Hepimizin bir geçmişi var; iyileri, kötüleri, güzel günleri, acıları. Kimse dört dörtlük bir hayatın başrolü değil. Çoğu insan önüne bakıyor çünkü geçmiş değiştirilemez. Bunu hepimiz biliyoruz. İsyan etmiyoruz, kabul ediyoruz, yüzleşiyoruz. Bazen sineye çekiyoruz.
Geçmemiş olaylar bazen birilerinin yüzünden oluyor. Bir davranış, bir söz ya da sizi dinlemeden kafalarında hüküm vermeleri, sizi haksız çıkarabiliyor. Kendinizi ispat etme çabanız bile olmuyor. Karşınızdaki insan sizi zaten silmiş, değersiz olduğunuzu da her fırsatta size hissettirmiş. Mükemmel değiliz; hatamız, günahımız olabilir. Benim asıl vurgulamak istediğim şu: Egoları, bencillikleri, belki de bulundukları konum değişince sizi yok saymaları, onların hayatlarını kolaylaştırıyor.
Kendi geçmişiyle hesaplaşamayan biri, sizinle olan sorunlarını da asla çözemez. Baskılanmış geçmişinin üzerine kurduğu vitrinle yoluna devam eder. Vitrinde en güzelini giyer, en güzelini kazanır; yediği, içtiği, gezdiği bir hayatı vardır. Artık geçmişe takılmaz. Aslında kendi geçmemiş durumlarının faturasını belki size keser, sizi manipüle etmeye çalışır. Hayatında yeni insanlar vardır; kendini kötü hissettirecek, mazi dediği hayatıyla ilgilenmez. Yaşadığın anın kıymetini bilmek güzel, kendini düşünmek güzel ama bazen bencillikle kırdıklarının üzerinden yürüdüğün bir hayat, birinin geçmemişi oluyorsa bunu da düşünmek gerek.
Şöyle düşünelim: Çöp kutusunun yanında oturup yediğiniz çekirdeği yere atıyorsunuz, “Çöpçü süpürür.” diye düşünüp kalkıp gidiyorsunuz. Öte yandan yola atılan ekmeği gören bir kişi, özenle alıp bir kenara koyuyor; ayağına takılan bir çöpü alıp çöp kutusuna atıyor. Şimdi ikinizin karakteri eşit mi? Bana göre değil. Biri bencil, umursamaz, özensiz; diğeri düşünceli, empati gücü yüksek, kurallara uyan biri.
İnanın, çoğu kez düşünceli insanlar düşüncesizlerle sınanır; çoğu zaman üzülür ve yorulur. Bu yazıyı okuyan, okuma fırsatı bulan herkese diyebileceğim tek şey şu: Sakın bilerek, düşünerek kimsenin geçmemişine katkıda bulunmayın. Şu an anlamayabilirsiniz ama bir gün yaptığınızın faturası size ya da en sevdiğinize kesilir. Buna da ilahi adalet denir. Sevgiyle kalın.













