Filmde rol aldım çünkü birkaç yıl önce çok oyuncu olmak istiyordum. Ortaokuldan itibaren kendimi hep film setlerinde hayal ederdim. Yani, hangi kız istemez ki?
Şansın bununla pek ilgisi yok. Ajansa başvurdum ve iki yıl boyunca başarısız bir şekilde seçmelere koştum. Aldığım tek iş, Es TV’nin bir dizisinde kısa bir rol oldu ki bu da bana yeni oyuncu ödülleri kazandırmadı. figüran olmama rağmen sınıf arkadaşlarımın kıskançlıktan çatlaması hoşuma gidiyordu. Oyunculuk konusunda tek destekçim matematik öğretmeniydi, ilerde ünlü bir yıldız olacağımı söyleyip duruyordu ve onunla konuşmak bana motivasyon sağlıyordu bu nedenle öğretmenler gününde paraya kıyıp ona Sarar giyimden beyaz bir gömlek aldım.
Kariyer hedeflerim azaldı; en azından tüm hayatımı buna dayandırmazdım. Tüm okul üniversite sınavına soluksuz hazırlanıyordu herkesin hayali endüstri mühendisi olup bol para kazanmaktı. Ben de iki dakikalık rol yapmak için kırk takla atıyordum. Ama yine de bundan keyif alıyorum, tıpkı Sertab Erener ve grubu “Voice Male” adlı bir dans grubuyla performans sergilemek gibi, ki buna rağmen gerçekten kabul edilebilir işler ortaya koydular.
Düşünsene, ben elimde mikrofon ile Sertab’ı anlatan bir filmde başrol oynuyorum ardımda Voice Male vokalistlik yapıyor. Herkes bana bakıyor, sosyal medyada milyonlarca takipçim var ve tüm ülke benim aşk hayatımı konuşuyor. Sen nasip et yarabbi! Hayali bile güzel!
Ve bu da benim tıbbi dramım… Yani hayal dünyasında yaşamam. İtiraf etmem gerekirse siyah beyaz Türk filmlerinde ünlü olmak için köyden kente kaçan köylü kızlarından farkım yok. Son filmin içinde kısa bir rolüm var.
Hayat bir piyango gibi, ya da en azından bana öyle geliyor. Büyük ikramiyenin bana çıkacağı günü bekliyorum. Oyuncu olma hırsının kesinlikle bir bağımlılığa dönüşme potansiyeli olduğu anlamında bir piyango bu.
Bu hayat, ki bu da iki yıl daha başarısız bir şekilde seçmelere gitmeye devam edersem tehlikeli olabilir. Çekimler üç hafta önce başladı. Şimdiye kadar yolunda giden tek şey, oyuncu partnerim Nuh ile olan ziyaretçi replikleri.
Dedikleri gibi; işler sallantıda ve artık onunla birlikte olmak isteyip istemediğinden emin değilim. Muhtemelen o da aynı şeyi düşünüyor ama ikimiz de bunu açıkça söyleyemiyoruz.
Nuh da benim gibi genç bir figüranla aynı sahneyi paylaşmaktan rahatsızdır. Bu sanatçı milleti çok ukela!
Salı sabahı soğuk bir esinti var, servisten inince üşüdüm. Kahvaltıda pekmez yeseydim keşke!
Sınıf kapısı sıkışıyor. Yavaşça ileri geri sallanıyor, ta ki yüksek bir gürültüyle kilide çarpıp bizi dondurana kadar. Olamaz! Sınıfta kilitli kaldık! Okul tiyatrosu için prova yapıyorduk, bu işlerle kadın edebiyat hocamız ilgileniyor.
Kostümlerimiz ve makyajımızla, birkaç figüranla toplantı salonunun tozlu zemininde, arkamızda dekor -birlikte göl kenarında, soğuk bir taş zeminde- oturuyoruz. Sonuçta özgüvensiz görünmeyeceğim.
Görüşlerim sizi pek ilgilendirmiyor gibi görünse de bu maceranın hangi kombinasyonlarda, hangi arkadaşlar ve tanıdıklarla gerçekleştiğini ayrıntılı bir şekilde anlatmaya devam ediyorum.
Bunu oldukça kibirli buluyorum, aslında kibirli olmayı seviyorum. Yıllar önce bu toplumu aşağılayan, hakaret eden, kibirli ve sesi pek iğrenç olan bir oyuncu varmış. Özellikle de kendisi çok kibirli olduğu için, belki de bu kadar başarılı bir genç oyuncu için normaldir. Ya da belki de sebebi, her gün uyuşturucu etkisi altında olmasıdır. Sadece güzel olduğu için ve yeteneği olmadığı halde o yılların ünlü türkücüsüyle, sonra ünlü topçusuyla aşk yaşamış. Güzellik yarışmasında kazandığı birincilik unvanı elinden alınınca, şöhret kapılarını ona açmıştı.
Oyuncuların bir uyuşturucu olan kokain kullandığını söyleniyor. Belki ben de oyuncu olmak için onu kullanmalıyım. Kim bilir, belki de yerel, rahat ve sakin bir yer olan Casting Cafe’de daha iyi bir izlenim bırakırsınız ya da buna benzer bir şey.
LCD, Space in 3 ve “Made Easy, Ecstacy”.
Son günlerde sık sık ünlüler operasyonu oluyor. Nasıl olsa kokain çeken ünlü vardır deyip, toptan gözaltına alıyorlar galiba. Ama bende o kadar büyük bir tutku var ki şöhret için, kokain bağımlısı olmaya razıyım.
Ne yazık ki, toplumun muhafazakâr görüşleri beni rahatsız ediyor. İnsanlar sürekli sosyal medyadan aktörleri ve aktrisleri takip ediyor. Bu kişilerin aşk hayatı, yaptığı harcamalar, sahnede yada çekimlerde giydikleri, hareketleri, siyasi görüşleri ve toplumsal duyarlılıkları sürekli konuşuluyor.
Garip olan, bir sanatçı başarısız olduğunda ya da unutulup gittiğinde herkes mutlu oluyor. “Oh olsun! İyice şımarmıştı!”, “Kendini ne sanıyor bu adam (kadın)? Hollywood yıldızı falan mı?”, “O kadın çok saf. Bu işler yönetmenin yatağından geçmez birader, yetenekli olacaksın!”
Halkımız birden film eleştirmeni oluyor. Ayrıca, kimi kadın oyuncularda -kısaca aktris desem daha doğru olur- neredeyse bozukluktan daha kötü olan, sahte bir yeme bozukluğu var. Yönetmen veya herhangi bir ekip üyesi de onu eleştirdiğinde, her zaman sızlanıyor. Dikkat çekmenin bir başka yolu mu? Yoksa bu insanlar hayatlarıyla kumar mı oynuyor?
Mesela İrem Derici, geçtiğimiz günlerde kemik torbası olmuştu. Sonra hastaneye mi kaldırılmıştı? Neyse, bu konuyu kapatalım.
Son günlerde sık sık duyduğumuz ünlü operasyonlarının amacı gündem değiştirmek mi? Örnek olarak Hasan Can çok sevdiğim bir insan. Sigara dâhi içmiyor ama uyuşturucu kullandığı iddiası ile göz altına alınıyor, test yapılıyor ve temiz çıkıyor. Peki ya itibarı?
Bir sanatçı olarak sürekli toplum önünde olan yardımsever bir insan, bir insanın gururu ile oynamak bu kadar kolay olmamalı.
Son olarak uyuşturucu kadar tehlikeli bir sorunumuz var: Gençlerimiz sosyal medya üreticisi olmak için her şeyi vermeye razı durumdalar. Yukardaki satırlar hayatında tek amacı oyuncu olmak yada ünlü bir sosyal medya fenomeni olmak isteyen bir öğrencimden esinlenerek yazıldı.
Sürekli popüler olmak isteyen, bu amaçla yıllarını veren liseden sonra okumayıp, İstanbul’da tutunmaya çalışan ve başarısız bir evlilik tecrübesi edinen sevgili öğrencim… Ne yazık ki yıllarını ve gençliğini gerçekleşmeyecek bir hayalin peşinde koşarak geçirdi ve yıllar sonra çocuğu ile beraber baba evine döndü.
Gençlerimizin özendiği ünlüler çok mutlu mu sizce, ne dersiniz?
Geçtiğimiz gün kaybettiğimiz Ergün Plak olarak tanınan yetenekli sanatçımız -Allah rahmet eylesin-, Kâğıthanede yalnız yaşayan, yuva kuramamış, elli yaşında ve hastaydı.
Gençlerimizi sosyal medyadan popüler olma sevdasından uzak tutmadığımız sürece onları kaybederiz. Ülkemiz için, hatta tüm dünya çocukları için en büyük tehlike budur.
En derin saygılarımla… Yeni eğitim-öğretim yılının vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını dilerim.













