Geçen gün bizim gazetenin yazı işlerinde çayları tazelerken dedik ki: “Şehrin batısına, kuzeyine gittik de bizim dikey binaların, dik yokuşların harmanlandığı semtlere uğramadık.” Dedim durun, bu hafta köşeyi tam kalbe, fren balatası kokan o efsane semtlere kırayım!
İlk durağım Dikmen. La Dikmen yokuşuna adımını atan insan falan değil, direkt dağ keçisi olmalı! Arabayla çıkalım dedik, ikinci viteste araba öyle bir inlemeye başladı ki, sanırsın motor kaputun altından çıkıp “Yeter la bebe, ben yürüyerek geliyom!” diyecek. Yokuşun ortasında bir dayı kaldırıma oturmuş, yukarı çıkan arabalara bakıp puan veriyor. Yanına yanaştım, “Dayı buralar hep böyle dik mi?” dedim. Dayı yüzüme baktı, “Evlat, burada yer çekimi bile çift kat çalışır. Buradan yuvarlanan bebe Kızılay’dan toplanır, ona göre bas frene!” demez mi! Gülmekten direksiyona kafayı vuracaktım, az daha Dikmen’in efsane yokuşuna bir çentik de biz atacaktık!
Oradan direksiyonu kırdım Mamak’a. Mamak’ın sokaklarına girdin mi, balkonlar arası çekilmiş çamaşır iplerinden gökyüzünü göremezsin vallah! İki bina arasına çekilmiş ipte mandallanmış halıları, kazağı görünce sandım ki mahalleye bayram havası gelmiş. Sokağın başında fırından yeni çıkmış sıcak simidi alan bir bebe koşuyor. Dedim “Dur la bebe, bir simit de bana böl!” Bebe durdu, simide şöyle bir baktı, bir de bana baktı: “Abi Mamak’ta simit bölünmez, bütün yenir; bölünürse mahallenin dengesi bozulur” dedi. La 10 yaşındaki bebeden racon yedik iyi mi!
Mamak’ın simit diplomasisini geride bırakıp Batıkent’e geçtim. Batıkent’e adım attın mı bir sakinlik, bir nizami hava… Her yer park, her yer yürüyüş yolu. Ama parkta oturan amcaların muhabbetine bir kulak kabarttım: “La bu sitenin aidatına yine zam gelmiş, bizim emekli ikramiyesi aidata gidiyor!” diyor biri. Öbürü de “Bizim site yönetimi uzay istasyonu kuracak herhalde, bu paraya Mars’a yol yapılır!” diye feryat ediyor.
Anlayacağın sayın okuyucu; Dikmen’in bacak kası yaptıran yokuşları, Mamak’ın racon kesen bebeleri ve Batıkent’in aidatzede amcaları olmasa bu şehirde mizahın tadı çıkar mı la? Şehrin her bir köşesi ayrı bir stand-up sahnesi!
Haftaya başka bir semtin sokaklarında freni patlatana kadar, ayazınız az, neşeniz bol olsun!












