13 Ağustos 2026, Perşembe
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Hayat heybesine insanlık yükleyen bir kalem: İsmail Balat

Hayat heybesine insanlık yükleyen bir kalem: İsmail Balat

Filozof Sosyolog - Filozof Sosyolog
13 Ağustos 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:9 dakikalık okuma
A A
0
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Türk Dili ve Edebiyatına, Türk Şiirine ve Türk Şairlerine vefa

Yazı Dizisi – 2. Söyleşi

Edebiyat, yalnızca kelimeleri bir araya getiren bir sanat değil; insanı, toplumu, zamanı ve yaşanmışlıkları geleceğe taşıyan güçlü bir hafızadır. Türk dili ve edebiyatı da yüzyıllar boyunca şairlerin, yazarların ve gönül insanlarının kalemleriyle büyümüş; onların bıraktığı eserlerle bugüne ulaşmıştır. Bu nedenle edebiyatımıza emek veren isimleri tanımak, onların eserlerini konuşmak ve düşünce dünyalarını okuyucuyla buluşturmak, geçmişe olduğu kadar geleceğe karşı da bir vefa borcudur.

“Türk Dili ve Edebiyatına, Türk Şiirine ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizimizin ikinci konuğu İsmail BALAT. Şiirle başlayan yazarlık serüvenini öykü, kültür ve insan merkezli çalışmalarla sürdüren BALAT; eserlerinde bireyin hikâyesinden toplumun ortak hafızasına, Anadolu’nun kültürel zenginliğinden dijital çağın insan üzerindeki etkilerine kadar uzanan geniş bir alanı ele alıyor.

Onun anlatısında insan, yalnızca bir karakter değil; yaşadığı coğrafyanın, çağın, acının, sevincin ve hatıranın taşıyıcısıdır. “Hayat heybeme insanlık yükledim” sözü ise bu yaklaşımının belki de en özlü ifadesidir. Bu söyleşide İsmail Balat’ın yazarlığa başlangıcını, Anadolu yolculuğunu, “100 Kişinin Yüzü”, “Bir Dil 81 İl, Anadolum” ve “Absürt: Dijitalde Kaybolmuş Hayatlar” gibi çalışmalarını; edebiyat, insan, toplum ve dijital çağ üzerine düşüncelerini konuştuk.

Kendisini tanımak, eserlerinin arkasındaki insanı ve düşünce dünyasını anlamak adına gerçekleştirdiğimiz bu söyleşiyi siz değerli okuyucuların ilgisine sunuyoruz.

İsmail Bey, öncelikle hoş geldiniz. Sizi ağırlamaktan memnuniyet duyuyorum. İlk olarak sizi henüz tanımayan okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

İsmail Balat, Ağrı doğumludur. Hayata masmavi bakan bir pencereden bakıyorum. Hayat penceresi açıldığında gördüğüm tek şey, insana insan gibi bakabilmektir.

Yazarlığa sizi götüren asıl kırılma noktası neydi? Bir gün “Ben yazmalıyım.” dedirten şey ne oldu?

Ortaokul yıllarımdan itibaren küçük notlar tutardım. Bir gün, ismini tam hatırlayamadığım bir gazetenin düzenlediği Annem konulu şiir yarışmasında derece yapmıştım. Şiir yazmaya ve notlar almaya devam ettim; ta ki dört şiir kitabı çıkarana kadar. Aldığım diğer notları da zaman içerisinde değerlendirdim. 1980 darbesinde yaşadığım bazı olayları, “Ben büyüyünce bunlardan bir yaşam kitabı olur.” dediğim günü ve o anları hatırlayıp kitaplaştırmaya karar aldım. Üç çalışma hariç, üç öykü kitabı çıkardım.

Sizce yazar, yaşadığı çağı yalnızca anlatan kişi midir; yoksa çağının vicdanı olma sorumluluğunu da taşır mı?

Yaşam ve vicdan, ortak bir yaşam biçimidir. Çağı hikâye olarak anlatırsak vicdanı, yaşam olarak anlatırsak yaşam sorumluluğunu anlatmış oluruz.

“100 Kişinin Yüzü” farklı toplumsal kesimlerden insanları bir araya getiriyor. Bu çalışmanın ardından insanlara bakışınızda ne değişti?

“100 Kişinin Yüzü” adlı eserimizi yazarken kimi zaman ağladım, kimi zaman empati yaptım. Hayatın herkese eşit davranamadığını hissettim. Bu eserin yalnızca güçlünün yanında olmadığını, aslında insanların birbirinden farklı hikâyelerinin bulunduğunu gördüm.

Bir insanı tanımak için onun anlattıklarına mı, sustuklarına mı bakmak gerekir? Bir yazar ve siyasetçi olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Yaradan, yaratılış gereği her canlıyı farklı yaratmış. Yaratılmış yüz mimiklerini, hatta gözlerin insanı ifade ettiğini insanların bakışlarından anlıyorum. Anlatan insanı gözleriyle anlatıyorsa, ben de yaşarcasına dinlerim.

“Bir Dil 81 İl, Anadolum” sizi Türkiye’nin farklı coğrafyalarına götürdü. Anadolu’da karşılaştığınız hangi insan veya olay sizi edebî anlamda en çok etkiledi?

“81 İl Anadolu’m” kitabını yazacağım zaman il il, ilçe ilçe dolaşma kararı aldım. Gittiğim yerleri notlar alarak ve kütüphanelere ekleyerek ilerledim. Gitmediğim yerlerde ise gidip bire bir insanlardan dinledim. Yöre insanının dilini, hikâyelerini ve yaşanmışlıklarını dinleyerek kayıt altına aldım. Sonra kalemle buluşturdum İnsanların dertlerine sevinçlerine dinledikçe ortak olmaya çalıştım. Hakkari’de cennet cehennem vadisinden manevi etkilenmiştim acabalarla..!

Sizce bugün Anadolu’nun kültürel hafızasını en fazla tehdit eden şey nedir: göç, modernleşme, ekonomik değişim, dijitalleşme, yoksa kuşaklar arasındaki kopuş mu?

Ne yazık ki göçün temel kaynağı, Anadolu insanının iş bulamaması ya da yeni neslin Anadolu’da kendisine gelecek bulamamasıdır. Çocuklarımızı modern hayatın içerisine getirirken köklerinden koparmamalıyız. Yüksekokul hayaliyle doğudan batıya gelen gençlerin iş beğenmemesi ve diplomalı gençlerin iş bulamaması, beyin göçünü doğuruyor. Beyin göçü dediğimiz şey, gençlerin doğdukları topraklardan koparak ya batıya ya da Avrupa ülkelerine gitmeleridir.

“Absürt: Dijitalde Kaybolmuş Hayatlar” kitabınızda dijital dünyanın insan ilişkileri üzerindeki etkisini ele alıyorsunuz. Sizce teknoloji insanı özgürleştirdi mi, yoksa yeni bir bağımlılık biçimi mi yarattı?

“Absürt” eserimizi yazarken ilk sayfalarını kendi evimde, küçük oğlumla bir gecenin sabahını bulduğum saatlerde, onunla olan diyaloğumuzu yazdım. Sonra “Kahretsin!” dedirten dünyanın, çocuklarımızı adeta avuçlarımızdaki büyük tehlikenin birer tutsağı hâline getirdiğini düşündüm. Sigaranın içindeki alkol ve nikotinden daha zehirli olan, özgürlük kavramının kapısını açıp “Sen özgürsün.” diyerek serbest bıraktığımız çocukların duygusal ve yaşamsal dünyasıdır. Gerek pencereyi açıp dışarıya baktığımızda gerekse baktığımız her yerde, geldiğimiz noktada milyonlarca piksel ekrana bağımlı birer tutsağız.

Bugünün insanı sürekli iletişim hâlinde olduğu hâlde neden giderek daha yalnız hissediyor?

Kitap okuyan insan yalnız değildir. Kişilerin, rollerin ve konumların farklı olması, bence karışık bir dünyanın varlığını gösterir. Kitaplar iletişim hâlinde gibi görünür; insan ise aslında doğruyu sadece Google’dan ibaret sanmaya başladığında ve o düşünceyle yaşadığında bir bağ kopukluğu oluşur. İnsan, girdiği her rolde aslında yalnızdır.

Sosyal medyada insanlar çoğu zaman yaşadıkları hayatı değil, göstermek istedikleri hayatı sergiliyor. Sizce bu durum insanın kendi gerçekliğiyle bağını nasıl değiştiriyor?

Kaygı ve özenti, iki kelimede gizli güçlü birer silahtır. Kimi insan bunları iyi değerlendirir, kimisi ise hayal dünyasına kapılır gider.

Bir sosyolog olarak size “Dijitalleşme insan ilişkilerini dönüştürüyor.” desem, bir yazar olarak buna ekleyeceğiniz en önemli cümle ne olurdu?

Hayatımız tamamen dijitaldeki hâline dönüştü. Son çağ, yapay zekâ çağı. Yapay zekâ hayatımıza girerken artık birçok şeyi ona soruyoruz. “Bugün sevdiğime hangi çiçeği alayım?” gibi sorular bile soruyoruz. İnsan artık 24 saat boyunca kendisini takip eden, ne yapacağını bilemeyen bir yapay hafızaya sahipmiş gibi yaşamaya kendisini entegre etmiş durumda.

Sizce edebiyat toplumdaki sorunları değiştirebilir mi, yoksa yalnızca onları görünür kılmakla mı yetinir?

Artık öyle bir duruma geldik ki dil sadece anlatıyor. İçimizde ne duygu kaldı ne de edebiyatı dinleyebilecek kimse.

Bugün bir yazarın en büyük mücadelesi sizce nedir: yazmak mı, okunmak mı, yoksa söylediklerinin gürültü içinde kaybolmasını engellemek mi?

Kalem dildir, dökülür beyaz sayfalara. Belki umut hâlâ tükenmemiştir. İki kuşak, her ne kadar dokunamadıkları şeylerden fırsat bulamasa da damardaki asil kan gibi günü gelecek, her söze muhatap olacaktır. İnsanoğlu yarının sayfadaki mirasını gün yüzüne çıkaracaktır.

Geçmişteki İsmail Balat bugün karşınızda otursaydı, ona “Bunu sakın yapma.” diyeceğiniz bir şey olur muydu?

Hayatımda çok fazla “keşke” olmadı. Lakin isterdim ki imkanlar doğrultusunda dereceye girdiğim gün vira bismillah diyip başlasaydım kitaplarla yıllar önce buluşsaydım ve yazmaya daha erken başlasaydım. Geçmişteki İsmail Balat’ın hayatında çok nadir hayırlar olduğu için evvelimin ağır bastığı yerde, “Sakın yapma!” ile karşılaşmadım.

Bütün kitaplarınızdan geriye yalnızca tek bir cümle bırakma hakkınız olsaydı, o cümle ne olurdu?

Hayat heybeme insanlık yükledim. Yüküm ağır gelse de gayem insan, gayem insanlık.

“Birileri Yazdı” kitabınızın 296. sayfasında ben de yer alıyorum. Öncelikle beni bu anlamlı çalışmaya dâhil ettiğiniz için teşekkür ederim. Ayrıca bu projeye katkı sunan tüm değerli isimlere de teşekkür etmek isterim. Böylesine kıymetli insanlarla aynı projede yer almaktan büyük onur duydum. Kitabınıza okuyuculardan nasıl geri dönüşler aldınız?

Bu proje devam edecek mi? “100 Kişinin Yüzü” ile birlikte eserlerimizde birçok insanı bir araya getirdik. 182 kişiyi dostane bir dünyada buluşturdum. Çok mutluyum. Belki kalacak, yıllarca sayfalarına dokunulacak eserler bıraktım. Bunun maddi bir getirisi olmasa da olur, olsa da olur. İki son eserimiz Farklı bir projedir; elbette karşılığını Van’dan Edirne’ye gönüllere dokunarak dostlar edinme süretiyle alacağımdan şüphem yoktur. Nasipten öte yol yoktur. Size hem eserde yanımda olduğunuz hem böyle bir söyleyişide yer verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum iyi ki varsınız.

Sayın İsmail BALAT’ın cevaplarında farklı başlıkların altında tekrar tekrar karşımıza çıkan ortak bir kavram var: insan. Anadolu’dan dijital dünyaya, şiirden öyküye, bireysel hatıralardan toplumsal hafızaya kadar uzanan yazarlık serüveninin merkezinde insanı anlamak, dinlemek ve yaşanmışlıkları geleceğe aktarmak bulunuyor.

Belki de edebiyatın en önemli görevi tam olarak budur: Zamanın hızına karşı insanın hikâyesini korumak. Unutulan bir sözü, kaybolan bir hatırayı, bir coğrafyanın sesini veya bir insanın hayatındaki küçük ama kıymetli bir ayrıntıyı geleceğe taşımak…

İsmail BALAT’ın “Hayat heybeme insanlık yükledim. Yüküm ağır gelse de gayem insan, gayem insanlık.” sözleri, bu söyleşinin de en güçlü cümlesi olarak hafızamızda yer ediyor. Çünkü edebiyatın kalıcı tarafı yalnızca yazılanlar değil, yazılanların insana dokunduğu yerdir.

“Türk Dili ve Edebiyatına, Türk Şiirine ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizimizin ikinci söyleşisini gerçekleştirirken, başta İsmail BALAT olmak üzere Türk edebiyatına, Türk diline, Türk Şiirine ve kültürel hafızamıza emek veren bütün kalemlere teşekkür ediyoruz.

Aynı zamanda “Birileri Yazdı” projesinde yer alan biri olarak, farklı hayatlara, farklı hikâyelere ve değerli insanlara aynı edebî zeminde dokunabilmiş olmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek isterim. Edebiyatın en güzel taraflarından biri de insanları kelimeler aracılığıyla aynı sayfada buluşturabilmesidir.

Bu yazı dizisinin amacı yalnızca isimleri tanıtmak değil; Türk Dili ve Edebiyatına emek veren insanları hatırlamak, onların sözlerine kulak vermek ve edebiyatımızın yaşayan hafızasına küçük de olsa bir katkı sunmaktır.

Vefa, geçmişe bakmakla sınırlı değildir; değerli olanı geleceğe taşıma sorumluluğudur. Biz de bu sorumlulukla yolumuza devam ediyoruz.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Ferman Akgül’den Oslo’da anlamlı proje

Filozof Sosyolog

Filozof Sosyolog

Jale ERDOĞMUŞ, İstanbul'da doğdu. Muğla Üniversitesi İİBF Dış Ticaret ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İİBF İşletme ve yine aynı üniversitede Sosyoloji eğitimleri aldı. 2010 yılında Kanada Toronto LSC'de dil eğitimi, 2018'de Siyaset Akademisi, 2019 Kuantum Düşünce Teknikleri Eğitimi ve 2024'te İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim kapsamında Dijital Pazarlama Yönetimi Sertifika Eğitimleri aldı. Çeşitli internet gazetelerinde köşe yazarlığı ve içerik üretici yazarlığı yaptı. Kendine özgü yazılar yazmayı ve şiirler yazıp, yorumlamayı seviyor. Antoloji.com ve Edebiyat Defteri'nde şiirleri mevcuttur. Yayınlanmış çeşitli kitaplarda makaleleri yer almaktadır. Eseri: "Filozof Sosyolog Gözüyle Dijital Çağ: Toplumsal Çürümeye Yol açan Tiktok Sorunsalı" ve Filozof Kırmızısı Kitaplarının Yazarı (Yazım aşamasında, süreç devam ediyor)

İlgili Haberler

Yazarlar

Ankakart’ı basıp bindik ama hastane nerede la bebe?

13 Ağustos 2026
Funda Kadıoğlu, “Patates Kızartması” Filminin Kadrosunda
Yazarlar

Funda Kadıoğlu, “Patates Kızartması” Filminin Kadrosunda

12 Ağustos 2026
Yazarlar

Demetevler 12. Cadde’de Araba Kullanmak, Kaburga Testinden Geçmektir La!

12 Ağustos 2026
Yazarlar

La Bebe, o fiyat etiketinin öyle olmadığını ben de biliyom!

11 Ağustos 2026
La Bebe, Bende ki Bu Varoluşsal Sancı Göğsümü Sıkacak Yine!
Yazarlar

La Bebe, Bende ki Bu Varoluşsal Sancı Göğsümü Sıkacak Yine!

10 Ağustos 2026
Konforlu cehennem: Bizi ne zaman susturdular?
Yazarlar

Konforlu cehennem: Bizi ne zaman susturdular?

10 Ağustos 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Yazarlar

Hayat heybesine insanlık yükleyen bir kalem: İsmail Balat

13 Ağustos 2026
Ferman Akgül’den Oslo’da anlamlı proje
Kültür ve Sanat

Ferman Akgül’den Oslo’da anlamlı proje

13 Ağustos 2026
Çorlu'da aynı gece 2 ev yangını
Yerel Haberler

Çorlu’da aynı gece 2 ev yangını

13 Ağustos 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Merve’nin yüzde 98 engelli kaldığı ‘iğne’ davasında doktora hapis ve 6 ay meslekten men cezası

13 Ağustos 2026
Yaşam

Engelli ressamın ‘spatula’ tabloları

13 Ağustos 2026
Yaşam

Diyarbakır’da yasa dışı kenevir ekimi operasyonu; 247 bin 145 kök kenevir ve skunk imha edildi

13 Ağustos 2026
Yaşam

110 metreden yaptığı atışla 2 şişe arasına sıkıştırılan kağıt parçasını vurdu

13 Ağustos 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Karakoçan’da anız yangını

Elazığ’da anız yangını paniği! Rüzgarla yayılan alevleri ekipler ve köylüler söndürdü

- Haberton
13 Ağustos 2026

Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde çıkan anız yangını, ekipler ve köylülerin müdahalesiyle söndürüldü. Yangın, Karakoçan ilçesine bağlı Koçyiğitler köyünde çıktı. Henüz bilinmeyen...

Dünya kavrulacak, aşırı sıcaklar kapıda: El Niño tehdidinden korunma yolları

Gökyüzünde büyük şölen! Tam güneş tutulması bugün gerçekleşiyor: Türkiye’den görülecek mi?

Tek Başına Mutlu Olmak Mümkün mü? Yalnızlıkla Mutluluk Arasındaki İnce Çizgi Dikkat Çekiyor

Telefon Numaranız Başkalarının Eline Geçtiyse Dikkat! Tek Başına Masum Görünüyor Ama Riskleri Var

Güncel Haber

Hayat heybesine insanlık yükleyen bir kalem: İsmail Balat

13 Ağustos 2026
Ferman Akgül’den Oslo’da anlamlı proje

Ferman Akgül’den Oslo’da anlamlı proje

13 Ağustos 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton