14 Mayıs 2026, Perşembe
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Herkes iyi yaşamak ister

Herkes iyi yaşamak ister

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
19 Nisan 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:4 dakikalık okuma
A A
0
Herkes iyi yaşamak ister
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Yeryüzü misafirliğimizin en evrensel, en fiyakalı ama bir o kadar da içi en fazla boşaltılmış arzusu nedir diye sorsalar, hiç tereddüt etmeden “iyi yaşamak” derim.

Dünyanın hangi enlemine veya boylamına giderseniz gidin, insan denen o tuhaf mahlûkatın temel gayesi budur. Ancak iş, bu sihirli kavrama bir tanım getirmeye, o kof çerçevenin içini doldurmaya geldiğinde medeniyetlerin ve kültürlerin o acımasız fay hatları bir anda çatırdamaya başlar. Hele ki bizim gibi asırlardır Doğu’nun tevekkülü ile Batı’nın rasyonalitesi arasında sıkışıp kalmış, arafta durmaktan bacaklarına kara sular inmiş cemiyetlerde “iyi yaşama” tahayyülü, çoğu zaman bir trajedi, bir panayır çadırı komedisidir.

Bizim şarklı genlerimize işlemiş o geniz yakan “alaturka” hamasetimizin içinde “iyi yaşamak” dendiğinde akla gelen ilk şey, ne yazık ki estetik bir haz, entelektüel bir derinlik ya da insan olmanın getirdiği o dingin iç huzuru değildir. Bizde iyi yaşamak, komşuyu çatlatma sanatıdır. Daha büyük bir ev, daha parlak bir otomobil, kapısında altın varaklı aslan heykelleri olan zevksiz malikâneler ve kalabalıklar içinde atılan yüksek perdeden kahkahalardır. Dikkat ederseniz, bizdeki refah arayışı içsel bir tekâmül değil, tamamen dışa dönük bir gösteriş budalalığıdır. Cebindeki paranın, altındaki koltuğun ve giydiği markanın arkasına saklanarak varoluşsal sancılarını bastırmaya çalışan bir kasabalı kompleksidir bu.

Tarihsel serüvenimize, Osmanlı’nın o debdebeli ama bir o kadar da içine kapalı dönemlerinden Cumhuriyet’in sancılı modernleşme çabalarına şöyle bir uzaktan bakarsak bu tuhaf manzaranın köklerini rahatlıkla görebiliriz. Avrupa’nın Rönesans ve Reformasyon ile aydınlanıp burjuvazisini kendi üretimi, alın teri ve bilimsel aklıyla yarattığı o muazzam tarihsel sıçramayı biz ıskaladık. Matbaayı üç asır rötarlı almanın bedelini sadece okuma yazma bilmemekle değil, dünyayı okuyamamakla ödedik. Bizde zenginleşmek; toprağı işlemekle, buhar makinesini icat etmekle ya da evrensel bir değer üretmekle değil, devletin, yani “kapı”nın gölgesine sığınıp oradan ulufe kapmakla eşdeğer oldu. İktidara, güce yanaşanın cebinin şiştiği, liyakatin yerine sadakatin baş tacı edildiği bu çarpık sistem, kendi lümpen zenginini ve estetikten yoksun elitini yaratmakta hiç gecikmedi.

Bugün beton ormanlarına dönüştürülmüş koca metropollerimizde, o gürültülü ve kirli egzoz dumanları arasında yaşanan “hayatta kalma” mücadelesine bir bakın. Plazaların gökdelen tepelerinde ya da o sözde “ultra lüks” restoranlarda boy gösteren yeni yetme zenginlerimizin sofralarında bir kadeh şarabın tarihini, bir peynirin hikâyesini ya da Bach’ın o muazzam polifonik yapısını konuşanını bulabilir misiniz? Bulamazsınız. Zira bizim o çiğ zenginliğimiz, cebi dolarken ruhu aç kalanların hezeyanıdır. “Herkes iyi yaşamak ister” şiarı, bir avuç azınlığın liyakatsizce gasp ettiği kaynakları hoyratça tüketmesi, geri kalan milyonların ise o pırıltılı vitrinlere bakarak yutkunması üzerinden işleyen bir sömürü çarkına dönüşmüştür.

Hâlbuki “iyi yaşamak”, ince bir zevk meselesidir, bir kültür birikimidir. İyi yaşamak; evinizin penceresinden sızan sabah güneşiyle aydınlanmış bir masada, sevdiğiniz bir romanı okurken yudumladığınız o kahvenin size verdiği tarifsiz hazdır. İyi yaşamak; yolda yürürken tanımadığınız birine tebessüm edebilmek, bir sokağın mimari dokusuna bakıp geçmişi hissedebilmek, hukukun üstünlüğüne ve adalete zerre kadar şüphe duymadan, yarın sabah başıma ne iş gelir korkusu yaşamadan nefes alabilmektir. Bir memlekette düşüncenin, sanatın, bilimin ve nezaketin itibarı yoksa o memleketteki en lüks saraylar bile aslında yaldızlı birer hapishaneden farksızdır.

Sistemin liyakatsizliği, üçkâğıtçılığı bir “zekâ” belirtisi olarak sunan o yozlaşmış ahlak anlayışı, toplumun sinir uçlarını her gün biraz daha tahrip ediyor olabilir. Televizyon ekranlarından, sosyal medyanın o sığ çukurlarından üzerinize boca edilen bayağılıklar, cehaletin bir meziyet gibi pazarlanması, insanın zaman zaman “biz bu filmi ne zaman bitireceğiz” diyerek karamsarlığa kapılmasına yol açabilir. Sınıfsal uçurumların uçurumlara, adaletsizliklerin dağlara dönüştüğü bu tabloya bakıp içinizin daralması çok doğaldır. İnsanı insana kırdıran, aklı kovup dogmayı başköşeye oturtan bu köylü kurnazlığı sarmalı hepimizi yoruyor, biliyorum.

Ama sözlerimin başında da söyledim; biz bu yeryüzü tiyatrosunda ışıkların sönmesine değil, perdenin o aydınlık sabahlara açılmasına inananlardanız. “İyi yaşamak” sadece bedensel bir konfor değil, aynı zamanda zihinsel bir direniştir. O bayağı kalabalıkların gürültüsüne inat, kendi iç dünyanızı, kitaplığınızı, o küçük ama onurlu dünyanızı koruyun. Tarih, er ya da geç, aklın, estetiğin ve insan onurunun barbarlığa galip geldiği sayısız zaferle doludur. Bizim görevimiz, o aydınlık geleceğin tuğlalarını masa başında, üretimde, kitap sayfalarında, dost meclislerindeki incelikli sohbetlerde örmeye devam etmektir. Kriz anlarında kim olduğumuz, neye tutunduğumuz ortaya çıkar; biz aydınlanmanın o kopmaz ipine tutunacağız.

Siz siz olun, etrafınızı saran o şatafatlı çirkinliğe bakıp da omuzlarınızı düşürmeyin. İyi yaşamak, her şeyden önce aklın, vicdanın ve estetiğin namusunu savunmaktır. Bırakın onlar kendi yaldızlı çamurlarında, o kof gürültüleriyle debelenip dursunlar; siz, o kuraklığın ortasında gökyüzüne uzanacak o inatçı fidanı büyütmeye bakın. Zira tarihin sarkacı bazen paslanır, bazen ağır işler ama unutmayın; zarafet, er ya da geç barbarlığın o çirkin panayırını mutlaka yıkar geçer.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

İhmallere bir son verilse!

Sonraki Haber

İstanbul’da etkili olan sis havadan görüntülendi; gemi trafiği askıya alındı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Ruhsuz kalabalıklar
Yazarlar

Ruhsuz kalabalıklar

13 Mayıs 2026
Yazarlar

Ya sevdiğini al ya da aldığını sev!

11 Mayıs 2026
Yazarlar

Hayat bir imtihan ise sınavı beklememeyi öğrenmek

11 Mayıs 2026
Yaşamın cevapsız sorusu
Yazarlar

Yaşamın cevapsız sorusu

10 Mayıs 2026
Yazar ve Şair Miraç Necati Okay ile söyleşi
Yazarlar

Yazar ve Şair Miraç Necati Okay ile söyleşi

10 Mayıs 2026
Reklam, algısal seçicilik ve dijital çağda etik gazetecilik üzerine bir değerlendirme
Yazarlar

Reklam, algısal seçicilik ve dijital çağda etik gazetecilik üzerine bir değerlendirme

10 Mayıs 2026
Sonraki Haber
İstanbul'da etkili olan sis havadan görüntülendi

İstanbul'da etkili olan sis havadan görüntülendi; gemi trafiği askıya alındı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Global Sumud Filosu, Gazze’ye gitmek için Marmaris'ten yola çıktı
Gündem

Global Sumud Filosu, Gazze’ye gitmek için Marmaris’ten yola çıktı

14 Mayıs 2026
Bahçeli, Rahmi Koç ile Ali Koç'u kabul etti
Politika

Devlet Bahçeli, Rahmi Koç ile Ali Koç’u kabul etti

14 Mayıs 2026
Özgür Özel, Koç ailesi ile görüştü
Politika

Özgür Özel, Koç ailesi ile görüştü

14 Mayıs 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

İzmir’de hortum oluştu

14 Mayıs 2026
Yaşam

Bakırköy’de otomobilin çarptığı aydınlatma direği, başka bir otomobilin üzerine devrildi

14 Mayıs 2026
Yaşam

Otomobiliyle park halindeki 5 araca çarpıp kaçtı; o anlar kamerada

14 Mayıs 2026
Yaşam

Malatya’da fuhuş operasyonu: 4 gözaltı

14 Mayıs 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Natura Dünyası Gençlerbirliği’nden geçici transfer yasağına ilişkin açıklama

Natura Dünyası Gençlerbirliği’nden geçici transfer yasağına ilişkin açıklama

- Haberton
14 Mayıs 2026

Natura Dünyası Gençlerbirliği, eski futbolcularından Iliuta Daniel Popa ile yapılan sözleşme fesih protokolü sürecinde yaşanan teknik bir gecikme ve buna...

Karnınız sürekli şiş mi? Uzmanlar açıkladı: Mide şişkinliğini azaltmanın en etkili yolları

Google’da zirveye çıkmanın şifresi değişti! İşte 2026’nın en güncel SEO rehberi

Ayrılık acısı beyni gerçekten etkiliyor mu? Ayrılık sonrası toparlanmanın en sağlıklı yolları

Göbek eritmenin şifresi ortaya çıktı mı? Karın yağlarını eritmek için en etkili yöntemler

Güncel Haber

Global Sumud Filosu, Gazze’ye gitmek için Marmaris'ten yola çıktı

Global Sumud Filosu, Gazze’ye gitmek için Marmaris’ten yola çıktı

14 Mayıs 2026
Bahçeli, Rahmi Koç ile Ali Koç'u kabul etti

Devlet Bahçeli, Rahmi Koç ile Ali Koç’u kabul etti

14 Mayıs 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton