Emilia Peréz, ilk fragmanının internete düşmesiyle birlikte birçok sinemaseverin merakla beklediği bir filme dönüşmüştü bile. Hakkında yazılanları okumadan izlemekle iyi etmişim, böylece filmin sürprizleri güme gitmemiş oldu. (Merak etmeyin bu yazı filme dair spoiler içermiyor.)
Film mesleğinde iyi olmasına, imkansız görünen davaları müvekkili lehine sonuçlandırmasına rağmen hep ikinci planda kalmış Rita Moro Castro adındaki bir avukatın (Zoe Saldana) öyküsü ile açılıyor. Onu henüz tanımışken Castro’nun, Saul Goodman’ın öyküsünü uzaktan andırır biçimde mafya ile temasına şahit oluyoruz. Acaba mafya ile çalışacak mı yoksa çalışmayacak mı, diye düşünürken öykü alıp başını gidiyor, bir bakıyoruz ki dünya çevresinde birkaç tur atmışız bile.

Film bugüne kadar izlediğim müzikaller arasında çok farklı bir yere hemen yerleşti. Melodiler sağlam, akılda kalıcı; şarkı sözleri güçlü ve oyuncular şarkı söyleyip dans ederlerken müzikal izlediğinizi unutuyorsunuz çünkü her bir sahnenin duygusal ritmi aksatmayan ve öyküye hizmet eden kareografisi var. Filmin en sağlam yönü oyunculukların yaşanan akla seza olaylara rağmen inandırıcılığını koruyabilmesi ve müzikal sahnelerin gücü. Yönetmen Jacques Audiard’ın tercihlerini yaparken klişelerden uzak durmayı seçmiş olması filmin büyük avantajı. Zira bozulmaya hayli müsait, yani hafiften dağınık bir senaryosu var.
Senaryo filmin ilk yarısında temiz aksa da finale yaklaştıkça çok gerekli olmayan yerlerde detaylara dalarak dallanıp budaklanıyor. (Bunda senaryonun rus bir yazardan uyarlanması, konunun ağırlıklı olarak Meksika’da geçiyor olmasına rağmen Meksikalı olmayan oyuncularla İngilizce ve İspanyolca dillerinde hiç İspanyolca bilmeyen bir yönetmen tarafından çekilmesinin etkisi olabilir mi acaba?
Uzun zamandır izlediğim en iyi Netflix yapımı film. Özellikle Zoe Saldana’nın performansı çok iyi ve Karla Sofia Gascon erkek ve kadın karakterleri çok iyi canlandırıyor. (Bu rolüyle Cannes Film Festivali’nde En iyi kadın oyuncu ödülünü boşuna almamış.) Bu arada Selena Gomez de filmin ikinci yarısında öne çıkan bir karakteri yüzüne gözüne bulaştırmadan tertemiz “oynamış”.
“Asla müzikal film izlemem”, ya da “izlerim ama beğenmem”, demiyorsanız uzak durmamakta yarar var.













