Acımasız ve ansızın gelen selin yıkmak üzere olduğu baba yadigârı ev gibiyim, Dert denizinin içinde boğulmak üzere olan yetim bir evladın acemi ve çaresiz çırpınışları gibiyim.
Zalim ve hainlerin kirli oyunları yüzünden köyünden kovulan sahipsiz ve yoksul bir aile gibiyim,
Acıdan ve arlanmaz ağrılardan dolayı yatamayan talihsiz bir kazazede gibiyim,
İftiralar ve sinsi planların kurbanı olan genç bir delikanlı gibiyim,
Büyük bir hevesle sahiplenilip ardından dondurucu soğukların hüküm sürdüğü çıkmaz sokağa bırakılmış yavru bir kara kedi gibiyim,
Eskiden her gün keyifle dinlenilen efsaneleşmiş şarkının şimdi en son söylenmiş destansı nakaratı gibiyim,
Sonbahar rüzgarının büyük bir hırs ve inatla kopartmaya çalıştığı ağacın en masum ve narin yaprağı gibiyim,
Katilin intikam şarkıları eşliğinde hunharca öldürdüğü suçsuz ve günahsız bir anne gibiyim,
Direnmenin ve dayanmanın anlamını yitirdiği davadaki taraflı bir kararın ortaya çıkarttığı hazin bir son gibiyim,
Artık gülmeyi unutmuş bir palyaçonun son umut kırıntısı gibiyim,
Ve…
Ben en çok da inancı çalınan, emeği gasp edilen, hakkı teslim edilmeyen,
Ezilen, yıkılan, yakılan, kırılan ve tarumar edilmiş olan insanların ettiği en haklı küfrün son hecesi gibiyim.












