Farkında mısınız? Son günlerde sosyal medyada yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. Bir gecede, binlerce ücretli aboneye ulaşanlar (isimlerini anmak dahi istemiyorum), milyonlarca lira kazandığı konuşulan fenomenler, gündemden düşmeyen isimler.
Kimsenin hukuk çerçevesinde elde ettiği kazançta gözümüz yok. Herkes emeğinin karşılığını alabilir. Ancak asıl sorgulanması gereken, toplum olarak kimi alkışladığımız, kimi örnek aldığımız ve kimi görmezden geldiğimizdir.
Bugün bilim insanları, öğretmenler, yazarlar, akademisyenler ve memleketi için üreten insanlar seslerini duyurabilmek için büyük mücadele verirken; yalnızca dikkat çekici içerikler üreten hesaplar milyonlarca insana ulaşabiliyor. Algoritmalar bilgiyi değil ilgiyi, faydayı değil popülerliği ödüllendiriyor.
Bir toplum, en çok kimi alkışlıyorsa geleceğini de ona göre şekillendirir. Eğer gençlerimizin rol modeli ilim, ahlak, üretim ve emek yerine yalnızca şöhret ve kolay kazanç olursa, bunun bedelini gelecekte hep birlikte öderiz.
Elbette eğlenmek herkesin hakkıdır. Ancak eğlence; düşüncenin, kültürün ve toplumsal faydanın önüne geçtiğinde ciddi bir yozlaşma başlar. Sosyal medya artık sadece içerik üretmiyor; aynı zamanda yeni rol modeller, yeni alışkanlıklar ve yeni hayat anlayışları da üretiyor.
Bu noktada birçok eğitimci yazar, psikolog ve sosyolog gibi meslektaşım olan duyarlı insanların, gençlerin eğitimine, milli ve manevi değerlerine katkı sunmayı amaçlayan isimlerin daha fazla görünür olması gerektiğine inanıyorum. Topluma değer katmaya çalışan insanların desteklenmesi, yalnızca onların değil, ülkemizin geleceğinin de desteklenmesidir.
Ancak bu yazıyı kaleme almama sebep olan bir başka kırgınlığım daha var.
Yıllardır toplumsal meseleler üzerine düşünüyor, araştırıyor ve Haberton.com’da ve/veya birkaç yerde köşe yazıları yazıyorum. Saatlerce, günlerce emek verilerek hazırlanan yazılar bazen birkaç yüz kişiye bile ulaşamazken, birkaç saniyelik içeriklerin milyonlarca insana ulaşması insanı ister istemez düşündürüyor.
Bu serzenişim yalnızca kendim adına değildir. Düşünen, yazan, araştıran ve topluma fayda sunmaya çalışan herkes adınadır. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Gerçekten okunmak istenen fikirler mi, yoksa sadece birkaç saniyelik tüketilecek içerikler mi?
Ben, yazdığım her satırın herkes tarafından kabul edilmesini beklemiyorum. Elbette eleştiren de olacaktır, katılmayan da… Fakat emek verilmiş bir düşüncenin en azından okunmaya değer görülmesini beklemek, sanırım her yazarın en doğal hakkıdır. Bazen en büyük kırgınlık eleştirilmek değil, yok sayılmaktır.
Birçok yerde kaleme aldığım yazılar; günü kurtarmak için değil, yarını düşünmek için yazdığım yazılardır. Bir kişiye dahi fayda sağlayabiliyorsa amacına ulaşmıştır. Fakat toplum olarak düşünceyi değil gösteriyi, bilgiyi değil sansasyonu, emeği değil şöhreti ödüllendirmeye devam edersek bunun bedelini gelecek nesiller ödeyecektir.
Bugün alkışladığımız değerler, yarının toplumunu inşa edecektir. Gerçek zenginlik; çok izlenenlerde değil, çok düşünenlerdedir. Gerçek başarı; çok konuşmakta değil, doğruyu söylemekten vazgeçmemektedir.Çünkü bir millet, değer verdiği insanlarla yükselir. Gelecek nesillere sahip çıkmamız boynumuzun borcudur.













