4 Ağustos 2026, Salı
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Herkes iyi yaşamak ister

Herkes iyi yaşamak ister

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
19 Nisan 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:4 dakikalık okuma
A A
0
Herkes iyi yaşamak ister
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Yeryüzü misafirliğimizin en evrensel, en fiyakalı ama bir o kadar da içi en fazla boşaltılmış arzusu nedir diye sorsalar, hiç tereddüt etmeden “iyi yaşamak” derim.

Dünyanın hangi enlemine veya boylamına giderseniz gidin, insan denen o tuhaf mahlûkatın temel gayesi budur. Ancak iş, bu sihirli kavrama bir tanım getirmeye, o kof çerçevenin içini doldurmaya geldiğinde medeniyetlerin ve kültürlerin o acımasız fay hatları bir anda çatırdamaya başlar. Hele ki bizim gibi asırlardır Doğu’nun tevekkülü ile Batı’nın rasyonalitesi arasında sıkışıp kalmış, arafta durmaktan bacaklarına kara sular inmiş cemiyetlerde “iyi yaşama” tahayyülü, çoğu zaman bir trajedi, bir panayır çadırı komedisidir.

Bizim şarklı genlerimize işlemiş o geniz yakan “alaturka” hamasetimizin içinde “iyi yaşamak” dendiğinde akla gelen ilk şey, ne yazık ki estetik bir haz, entelektüel bir derinlik ya da insan olmanın getirdiği o dingin iç huzuru değildir. Bizde iyi yaşamak, komşuyu çatlatma sanatıdır. Daha büyük bir ev, daha parlak bir otomobil, kapısında altın varaklı aslan heykelleri olan zevksiz malikâneler ve kalabalıklar içinde atılan yüksek perdeden kahkahalardır. Dikkat ederseniz, bizdeki refah arayışı içsel bir tekâmül değil, tamamen dışa dönük bir gösteriş budalalığıdır. Cebindeki paranın, altındaki koltuğun ve giydiği markanın arkasına saklanarak varoluşsal sancılarını bastırmaya çalışan bir kasabalı kompleksidir bu.

Tarihsel serüvenimize, Osmanlı’nın o debdebeli ama bir o kadar da içine kapalı dönemlerinden Cumhuriyet’in sancılı modernleşme çabalarına şöyle bir uzaktan bakarsak bu tuhaf manzaranın köklerini rahatlıkla görebiliriz. Avrupa’nın Rönesans ve Reformasyon ile aydınlanıp burjuvazisini kendi üretimi, alın teri ve bilimsel aklıyla yarattığı o muazzam tarihsel sıçramayı biz ıskaladık. Matbaayı üç asır rötarlı almanın bedelini sadece okuma yazma bilmemekle değil, dünyayı okuyamamakla ödedik. Bizde zenginleşmek; toprağı işlemekle, buhar makinesini icat etmekle ya da evrensel bir değer üretmekle değil, devletin, yani “kapı”nın gölgesine sığınıp oradan ulufe kapmakla eşdeğer oldu. İktidara, güce yanaşanın cebinin şiştiği, liyakatin yerine sadakatin baş tacı edildiği bu çarpık sistem, kendi lümpen zenginini ve estetikten yoksun elitini yaratmakta hiç gecikmedi.

Bugün beton ormanlarına dönüştürülmüş koca metropollerimizde, o gürültülü ve kirli egzoz dumanları arasında yaşanan “hayatta kalma” mücadelesine bir bakın. Plazaların gökdelen tepelerinde ya da o sözde “ultra lüks” restoranlarda boy gösteren yeni yetme zenginlerimizin sofralarında bir kadeh şarabın tarihini, bir peynirin hikâyesini ya da Bach’ın o muazzam polifonik yapısını konuşanını bulabilir misiniz? Bulamazsınız. Zira bizim o çiğ zenginliğimiz, cebi dolarken ruhu aç kalanların hezeyanıdır. “Herkes iyi yaşamak ister” şiarı, bir avuç azınlığın liyakatsizce gasp ettiği kaynakları hoyratça tüketmesi, geri kalan milyonların ise o pırıltılı vitrinlere bakarak yutkunması üzerinden işleyen bir sömürü çarkına dönüşmüştür.

Hâlbuki “iyi yaşamak”, ince bir zevk meselesidir, bir kültür birikimidir. İyi yaşamak; evinizin penceresinden sızan sabah güneşiyle aydınlanmış bir masada, sevdiğiniz bir romanı okurken yudumladığınız o kahvenin size verdiği tarifsiz hazdır. İyi yaşamak; yolda yürürken tanımadığınız birine tebessüm edebilmek, bir sokağın mimari dokusuna bakıp geçmişi hissedebilmek, hukukun üstünlüğüne ve adalete zerre kadar şüphe duymadan, yarın sabah başıma ne iş gelir korkusu yaşamadan nefes alabilmektir. Bir memlekette düşüncenin, sanatın, bilimin ve nezaketin itibarı yoksa o memleketteki en lüks saraylar bile aslında yaldızlı birer hapishaneden farksızdır.

Sistemin liyakatsizliği, üçkâğıtçılığı bir “zekâ” belirtisi olarak sunan o yozlaşmış ahlak anlayışı, toplumun sinir uçlarını her gün biraz daha tahrip ediyor olabilir. Televizyon ekranlarından, sosyal medyanın o sığ çukurlarından üzerinize boca edilen bayağılıklar, cehaletin bir meziyet gibi pazarlanması, insanın zaman zaman “biz bu filmi ne zaman bitireceğiz” diyerek karamsarlığa kapılmasına yol açabilir. Sınıfsal uçurumların uçurumlara, adaletsizliklerin dağlara dönüştüğü bu tabloya bakıp içinizin daralması çok doğaldır. İnsanı insana kırdıran, aklı kovup dogmayı başköşeye oturtan bu köylü kurnazlığı sarmalı hepimizi yoruyor, biliyorum.

Ama sözlerimin başında da söyledim; biz bu yeryüzü tiyatrosunda ışıkların sönmesine değil, perdenin o aydınlık sabahlara açılmasına inananlardanız. “İyi yaşamak” sadece bedensel bir konfor değil, aynı zamanda zihinsel bir direniştir. O bayağı kalabalıkların gürültüsüne inat, kendi iç dünyanızı, kitaplığınızı, o küçük ama onurlu dünyanızı koruyun. Tarih, er ya da geç, aklın, estetiğin ve insan onurunun barbarlığa galip geldiği sayısız zaferle doludur. Bizim görevimiz, o aydınlık geleceğin tuğlalarını masa başında, üretimde, kitap sayfalarında, dost meclislerindeki incelikli sohbetlerde örmeye devam etmektir. Kriz anlarında kim olduğumuz, neye tutunduğumuz ortaya çıkar; biz aydınlanmanın o kopmaz ipine tutunacağız.

Siz siz olun, etrafınızı saran o şatafatlı çirkinliğe bakıp da omuzlarınızı düşürmeyin. İyi yaşamak, her şeyden önce aklın, vicdanın ve estetiğin namusunu savunmaktır. Bırakın onlar kendi yaldızlı çamurlarında, o kof gürültüleriyle debelenip dursunlar; siz, o kuraklığın ortasında gökyüzüne uzanacak o inatçı fidanı büyütmeye bakın. Zira tarihin sarkacı bazen paslanır, bazen ağır işler ama unutmayın; zarafet, er ya da geç barbarlığın o çirkin panayırını mutlaka yıkar geçer.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

İhmallere bir son verilse!

Sonraki Haber

İstanbul’da etkili olan sis havadan görüntülendi; gemi trafiği askıya alındı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Sorgulamamanın sessizliği
Yazarlar

Sorgulamamanın sessizliği

3 Ağustos 2026
Ankara insanı ile sarı etiketin dillere destan hikâyesi
Yazarlar

Ankara insanı ile sarı etiketin dillere destan hikâyesi

3 Ağustos 2026
Gamsız mektup
Yazarlar

Gamsız mektup

2 Ağustos 2026
Ankara’nın parklarında romantizm sökmez, racon işler!
Yazarlar

Ankara’nın parklarında romantizm sökmez, racon işler!

2 Ağustos 2026
Yarın da avukat olmak istiyorum!
Yazarlar

Yarın da avukat olmak istiyorum!

1 Ağustos 2026
Ahlak ve davranış ilişkisi
Yazarlar

Ahlak ve davranış ilişkisi

1 Ağustos 2026
Sonraki Haber
İstanbul'da etkili olan sis havadan görüntülendi

İstanbul'da etkili olan sis havadan görüntülendi; gemi trafiği askıya alındı

En Güncel Haberler

YAŞ kararları açıklandı! 94 personel terfi etti, Hava Kuvvetleri Komutanı değişti
Öne Çıkan

YAŞ kararları açıklandı! 94 personel terfi etti, Hava Kuvvetleri Komutanı değişti

4 Ağustos 2026
Bennu Gerede serbest bırakıldı
Gündem

Bennu Gerede serbest bırakıldı 

4 Ağustos 2026
Bakan Kurum: Üniversiteler olmazsa COP31'de süreklilik sağlayamayız
Politika

Bakan Kurum: Üniversiteler olmazsa COP31’de süreklilik sağlayamayız

4 Ağustos 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Vücutlarında 1 kilo 392 gram metamfetamin taşıyan 4 şüpheli tutuklandı

4 Ağustos 2026
Yaşam

Gaziosmanpaşa’da metro durağında sigara tartışması kamerada

4 Ağustos 2026
Yaşam

Hükümlünün daksil talebine ‘örgütsel iletişim’ reddi

4 Ağustos 2026
Yaşam

Fahri müfettişin yazdırdığı ceza, delil olmadığı gerekçesiyle iptal edildi

4 Ağustos 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Devlet Bahçeli 'Çerçeve yasa' teklifini imzaladı

Devlet Bahçeli ‘Çerçeve yasa’ teklifini imzaladı

- Haberton
4 Ağustos 2026

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kamuoyunda 'çerçeve yasa' olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne imza...

Yapay zekâ dolandırıcılığı nedir? Sesinizi ve görüntünüzü kopyalayarak hedef alabiliyorlar

İnsanlar neden giderek daha unutkan oluyor? Günlük alışkanlıklar hafızayı sessizce zayıflatıyor

Sürekli terleme hangi hastalıkların habercisi olabilir? Hafife almayın

Kelebekler gerçekten sadece 1 gün mü yaşıyor? Yıllardır doğru sanılan bilgi ortaya çıktı

Güncel Haber

YAŞ kararları açıklandı! 94 personel terfi etti, Hava Kuvvetleri Komutanı değişti

YAŞ kararları açıklandı! 94 personel terfi etti, Hava Kuvvetleri Komutanı değişti

4 Ağustos 2026
Bennu Gerede serbest bırakıldı

Bennu Gerede serbest bırakıldı 

4 Ağustos 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton