Binlerce insan Galata’da bir araya geldi. Ama bu bir kalabalık değildi! Bu, dünyanın sağırlaşan kulaklarına karşı yükselen bir vicdan çığlığıydı. “Sinmiyoruz, susmuyoruz. Filistin’i unutmuyoruz!” Bu sözler bir slogan değil, tarihe düşülen bir nottu.
Bugün dünyada bazı başkentlerde güç konuşuyor, çıkar konuşuyor, petrol konuşuyor. Ama Galata’da insanlık konuştu. Çünkü Filistin sadece bir coğrafya değildir. Filistin, yıkılmış bir evin enkazında çocuğunu arayan bir annenin feryadıdır. Filistin, oyuncakları moloz altında kalan bir çocuğun yarım kalmış gülüşüdür. Filistin, bombaların susturamadığı bir halkın onurudur. Dünya ise üç maymunu oynuyor. Görmüyor. Duymuyor. Konuşmuyor.
Ama Galata konuştu. Orada sadece Türk bayrakları değil, insanlığın onuru dalgalandı. Orada sadece sloganlar değil, kalpler çarptı. Orada insanlar bir araya gelmedi; vicdanlar kenetlendi. Birileri hâlâ “politik” diyor. Hayır Bu politik değil, bu ahlaki bir duruş. Bu sağ ve sol meselesi değil, bu insan kalabilme meselesi. Çünkü bir çocuk öldürülürken tarafsız kalmak, zalimin yanında durmaktır. Galata’da toplanan o binler, dünyaya şunu haykırdı: “Biz ekranlardan izleyip geçmeyeceğiz. Biz unutmayacağız. Biz normalleşmeyeceğiz.”
Ve bu haykırış, en çok da zulmü meşrulaştıranları rahatsız etti. İyi ki rahatsız etti. Çünkü zulüm, sessizlikle beslenir. Ama Galata o sessizliği parçaladı. Bugün Filistin için atılan her adım, yarın insanlık için bir umut olacak. Ve tarihe şu not düşülecek: Herkes sustuğunda, Galata konuştu. Herkes unuttuğunda, bu millet hatırladı.













