Hiç fark ettiniz mi bilmiyorum ama etrafımızda bize ahlak dersi vermeye çalışan birçok insanın geçmişi kirli planlar ve hainliklerle dolu. Bu durum çok garibime gidiyor…
Geçen okuduğum kitapta şöyle anlamlı ve düşündürtücü bir satıra denk geldim. ‘’Hırsıza çok değer verirsen sana ahlak dersi verir.’’ diye. Sonra kitabı kapattım ve aklıma bu satırları okurken bazı simalar geldi. Bazı simaları karanlık sima diye de değiştirebiliriz. Hakikaten bunu yazan kalem müthiş bir tespitte bulunmuş. Hepimizin etrafında kötü, art niyetli, hasetçi, hırsız, arsız, terbiyesiz ve kibir abideleri mevcut. Bu insanların ortak yönü kendilerini en iyi insan görmeleri ya da en dindar Müslüman olarak görmeleridir. Geçmişlerini unutmuş gibiler, geçmişte yaraladıkları kalpleri görmüyor gibiler, çaldıkları mallarla insanların hakkına girdiklerini bilmiyor gibiler. Geçmiş onlar için yaşanmış ve bitmiş bir oyun gibi adeta. Oyunu oynamış ve bilgisayarı kapatmış gibiler. Ancak işin iç yüzüne baktığın vakit kimse zerre bir şeyi unutmamış, hırsızın ve arsızın geçmişte yaptıklarını yine yapabileceğini düşünmekte.
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfler ve bizde üflemeye devam ediyoruz. Zamanın hırsızı bugünün zengini diye onun hainliklerini görmezden gelemeyiz. Zamanın arsızı bugünün müdürü diye ona el pençe divan olacak değiliz. Zamanın delisi bugün bir topluluğun rehberi oldu diye onu ve dediklerini kâle alacak değiliz. Geçmişin sinsi ve karanlık sokaklarında sırta vurulmuş haince bıçakların izleri hatırına bu gün o kötü insanları affetmeyeceğiz. Toplum istediği kadar balık hafızalı olsun, çıkarcı olsun, yalaka olsun bazı adamlar bazılarını asla affetmeyecek. Bazen bin kişinin dediği yalan bir kişinin dediği doğru olabilir. Hırsız hırsızdır. Kötü kötüdür. Doğruya doğru.
İntikam elbette alınabilir ya da kötülüklerinin cezası verilebilir ama atı alan Üsküdar’ı değil de Edirne’yi geçmişse açıkçası çabalamaya çalışmak çok da mantıklı bir eylem gibi gelmiyor bana. Hem bazı insanların duruşu vardır ve bu insanlar bazen bazılarından intikam alma tenezzülünde bile bulunmaz çünkü bilir ki hırsız asla muradına ermez ve asla doyamaz. Kötüler asla mutlu olamaz. Huzurları olmaz ve rahatta olmaz. Hayatımızdaki kötülere biraz saydırmak açıkçası iyi geldi. Ama Allahtan korkmaz kuldan utanmaza ne desek bence boş.
Tabi bizim işimiz hırsızı terbiye etmek değil. Bizim işimiz şerefimizle, namusumuzla ve alın terimizle bu hayatı yaşamaya çalışmak. Bizim işimiz helal lokma ile bu yolda yürümeye çalışmak. Hırsız kendi yoluna baksın. Yandaşlarına baksın, yalakalarına baksın, yoldaşlarına, ortaklarına, dostlarına ve çocuklarına baksın. Hırsızın temiz yüreklerde, doğru işlerde, hayırlı adımlarda, başkalarının umutla büyüttüğü güzelim çiçeklerle dolu bahçelerde işi yoktur. Yeri yoktur. Hırsızın başkasına bu günah, bu yanlış, bu doğru değil gibi ahlaklı sözler demesine kesinlikle gerek yoktur ve bu hadsizlik ve terbiyesizliktir. Hırsızda olsan yerini bileceksin.












