20.2 C
Ankara
21 C
İstanbul
26 C
İzmir
28 Eylül 2021, Salı
Diğer
    Ana SayfaYazarlarBir gün değil her gün otizm

    Bir gün değil her gün otizm

    Avatar of elif doğruyol
    Elif Doğruyolhttps://haberton.com/
    Elif Doğruyol, Kalem ve Sahne işçisi, Yazar, Oyuncu, Uygulamalı Tiyatro ve Yaratıcı Drama Eğitmeni. Bu güne kadar bir çok sanat kitabı, gazete ve dergide yazdı. Kitapları: Kalp Masajları, Umut'un Yolculuğu, Sadece Musvedde, Bizim Hikayemiz

    Haftanın Öne Çıkanları

    Otizm 20 yıl öncesinde çok bilinen bir sendrom değildi. Geçtiğimiz yıllarda Amerikan Sağlık Bakanlığı tüm dünyayı kapsayan bir araştırma yapmıştır.

    Bu araştırmada tüm dünya genelinde 59 çocuktan biri otizmlidir. Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 54 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor. Birleşmiş Milletler (BM) bu hızlı artışı tüm ülkelerin gündemine taşımak için 2008 yılında 2 Nisan’ı Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak ilan etti.

    Otizmli bireylere adanmış bugünde ”OTİZMİN HASTALIK DEĞİL FARKLILIK ”OLDUĞU VURGULANIYOR.

    ”Otizme mavi ışık yak” sloganı ile yola çıkılıp insanlar mavi balonlar uçuruyor ve yakalarına mavi kurdeleler takıyorlar. Hatta dünyaca önemli olan bugün için Mavi Işık Yak kampanyası kapsamında New York City’deki Empire State Binası, Avustralya’daki Sidney Opera binası, Niagara Şelaleleri’ndeki şelaleler, Rio de Janeiro’daki Kurtarıcı İsa heykeli, Toronto’daki CN Kulesi ve Japonya’da Büyük Buda Heykeli mavi ışıkla aydınlatılır.

    Peki böylesine masmavi hatırlatılan Otizm nedir?

    Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel farklılıktır. Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu metinde otizm spektrum bozukluğu için kullanım kolaylığı nedeniyle zaman zaman otizm terimi kullanılmıştır. (TOHUM OTİZM VAKFI)

    • Otizmli Bireyler
    • Başkalarıyla göz teması kurmazlar
    • İsmini söylediğinde bakmazlar
    • Söyleneni işitmiyor gibi davranırlar(ki işitmelerinde hiç bir sorun yoktur)
    • Parmağıyla istediği şeyi gösteremezler
    • Oyuncaklarla oynamayı bilmezler
    • Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermezler
    • Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylerler
    • Konuşmada akranlarının gerisinde kalırlar,
    • Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri vardır.
    • aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranır
    • Gözleri bir şeye takılıp kalır,
    • Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapar
    • Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki verir,
    Bir gün değil her gün otizm
    Bir gün değil her gün otizm

    Yukarıda sayılan bir çok belirtiyi özel eğitim ile yenebilir, sosyalleşebilir, hayata dahil olabilirler. Tabi ki Otizmin bir spektrum olduğu düşünülürse bu her otizmli birey için geçerli olamayabiliyor. A-tipik otizm daha hafif ve sosyalleşmeye, konuşmaya, davranışsal bozuklukları yenmekte kabiliyetli olurken daha ağır Otizm Spektrum Bozukluğu yaşayan bireyler hayatları boyunca konuşmayabilir, sosyalleşmeyebilirler.

    Ve çoğu insanın düşündüğü gibi bir zeka geriliği değildir. Aksine aralarında çok zeki ve yetenekli olan bireyler de vardır. Duyguları ifade etmek ve karşılarındaki insanın ne hissettiği anlayamaz yada anlamada güçlük çekebilirler. Otizmin tarihi çok eskilere dayanmıyor: Otizmin adı konmadan çok önce otistik semptomlar ve tedavisi tanımlanmıştır. Martin Luther’in eserlerinde şiddetli derecede otistik olabilecek olan 12 yaşında bir erkek çocuğun öyküsü vardır. Luther’in yazıcısı Johannes Mathesius’a göre Luther çocuğun şeytan tarafından ruhuna girilmiş, ruhsuz bir et parçası olduğunu düşünmüş ve boğulmasını önermiştir. 1798’de yakalanmış yabani bir çocuk olan Aveyronlu Victor, otizmin çeşitli belirtilerini göstermiştir; tıp öğrencisi Jean Itard, sosyal bağlar kurmasına ve taklit yoluyla konuşmasını sağlamaya yarayan davranışsal bir programla çocuğu tedavi etmiştir.

    Otizm sözcüğü günümüzdeki anlamında ilk defa 1938 yılında Viyana Üniversite Hastanesi’nden Hans Asperger tarafından çocuk psikolojisi üzerine verdiği Almanca bir derste Bleuler’in “otistik psikopatlar” terminolojisi ile kullanılmıştır. Johns Hopkins Hastanesi’nden Leo Kanner 1943 yılında çarpıcı davranışsal benzerlikler gösteren 11 çocuk hakkında yazdığı raporunda ilk olarak erken infantil otizm terimini kullanmıştır. 1970’lerin ortalarına kadar otizmde genetiğin rolü üzerine çok az kanıt bulunmaktaydı ancak günümüzde otizmin tüm psikiyatrik durumlar içinde en kalıtsal olanı olduğu düşünülmektedir Otizme dair çalışmalar 1994 yılından daha hızlanmış ve tedavisi hakkında daha çok yol alınmıştı.

    Akıllı telefonların hayatımıza girmediği ,interneti hayatımıza tam almadığımız dönemlerde çocuklarına otizm spektrum bozukluğu tanısı konulan ailelerin otizmi araştırabilecekleri tek kaynak ansiklopediydi. Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Okulları kısıtlıydı. Şimdilerde Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 54 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor. Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor. Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmaması nedeniyle, Otizm Platformu’nun önceki yıllarda öngördüğü verilere göre, tahmini olarak 550.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 150.000 civarında otizmli çocuk bulunduğu “varsayılıyor.” Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye’de her ile yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımızdan bahsedebiliriz.

    Otizm 20 yıl öncesinde çok bilinen bir sendrom değildi. Geçtiğimiz yıllarda amerikan sağlık bakanlığı tüm dünyayı kapsayan bir araştırma yapmıştır.
    Otizm 20 yıl öncesinde çok bilinen bir sendrom değildi. Geçtiğimiz yıllarda Amerikan Sağlık Bakanlığı tüm dünyayı kapsayan bir araştırma yapmıştır.

    Ülkemizde ve Dünya’da bu kadar yaygın olan OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU için fazlasıyla tedavi yöntemi alternatif tedaviler olduğu ileri sürülse de bugüne kadar tam anlamıyla işe yarayan birr buluş olamamakalr birlikte eğitimin en iyi yol olduğu görülmemektedir. Otizmli bireylerin eğitim hakları davranışsal bozukluklar ve algılarındaki farklılık yüzünden kısıtlıdır. Ülkemizde okul çağına gelmiş her çocuğun haftada en az 30 saat eğitim hakkı varken. Eğitim dışında başka bir çaresi olmayan otizmli bireylerin haftada sadece 2 saat özel eğitim hakkı bulunmakta. Çoğu özel okul farklılıklarından dolayı otizmli bireyleri kabul etmemekle birlikte bir çok devlet okulunda öze eğitim sınıfı da bulunmamaktadır.

    Ayrıca sağlık konusunda da zorluklar yaşayan otizmli bireyler için 81 ile yayılmış olan bu sendromu tanıtmak için kurulmuş sayılarca dernek olmasına rağmen dernekteki üyelerin çocuğu otizmli bireylerin ailelerinden oluştuğu için kendi içlerinde farkındalıklarına devam etmektedirler. Ayrıca aşırı agresif davranışları ,kontrol dışı hareketleri yüzünden toplumdan dışlanan bir otizmli birey ve ailesi yalnız bırakılmaktadır. 2 Nisan Otizm Farkındalık yaratmak için ”Dünyayı maviye boyasak” otizmli bireyleri anlamaya yemeyecektir. Önemli olan bir gün değil her gün otizmin farkında olmak. Otizmli bireyleri yok saymamaktır.

    Haber Bültenimize Abone Ol

    En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

    Çok Okunan Kategoriler

    Güncel Haberler

    İlgili Haberler