Knidos’ta tıp ilerlemiş. Cümle böyle başlar. Kıymet bilen biri duyduğunda “Vay be!” der, bizdeki çoğunluksa “O ne ki?” diye bakar. Zaten her şey de bu “O ne ki?” ile başladı.
Şimdi söyleyin bana: M.Ö. 5. yüzyılda veremi tanımlayan Euryphon’un adını kaç kişi biliyor? Adını bırak, harflerini duyan kaç kişi var? Ben geçen Herodicus’u anlattım, “Abi o sol bek mi?” dedi çocuk, “Yunanistan 21 yaş altı mı?” diye sordu. Yani bizim için geçmiş, sadece sınav sorusu. Bir de “bir’ dizide oynarsa belki tanırım abi” diyenler var. Oysa Knidos bir okuldu.
Düşünsene; Ege’nin ucunda, kayalıklar üstünde, güneşin altında bir bilgi sofrası kurulmuştu. Adamlar yelkenliyle şifa aramaya geliyordu buraya. Şimdi biz sahurda ne içelim diye kafa patlatıyoruz; Çay mı kahve mi? Sanki karar verince ülke kalkınacak… Birileri çıkmış, “Sakız orucu bozar mı?” diye tartışıyor. Stüdyo kurmuşlar, masa büyük, konu sakız. Harbi söylüyorum, memleket meseleleri arasında dördüncü sırada:
- 1- Dış politika
- 2- Ekonomi
- 3- Trafik
- 4- Sakız
Sakız! Yav kardeşim, Euryphon yaşasa yemin ediyorum tıbbi kayıtları yakar, Knidos’u kapatır, “Bırakın millet ölsün” derdi. Derdi çünkü bizim sorunumuz hastalık değil artık, cehalet ve ciddiyetsizlik. Ama sorsan herkes her şeyi biliyor: Astroloji bilirler, yorum yaparlar. Bitki çayı tarifleri verirler. Geleneksel tıp konuşurlar ama Herodicus’un ismini duyunca: “Yani bu… şey değil mi ya, influencer gibi biri?” Bak bu coğrafya bazen bana, ders çalışmamış ama kopya çekmeye de üşenen öğrenci gibi geliyor. Yani sınavdan kalıyor, ama dert etmiyor. Böyle bir umursamazlık, böyle bir boş vermişlik! Bir de işin komik yanı, taş üstüne taş koyanı dışlıyor, sürekli taş atanı da “delikanlı” ilan ediyor.Ben burada Knidos diyorum, Euryphon diyorum, Sostratos diyorum, adam bana hâlâ “Abi bu Knidos ne zaman lig atladı?” diye soruyor.
Sanki Bandırmasporla Play-Off oynayacak…
Bak kardeşim, şaka bir yana bizim mesela uzay ajansımız var. Ama hâlâ “insan aya gitti mi gitmedi mi?”yi tartışıyoruz. Eller Mars’a gidiyor, biz hâlâ kandil simidi mi susamlı mı tartışıyoruz. Bu toprakların vaktiyle yetiştirdiği bilim insanlarının mezarları taşla örtülü, adları Wikipedia’nın alt satırlarında kalmış.
O mezarların üstünden geçerken selfie çekenler, o adamların neler yaptığını bilmiyor bile. Yahu burası Knidos! Buradan bilgi çıkmış, buradan fikir doğmuş, buradan dünyayı iyileştirme arzusu çıkmış. Şimdi biz ne yapıyoruz? Filtre kahveyle Türk kahvesini yarıştırıyoruz. Sonra neden gençlik yurt dışına kaçıyor? Niye kaçmasın? Burada ona “Sakız oruç bozar mı ?” diye öğreti veriyorlar. Ben artık yazarken terliyorum.
Anlat anlat yoruluyorsun, karşıdan gelen bakış hâlâ “Knidos mu? O ne?” Ama ben yazacağım. Çünkü bu ülkenin tarihini bilen tek kişi bile çıksa, bütün bu uğraş boşa değil. Ben geçmişin küllerinden ışık çıkaran adamlardanım. Ve inanıyorum: Günün birinde biri Knidos’u okuyacak ve “Ben de buraya aittim” diyecek.













