Çok iyi gelen insanlara dikkat et; “Biri size fazla iyi geliyorsa, önce neden o kadar kötü hissettiğinize dönüp bakın.”
Biri size fazla iyi davranıyorsa, hemen “ruh eşimi buldum” demek için acele etmeyin. Çünkü bazen birinin ışığı, sizin göremediğiniz kendi karanlığınıza çarpabilir. Gerçek bağ mı, yoksa sevgi açlığının yanılsaması mı?
“Beni ilk defa biri böyle anladı.”
“Gözlerime bakınca içimi gördü.”
“Ne istersem yaptı, o kadar iyi ki!”
Bazen birini tanıdığımızı sanırız. Aslında tanıdığımız, kendi içimizdeki boşluğa onun yansımasıdır. Özlemlerimizi, eksikliklerimizi, tamamlanma arzumuzu bir başkasında görürüz. Ama bu bağ, bazen bir ilüzyona, bazen de ağır bir hayal kırıklığına dönüşebilir.
Neden Bu Kadar Çabuk Güveniriz?“ İyi gelen biri” mi, yoksa “eksik olan parçam” mı?
Bir insan bize fazla iyi geldiğinde aslında şu duygular aktive olur:
Çocuklukta görülmemişlik hissi: İlk kez biri beni fark ediyor.
Değersizlik inancı: Biri bu kadar ilgileniyorsa, demek ki ben değerliyim.
Bağlanma açlığı: Yakınlık gördüğümde hemen teslim oluyorum.
Bu, bir güven değil; bir teslimiyet halidir. Güven zamanla oluşurken, teslimiyet aniden gelir ve çoğu zaman savunmasızlık içerir.
Sevgi Eksikliğiyle Karşılaşmadan Bağ Kurmak “O beni tamamlıyor” değil, “Ben zaten tamım” diyebilmek…

Sevgi ihtiyacı, doğaldır. Ancak bu ihtiyaç kronikleşmişse, yani kişi kendi özdeğerini dışarıdan onayla beslemeye alışmışsa, karşısındaki kişiye fazlaca anlam yükler.
İşte burada sorun başlar:
“İyi olduğu için değil, benim eksik yerlerime denk geldiği için iyi görünüyor.”
Bu kişi gerçekten mi sizi anlıyor, yoksa siz öyle hissetmek mi istiyorsunuz?
Hayal Kırıklıkları Neden Bu Kadar Büyük?“ İnancımızı kaybettiğimiz yer, en çok umduğumuz yerdir.”
Hızla bağlandığımız kişilerden beklediğimiz tek şey gerçeklik değil, ideallerdir. Onlara “kurtarıcı”, “şifa”, “aşk” gibi anlamlar yükleriz. Ama onlar da bir insandır. Ve insani zaafları olduğunda, hayal kırıklığı kaçınılmaz olur.
Burada iki durum yaşanır:
- Karşı tarafa öfke: Neden bana böyle umut verdin?
- Kendine kızgınlık: Neden hemen inandım?
Oysa sorun çoğu zaman karşımızdakinin kim olduğu değil, bizim onun kim olmasını istediğimizdedir.
Peki Ne Yapabiliriz? Gerçek sevgiyi tanımak için önce kendine bağlan.
Uzman olarak danışanlarıma her zaman şu 5 temel ilkeyi hatırlatırım:
- Yakınlıkla bağlanmayı karıştırma: Birinin yakın davranması, sizi tanıdığı anlamına gelmez.
- İlk heyecana diren: Çok iyi gelen biri karşısında hemen duygusal yatırım yapma.
- İzle, tanı, sorgula: Güven zamanla oluşur, duyguyla değil veriyle kurulur.
- İhtiyaçlarını fark et: Karşındaki sana ne hissettirdi değil, neyi doldurduğu önemli.
- Kendini terk etme: Fedakârlık, sevgiden değil, korkudan yapılıyorsa seni tüketir.

İyi Gelen Her Şey Gerçek midir?
Cevap: Hayır.
Bazen “çok iyi gelen” şey, sadece derin bir eksikliğin üstünü örten bir illüzyondur. Gerçek bağ ise zaman ister, sınırlar ister, denge ister. Sevgi bir kurtuluş değil, bir denge halidir.
Unutma: Güven, hızlı değil, sağlam kurulur.
Ve gerçek sevgi, biri seni iyileştirdiği için değil, sen zaten iyileşmekte olduğun için gelir.













