Bu yazıyı, biraz karşı cinsi eleştirir, biraz da iğneyi kendime batırır gibi yazmak istedim. Çünkü sürekli yara almış bir kadın olarak, artık şunu çok iyi biliyorum: insan olmanın, sevmenin ve sevilmenin en temelinde “güven” var. Güven olmadan hiçbir duygu kök salmıyor, hiçbir ilişki nefes alamıyor.
Yıllardır çevremdeki kadınların hikâyelerini dinliyorum. Kimisi aldatılmış, kimisi kandırılmış, kimisi “sen farklısın” denilerek sıradanlaştırılmış. Ve hepsinin ortak noktası şu: güvenleri kırılmış. Bazen bir sözle, bazen bir suskunlukla, bazen de bir gidişle. O yüzden “Her erkeğe güvenilmez” cümlesi sadece bir öfke değil, bir savunma cümlesi aslında.
Güvenin Kırıldığı Yer: Erkeklik mi, İnsanlık mı?
Bence her şeyin başı güven, sonu da güvenin bitişi. Bazı erkekler vardır, güven vermez ama güven ister.
Bazıları ise, başta öyle bir güven duygusu yaratır ki kelimeleriyle, ilgisiyle, varlığıyla seni inandırır. Ama sonra… Ne söylediklerini unutur, sözlerinin arkasında durmaz, hatta seni inandırdığı duygunun içini sessizce boşaltır.
İşte o anda kadın kırılmaz aslında, sadece uyanır. Çünkü güven, kelimelerde değil davranışlarda yaşar.
Güvenin olmadığı yerde sevgi bile bir noktadan sonra yük olur. Çünkü sevilmek yetmez; güvenmediğin bir insanla yan yana olmak, kalabalık bir yalnızlık gibidir.
Biz kadınlar haksız da değiliz. Toplum yıllarca erkeğe güçlü olmayı, kadına ise sabırlı olmayı öğretti. Erkek hata yaptığında “insanlık hali” dediler, kadın kırıldığında “çok alıngan” dediler. O yüzden bu cümle: “Her erkeğe güvenilmez” sadece kişisel bir sitem değil, sistematik bir yorgunluktur.
Bazı Erkekler Güven Verir, Bazıları İse Sadece Kırar
Elbette her erkek aynı değil. Bunu biliyorum, biliyoruz. Bazı erkekler güven verir, sakinliğiyle, tutarlılığıyla, susarken bile güven duyduğun bir duruşla. Bazıları da sadece kullanır. Duyguyu, ilgiyi, sevgiyi bir araç gibi görür. Söz verir ama tutmaz, konuşur ama hatırlamaz, sever ama sahiplenmez.
Sonra da kadınlara “çok güvenme” diye akıl verirler. Aslında biz kadınlar fazla güvenmiyoruz; sadece içimizden gelene inanıyoruz. Bizim hatamız güvenmek değil, hak etmeyene inanmaya devam etmek. Çünkü içimizde hâlâ bir “belki bu sefer farklı olur” inancı var. Ama çoğu zaman olmuyor. Çünkü bazı erkekler sevgiye değil, sadece ilgiye ihtiyaç duyuyor. Ve o ilgi bitince, biz de bitmiş oluyoruz.
Kendime de Bir Sözüm Var
Burada durup kendime de dönüyorum. Evet, bazı erkekler güvenilmez. Bazen biz de göz göre göre inanıyoruz. Seçerken sezgilerimiz uyarıyor, kalbimiz “sus” diyor ama aklımız “ya yanılıyorsam” diye fısıldıyor. Bazen sevgiyle karıştırıyoruz ilgiyi, sahiplenmeyle karıştırıyoruz sevgiyi. Bu yüzden iğneyi biraz da kendime batırıyorum. Çünkü güven bir başkasına değil, önce kendimize duyduğumuz bir şey. Kendimize güvenmeyi öğrendiğimizde, artık kimse bizi kandıramıyor.
Güvenin Bedeli
Güvenin bedeli ağır oluyor. Kendimizi bir başkasına akıl verirken buluyoruz, “Her erkeğe güvenilmez” diyoruz, sonrada kendimiz uygulamıyoruz. Bunun yanı sıra şöyle de bir gerçek var; güveni tamamen terk etmek de yaşamı terk etmek gibidir. Çünkü güven olmadan hiçbir bağ gerçek olamaz. Belki artık körü körüne güvenmemeliyiz, ama içtenlikle güvenmeyi de unutmamalıyız. Belki de mesele “her erkeğe güvenilmez” değil, “herkese aynı şekilde güvenilmez”dir. Çünkü güven bir armağan değil, bir sınavdır.
Ve bazıları o sınavda kaybeder, bazıları ise bir ömür kazanır.














Çünkü güven bir armağan değil, bir sınavdır.
Ve bazıları o sınavda kaybeder, bazıları ise bir ömür kazanır. Kesinlikle katılıyorum 👏🏻👏🏻👏🏻