıkla izlediğiniz, başardıklarıyla kitleleri peşinden sürükleyen insanların sizden tek bir farkı var: Vazgeçmemek. Onlar da düştüler, onlar da reddedildiler, onların da içini kemiren şüpheleri vardı. Ama onlar, içlerindeki “Yapamazsın” diyen o cılız sese değil, “Neden olmasın?” diyen o güçlü iradeye kulak verdiler. Sınırlar, çoğunlukla zihnimizin bize oynadığı illüzyonlardan ibarettir. Geçmişteki başarısızlıklarınız, geleceğinizin bir fragmanı olmak zorunda değil. Bugün, geçmişin yükünü sırtınızdan indirip, geleceği kendi ellerinizle inşa etmeye başlayabileceğiniz yeni bir sayfanın ilk satırıdır.
Harekete Geçmek İçin Ne Bekliyorsunuz?
Bir işi başlatmak için dahi olmak ya da tüm imkanlara sahip olmak gerekmez. Ama o işe başlamadan asla mükemmelleşemezsiniz. Büyük hedeflerin gözünüzü korkutmasına izin vermeyin. Dağları yerinden oynatanlar, işe küçük taşları toplamakla başlayanlardır.
Ertelemeyi bırakın: En kötü karar bile kararsızlıktan ve eylemsizlikten iyidir.
İç sesinizi değiştirin: Kendinize ne derseniz, ona dönüşürsünüz. “Yapamam”ı, “Nasıl yapabilirim?” ile ikame edin.
Çevrenizi filtreleyin: Enerjinizi sömüren, hayallerinize gülen insanları hayatınızın kenarına itin. Sizi yukarı taşıyacak insanlara yer açın.
Sahne Sizin ; Hayat, tribünden izlenecek bir seyir zevki değil; bizzat sahneye çıkıp başrolü oynamanız gereken bir tiyatrodur.













