Dünyanın ekonomik nabzı, artık eskisi gibi yavaş atmıyor. Bir günün içinde bile piyasaların yönü değişebiliyor, dengeler sarsılabiliyor, yeni aktörler sahneye çıkabiliyor.
Böyle bir tabloda ayakta kalmak; bilginin, öngörünün ve cesaretin harmanlandığı bir zihne sahip olmayı gerektiriyor. Ama en önemlisi: Fırsatı herkes göremez. Çünkü fırsat, çoğu zaman gürültünün içinde fısıldar. Bugün yatırımcı olmak, sadece parayı doğru yere koymak değil; değişimi okuyabilmek, oyun daha kurulmadan masaya oturabilmektir. Girişimci olmak ise sadece bir fikir üretmek değil; fikri zamanın ruhuyla birleştirip sahaya sürebilmektir.
Ekonominin gerçek oyuncuları şunu çok iyi bilir: “Büyümek, cesaretle alınmış kararların ödülüdür. ”Geriye dönüp baktığımızda, tüm büyük başarıların ortak bir noktası vardır — hepsi bir “karar anı”yla başlar. Bir seçim. Bir adım. Bir risk. Bugün dünyada servet yaratanların büyük kısmı, aynı cümleyi tereddütsüz kurabiliyor: “Doğru zamanı beklemedim; doğru zamanı kendim oluşturdum. ”İşte asıl fark burada başlar. Çünkü bekleyen, seyirci olur. Harekete geçen, oyunu kurar. Cesaret eden ise kazanan tarafa geçer. Kendinize sorun: “Bugün attığım adımlar, yarınki başarıma ne kadar hizmet ediyor? ”Eğer cevap size bile ilham veriyorsa, doğru yoldasınız. Ve unutmayın… Bu dünyanın eşit fırsat sunduğu tek alan vardır: Zaman Kimin onu nasıl değerlendirdiği ise tüm oyunu değiştirir.













