24 Ağustos 2026, Pazartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Herkes iyi yaşamak ister

Herkes iyi yaşamak ister

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
19 Nisan 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:4 dakikalık okuma
A A
0
Herkes iyi yaşamak ister
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Yeryüzü misafirliğimizin en evrensel, en fiyakalı ama bir o kadar da içi en fazla boşaltılmış arzusu nedir diye sorsalar, hiç tereddüt etmeden “iyi yaşamak” derim.

Dünyanın hangi enlemine veya boylamına giderseniz gidin, insan denen o tuhaf mahlûkatın temel gayesi budur. Ancak iş, bu sihirli kavrama bir tanım getirmeye, o kof çerçevenin içini doldurmaya geldiğinde medeniyetlerin ve kültürlerin o acımasız fay hatları bir anda çatırdamaya başlar. Hele ki bizim gibi asırlardır Doğu’nun tevekkülü ile Batı’nın rasyonalitesi arasında sıkışıp kalmış, arafta durmaktan bacaklarına kara sular inmiş cemiyetlerde “iyi yaşama” tahayyülü, çoğu zaman bir trajedi, bir panayır çadırı komedisidir.

Bizim şarklı genlerimize işlemiş o geniz yakan “alaturka” hamasetimizin içinde “iyi yaşamak” dendiğinde akla gelen ilk şey, ne yazık ki estetik bir haz, entelektüel bir derinlik ya da insan olmanın getirdiği o dingin iç huzuru değildir. Bizde iyi yaşamak, komşuyu çatlatma sanatıdır. Daha büyük bir ev, daha parlak bir otomobil, kapısında altın varaklı aslan heykelleri olan zevksiz malikâneler ve kalabalıklar içinde atılan yüksek perdeden kahkahalardır. Dikkat ederseniz, bizdeki refah arayışı içsel bir tekâmül değil, tamamen dışa dönük bir gösteriş budalalığıdır. Cebindeki paranın, altındaki koltuğun ve giydiği markanın arkasına saklanarak varoluşsal sancılarını bastırmaya çalışan bir kasabalı kompleksidir bu.

Tarihsel serüvenimize, Osmanlı’nın o debdebeli ama bir o kadar da içine kapalı dönemlerinden Cumhuriyet’in sancılı modernleşme çabalarına şöyle bir uzaktan bakarsak bu tuhaf manzaranın köklerini rahatlıkla görebiliriz. Avrupa’nın Rönesans ve Reformasyon ile aydınlanıp burjuvazisini kendi üretimi, alın teri ve bilimsel aklıyla yarattığı o muazzam tarihsel sıçramayı biz ıskaladık. Matbaayı üç asır rötarlı almanın bedelini sadece okuma yazma bilmemekle değil, dünyayı okuyamamakla ödedik. Bizde zenginleşmek; toprağı işlemekle, buhar makinesini icat etmekle ya da evrensel bir değer üretmekle değil, devletin, yani “kapı”nın gölgesine sığınıp oradan ulufe kapmakla eşdeğer oldu. İktidara, güce yanaşanın cebinin şiştiği, liyakatin yerine sadakatin baş tacı edildiği bu çarpık sistem, kendi lümpen zenginini ve estetikten yoksun elitini yaratmakta hiç gecikmedi.

Bugün beton ormanlarına dönüştürülmüş koca metropollerimizde, o gürültülü ve kirli egzoz dumanları arasında yaşanan “hayatta kalma” mücadelesine bir bakın. Plazaların gökdelen tepelerinde ya da o sözde “ultra lüks” restoranlarda boy gösteren yeni yetme zenginlerimizin sofralarında bir kadeh şarabın tarihini, bir peynirin hikâyesini ya da Bach’ın o muazzam polifonik yapısını konuşanını bulabilir misiniz? Bulamazsınız. Zira bizim o çiğ zenginliğimiz, cebi dolarken ruhu aç kalanların hezeyanıdır. “Herkes iyi yaşamak ister” şiarı, bir avuç azınlığın liyakatsizce gasp ettiği kaynakları hoyratça tüketmesi, geri kalan milyonların ise o pırıltılı vitrinlere bakarak yutkunması üzerinden işleyen bir sömürü çarkına dönüşmüştür.

Hâlbuki “iyi yaşamak”, ince bir zevk meselesidir, bir kültür birikimidir. İyi yaşamak; evinizin penceresinden sızan sabah güneşiyle aydınlanmış bir masada, sevdiğiniz bir romanı okurken yudumladığınız o kahvenin size verdiği tarifsiz hazdır. İyi yaşamak; yolda yürürken tanımadığınız birine tebessüm edebilmek, bir sokağın mimari dokusuna bakıp geçmişi hissedebilmek, hukukun üstünlüğüne ve adalete zerre kadar şüphe duymadan, yarın sabah başıma ne iş gelir korkusu yaşamadan nefes alabilmektir. Bir memlekette düşüncenin, sanatın, bilimin ve nezaketin itibarı yoksa o memleketteki en lüks saraylar bile aslında yaldızlı birer hapishaneden farksızdır.

Sistemin liyakatsizliği, üçkâğıtçılığı bir “zekâ” belirtisi olarak sunan o yozlaşmış ahlak anlayışı, toplumun sinir uçlarını her gün biraz daha tahrip ediyor olabilir. Televizyon ekranlarından, sosyal medyanın o sığ çukurlarından üzerinize boca edilen bayağılıklar, cehaletin bir meziyet gibi pazarlanması, insanın zaman zaman “biz bu filmi ne zaman bitireceğiz” diyerek karamsarlığa kapılmasına yol açabilir. Sınıfsal uçurumların uçurumlara, adaletsizliklerin dağlara dönüştüğü bu tabloya bakıp içinizin daralması çok doğaldır. İnsanı insana kırdıran, aklı kovup dogmayı başköşeye oturtan bu köylü kurnazlığı sarmalı hepimizi yoruyor, biliyorum.

Ama sözlerimin başında da söyledim; biz bu yeryüzü tiyatrosunda ışıkların sönmesine değil, perdenin o aydınlık sabahlara açılmasına inananlardanız. “İyi yaşamak” sadece bedensel bir konfor değil, aynı zamanda zihinsel bir direniştir. O bayağı kalabalıkların gürültüsüne inat, kendi iç dünyanızı, kitaplığınızı, o küçük ama onurlu dünyanızı koruyun. Tarih, er ya da geç, aklın, estetiğin ve insan onurunun barbarlığa galip geldiği sayısız zaferle doludur. Bizim görevimiz, o aydınlık geleceğin tuğlalarını masa başında, üretimde, kitap sayfalarında, dost meclislerindeki incelikli sohbetlerde örmeye devam etmektir. Kriz anlarında kim olduğumuz, neye tutunduğumuz ortaya çıkar; biz aydınlanmanın o kopmaz ipine tutunacağız.

Siz siz olun, etrafınızı saran o şatafatlı çirkinliğe bakıp da omuzlarınızı düşürmeyin. İyi yaşamak, her şeyden önce aklın, vicdanın ve estetiğin namusunu savunmaktır. Bırakın onlar kendi yaldızlı çamurlarında, o kof gürültüleriyle debelenip dursunlar; siz, o kuraklığın ortasında gökyüzüne uzanacak o inatçı fidanı büyütmeye bakın. Zira tarihin sarkacı bazen paslanır, bazen ağır işler ama unutmayın; zarafet, er ya da geç barbarlığın o çirkin panayırını mutlaka yıkar geçer.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

İhmallere bir son verilse!

Sonraki Haber

İstanbul’da etkili olan sis havadan görüntülendi; gemi trafiği askıya alındı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Yazarlar

Kolay insan olmak

24 Ağustos 2026
Benim mağduriyetim, sizin haklılık sebebiniz olmasın!
Yazarlar

Benim mağduriyetim, sizin haklılık sebebiniz olmasın!

23 Ağustos 2026
Ressamlıktan şairliğe: Gamze Türkistanlı ile “Yankı” üzerine
Yazarlar

Ressamlıktan şairliğe: Gamze Türkistanlı ile “Yankı” üzerine

22 Ağustos 2026
Herkes bu kadar dürüstse bu yalanları kim söylüyor?
Yazarlar

Herkes bu kadar dürüstse bu yalanları kim söylüyor?

22 Ağustos 2026
Bir ses, bir şiir, bir mücadele: Azze lal’i aşk
Yazarlar

Bir ses, bir şiir, bir mücadele: Azze lal’i aşk

21 Ağustos 2026
Ben’in aretesi
Yazarlar

Ben’in aretesi

21 Ağustos 2026
Sonraki Haber
İstanbul'da etkili olan sis havadan görüntülendi

İstanbul'da etkili olan sis havadan görüntülendi; gemi trafiği askıya alındı

En Güncel Haberler

Yeni Parti'nin üye sayısı 400 bini geçti
Politika

Yeni Parti’nin üye sayısı 400 bini geçti

24 Ağustos 2026
Aziz İhsan Aktaş davasında kritik kararlar! Kim ne ceza aldı, kim beraat etti?
Öne Çıkan

Aziz İhsan Aktaş davasında kritik kararlar! Kim ne ceza aldı, kim beraat etti?

24 Ağustos 2026
Politika

Çerçeve yasa sonrası yeni aşama! Takip ve Değerlendirme Kurulu toplandı

24 Ağustos 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Kütahya’da sportif balıkçılar 7 günlük kampta tuttukları 12 balığı doğaya saldı

24 Ağustos 2026
Yaşam

Yardıma koştu, hayatının acısını yaşadı! Kazada ölenin oğlu olduğunu görünce yıkıldı

24 Ağustos 2026
Yaşam

Yalçın Sevim Akademi’den YKS’de büyük başarı!

24 Ağustos 2026
Yaşam

Bodrum’da hava sıcaklığı 40 dereceyi aştı, sahillerde yoğunluk yaşandı

24 Ağustos 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

İYİ Partili Kavuncu: Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden uzaklaşmak, bizi felakete sürükleyecektir

İYİ Parti’den ittifak iddialarına net yanıt: “Bizi dahil eden haberlere itibar etmeyin”

- Haberton
24 Ağustos 2026

İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, gündeme dair basın toplantısı düzenledi. İttifak tartışmalarına değinen...

Çamaşırlarınız yıkandıktan sonra neden kötü kokuyor? En sık yapılan hatalar ve kesin çözümleri

Telefonunuz çaldığında tehlike başlamış olabilir: Dolandırıcıların yeni yöntemi numaranın çok ötesinde

Ayağa kalkınca neden başımız döner? Göz kararmasının arkasındaki gizli fizyolojik ve tıbbi nedenler

İstifa eden çalışan hangi haklarını kaybeder? İş Kanunu’na göre istifa ve fesih rehberi

Güncel Haber

Yeni Parti'nin üye sayısı 400 bini geçti

Yeni Parti’nin üye sayısı 400 bini geçti

24 Ağustos 2026
Aziz İhsan Aktaş davasında kritik kararlar! Kim ne ceza aldı, kim beraat etti?

Aziz İhsan Aktaş davasında kritik kararlar! Kim ne ceza aldı, kim beraat etti?

24 Ağustos 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton