Edebiyata değer katan insanlar merhaba, bugün çok kıymetli bir kaleme konuk olacağız. Hem öğretmenlik hayatında, hem de yazarlık sürecinde bilgisini, kaleminin güzelliği ile birleştirip kalplere dokunan, değerli eğitim insanı Burcu B. Özdemir ile birlikteyiz.
Öğretmenler, bilgiyi aktaran değil, bilgiyi sevdirmeyi başaran kişilerdir. Bu kişilerden biri olan sevgili yazar Burcu B. Özdemir’i gelin hep birlikte tanıyalım.
Öncelikle sizi tanıya bilir miyiz? Burcu BABAOĞLAN ÖZDEMİR kimdir?
Ben Burcu Babaoğlan Özdemir. Fen bilimleri öğretmeniyim ve aynı zamanda çocuklara bilimi sevdirmeyi amaçlayan öyküler yazıyorum. Bunun yanında proje danışmanlığı ve yürütücülüğü de yapıyorum. Temelde yaptığım her çalışmada, çocukların bilimi sadece öğrenen değil, keşfeden bireyler olmalarını önemsiyorum. Bu yüzden sınıfta, atölyelerde ve yazdığım hikâyelerde bilimi; oyunla, merakla ve hayal gücüyle birleştiriyorum. Özellikle kaçış oyunları, deneyler ve hikâye temelli etkinliklerle çocukların hem düşünmesini hem de eğlenmesini hedefliyorum.
Şimdiye kadar kaç eser verdiniz?
Şu ana kadar üç resimli çocuk kitabı yazdım. Bunun yanı sıra TÜBİTAK tarafından farklı kapsamlarda desteklenen dört projede yürütücülük, bir projede ise uzmanlık görevinde bulundum. Yine projeler kapsamında eğitmenlikler yaptım, yapıyorum. Aynı zamanda Lokum Dergi’ de yazarlık yapıyorum. Yazarlık, proje üretimi ve atölye çalışmalarıyla üretim sürecimi çok yönlü bir şekilde sürdürmeye devam ediyorum.


İlk kitabınızı çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Çocukluğumdan bu yana hep yazar olma hayalim vardı. Öykülerin insanlara dokunma gücüne her zaman inanmışımdır. Ancak bu hayalim, öğretmenlik mesleğiyle birlikte daha da anlam kazandı. Sınıfta öğrencilerimle kurduğum bağ, onların merakı ve hayal gücü beni yazmaya yeniden yaklaştırdı. Özellikle bilimi öykülerle anlatmanın çocuklar üzerindeki etkisini gördükçe, bu hayalimi gerçeğe dönüştürmeye karar verdim. Böylece yazma sürecim sadece bir hayal değil, aynı zamanda çocuklara ulaşmanın güçlü bir yolu haline geldi.

Yazmayı bırakmayı düşünüyor musunuz? Yoksa hayat boyu devam edecek misiniz?
Yazmayı bırakmayı hiç düşünmüyorum. Çünkü yazmak benim için sadece bir üretim süreci değil, aynı zamanda çocuklara ulaşmanın ve onlara dokunmanın en güçlü yollarından biri. Her yeni öyküde bir çocuğun merakına, hayaline ya da keşfetme isteğine katkı sağlayabilmek beni çok motive ediyor. Bu yüzden yazmak, hayatımın her zaman bir parçası olacak.

Yazarken kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Yazarken kendimi özgür hissediyorum. Sanki sınıfın duvarları ortadan kalkıyor ve çocukların hayal dünyasına doğrudan ulaşabiliyorum. Yazmak benim için hem bir keşif süreci hem de bir paylaşım alanı. Bazen bir çocuğun merakını, bazen bir duygusunu, bazen de küçük bir sorusunu kelimelere dönüştürüyorum. Bu yüzden yazarken kendimi hem bir öğretmen hem de bir hikâye yolcusu gibi hissediyorum.
Burcu Hanım, sizin gibi değerli bir eğitim insanını tanımaktan onur duyduk. Yolunuzun tüm güzellikleriyle edebiyata ışık olmasını ve daha nice eserlere ulaşmanızı dileriz.
Bu nazik sözleriniz için çok teşekkür ederim. Çocuklara dokunan her hikâyenin ve her çalışmanın bir anlamı olduğuna inanıyorum. Eğer yazdıklarım ve yaptığım çalışmalar bir çocuğun merakını uyandırabiliyorsa, benim için en büyük mutluluk bu. Ben de sizin çalışmalarınızda başarılar diliyor, çocuklara ve eğitime katkı sunan her üretimin çoğalmasını temenni ediyorum. Bu güzel röportaj için ayrıca teşekkür ederim.













