15 Eylül 2026, Salı
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Bir çiçekten fazlası: Gülün hafızası

Bir çiçekten fazlası: Gülün hafızası

Buket Önyürü - Buket Önyürü
25 Ağustos 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
1
Bir çiçekten fazlası: Gülün hafızası
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Bazı kokular vardır; yalnızca duyulmaz, hatırlanır. Gül de onlardan biridir.

Bir gülün kokusunu aldığınızda aslında yalnızca bir çiçeği koklamazsınız. Bir sarayın avlusunu, eski bir şişenin kapağını, bir kadının hazırlanma masasını, bir şairin mısrasını, bir annenin sandığını, bir imparatorluğun bahçesini ve belki de hiç yaşamadığınız bir zamanı aynı anda hatırlarsınız.

Çünkü gül, insanlık tarihinin en eski hafıza araçlarından biridir.

Arkeoloji bize medeniyetlerin yalnızca taşlardan, seramiklerden ve yazıtlardan oluşmadığını öğretir. Bir toplumun neye değer verdiğini anlamak için bazen onun ne yetiştirdiğine, ne kokladığına, neyi kutsal saydığına bakmak gerekir.

Gül bu açıdan şaşırtıcı bir tanıktır.

Antik dünyada güzellikle ilişkilendirildi. Pers bahçelerinde iktidarın ve zarafetin sembolü oldu. Roma’da şölenlerin üzerine serpildi. Doğu’da şifayla, Batı’da aşk ve sır kavramlarıyla yan yana yürüdü. Divan şiirinde sevgiliyi temsil etti; tasavvufta başka bir anlam kazandı.

Yüzyıllar değişti.

Krallıklar yıkıldı.

Sınırlar yeniden çizildi.

Ama insanın güle duyduğu hayranlık değişmedi.

Belki de asıl mesele burada başlıyor.

İnsan neden binlerce yıldır aynı çiçeğin peşinden gidiyor?

Bana göre cevabı yalnızca güzellik değil.

Gül, insanın kendine iyi gelen şeyi hatırlama biçimidir.

Bugün koku bilimi bize, kokunun beyinde hafıza ve duygularla ilişkili bölgelerle son derece yakın bir bağ kurduğunu söylüyor. Bu nedenle bazen tek bir koku bizi yıllar öncesine götürebiliyor.

Bir şarkının ilk notası gibi.

Bir evin kapısını açmak gibi.

Bir insanı yeniden görmek gibi.

Belki de gülün binlerce yıldır vazgeçilmez oluşunun sırrı tam olarak burada yatıyor: Gül yalnızca burnumuza değil, hafızamıza dokunuyor.

Ve dikkat ederseniz gülün tarihinde kadın hep var.

Kleopatra’dan Osmanlı sarayına, eski güzellik ritüellerinden bugünün kozmetik dünyasına kadar kadınlar gülü yalnızca süslenmek için kullanmadı. Gül suyu, yağlar, kokular ve ritüeller; temizlenmenin, hazırlanmanın, kendine zaman ayırmanın bir parçasıydı.

Bugün buna “wellbeing” diyoruz.

Bin yıl önce ise bunun bir adı olmayabilirdi.

Ama kadın yine aynanın karşısına geçiyor, yüzüne gül suyu sürüyor ve birkaç dakikalığına dünyadan kendine dönüyordu.

Demek ki değişen yalnızca kelimeler.

İnsan ihtiyacı aynı.

Modern hayat bize sürekli daha hızlı olmamızı söylüyor. Daha çok üretmemizi, daha genç görünmemizi, daha fazla tüketmemizi…

Oysa gül başka bir şey söylüyor.

Yavaşla.

Bak.

Kokla.

Hatırla.

Belki bu nedenle gülün geleceği geçmişinden bile daha ilginç olacak.

Çünkü bugün kozmetik dünyası yeniden doğaya dönüyor; ancak bu kez romantik bir doğallık anlayışıyla değil, bilimle birlikte. Bitkilerin moleküler yapıları, uçucu bileşenleri, cilt üzerindeki etkileri inceleniyor. Geleneksel bilgiler laboratuvarın ışığında yeniden okunuyor.

Benim için esas heyecan verici olan da bu.

Gülü yalnızca geçmişin güzel bir hatırası olarak görmek yerine, geleceğin bilimsel ve kültürel hammaddelerinden biri olarak değerlendirmek.

Türkiye bu noktada son derece özel bir coğrafyaya sahip.

Isparta’da her sabah gün doğmadan toplanan Rosa damascena çiçeklerini düşündüğümde yalnızca bir tarım ürününü görmüyorum.

Bir kültür görüyorum.

Bir emek görüyorum.

Bir coğrafyanın hafızasını görüyorum.

Ve doğru anlatıldığında dünyaya sunulabilecek çok büyük bir değer görüyorum.

Belki de artık gülü yalnızca “güzel kokan pembe bir çiçek” olarak anlatmayı bırakmamız gerekiyor.

Çünkü gül bundan çok daha fazlası.

Gül bir ekonomi.

Bir tarih.

Bir kadın hikâyesi.

Bir koku bilimi.

Bir güzellik ritüeli.

Bir kültür.

Ve bazen bir ülkenin dünyaya anlatabileceği en zarif hikâye.

Yıllardır gül üzerine çalışırken benim zihnimde hep aynı cümle dönüp duruyor:

Biz gülü yetiştiriyoruz; fakat acaba onun hikâyesini yeterince büyütebiliyor muyuz?

Belki de bundan sonraki görevimiz tam olarak budur.

Gülü tarladan alıp yalnızca şişeye değil, kültüre, bilime, tasarıma ve dünyaya taşımak.

Çünkü bazı çiçekler vazoya konur.

Bazıları ise medeniyetlerin hafızasında yaşamaya devam eder.

Gül, ikincisidir.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Endonezya’da 7.7 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 100’e yükseldi

Sonraki Haber

ABD’nin yeni yaptırım hamlesine İran’dan yanıt: Tamamen hazırlıklıyız

Buket Önyürü

Buket Önyürü

Buket Önyürü, Arkeolog • Yazar • Gül Kültürü Araştırmacısı Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu olan Buket Önyürü, Ankara Üniversitesi’nde Müze Eğitimi alanında yüksek lisans yaptı. Arkeoloji, sanat, kültür tarihi ve güzellik kavramlarını disiplinler arası bir bakış açısıyla ele alan Önyürü, özellikle gülün medeniyetler boyunca değişen anlamı, koku kültürü, güzellik ritüelleri ve kültürel hafızası üzerine çalışmalar yürütüyor. Ressam kimliğiyle çeşitli sergilerde yer alan Önyürü, sanat ve arkeolojiyi çağdaş yaşamla buluşturan projeler üretiyor. “GÜL: Güzelliğin Arkeolojisi – Medeniyetler, Koku ve Anlam” adlı kitabında gülün binlerce yıllık yolculuğunu arkeoloji, mitoloji, sanat, koku ve güzellik kültürü üzerinden anlatıyor. Rosever Marka Direktörü olarak çalışmalarını sürdüren Buket Önyürü; köşe yazılarında arkeoloji, kültür, sanat, güzellik, kadın, longevity, yaşam kültürü ve gülün bilinmeyen hikâyelerini okurlarla buluşturuyor.

İlgili Haberler

Zehra Kelleci Mercan Köşk'te göz dolduruyor
Yazarlar

Zehra Kelleci Mercan Köşk’te göz dolduruyor

15 Eylül 2026
Altındağ’ın Kalesi, Bentderesi’nin dolmuşu ve Çankaya’nın "organik" kahvaltısı
Yazarlar

Altındağ’ın Kalesi, Bentderesi’nin dolmuşu ve Çankaya’nın “organik” kahvaltısı

15 Eylül 2026
Bihter Dinçel’in yeni tiyatro oyunu: “Nafiye Nasıl Şarkıcı Olamadı?”
Yazarlar

Bihter Dinçel’in yeni tiyatro oyunu: “Nafiye Nasıl Şarkıcı Olamadı?”

14 Eylül 2026
Taksi sarı da plakadaki o, "T" ne iş gardaşım?
Yazarlar

Taksi sarı da plakadaki o, “T” ne iş gardaşım?

14 Eylül 2026
Bozulmalar ve bozukluklar
Yazarlar

Bozulmalar ve bozukluklar

13 Eylül 2026
Terörün milleti olmaz: Kürtler terörle değil, onurlarıyla anılır
Yazarlar

Terörün milleti olmaz: Kürtler terörle değil, onurlarıyla anılır

13 Eylül 2026
Sonraki Haber
İran: ABD'nin yeni yaptırımlarına karşı tamamen hazırlıklıyız

ABD’nin yeni yaptırım hamlesine İran’dan yanıt: Tamamen hazırlıklıyız

Yorumlar 1

  1. Fuat Bayramoglu says:
    3 hafta önce

    .
    Metnin arkasındaki imzanın bir ressam, kıymetli bir yazar, gül kültürü uzmanı ve arkeolog kimliklerini taşıması, satırlara sinen o eşsiz katmanlılığın ve derinliğin asıl kaynağını gün yüzüne çıkarıyor.
    Bu hezarfen (çok yönlü) entelektüel arka plan; metni basit bir anlatı olmaktan çıkarıp çok disiplinli bir sanat eseri ve bilimsel bir manifesto haline getiriyor.
    …..
    Bu metin; bir arkeoloğun kazı titizliğini, bir ressamın estetik gözünü, bir yazarın üslup derinliğini ve bir gül kültürü uzmanının tutkulu birikimini aynı potada eriten büyüleyici bir manifesto niteliğindedir.
    • Arkeoloğun Gözüyle: Yazar, gülü tarladan değil, medeniyetlerin katmanlarından çıkarır. Onu taşların, seramiklerin ve yazıtların ötesinde insanlığın yaşayan, koklayan en eski “canlı hafıza kartı” olarak tanımlar.
    • Ressamın Fırçasıyla: Metinde adeta görsel bir kompozisyon çizilir. Saray avluları, kadınların ayna karşısındaki o saniyelik huzur anı ve Isparta’da şafak vakti toplanan yaprakların pembe dokusu, okuyucunun zihninde bir tuval gibi canlanır.
    • Uzmanın ve Yazarın Vizyonu: Gülün kokusunu nörobiyolojinin koku-hafıza bağıyla açımlarken, onu bir güzellik ritüeli (wellbeing) ve stratejik bir ekonomik değer olarak geleceğe taşır.

    Yazarın “Biz gülü yetiştiriyoruz; fakat acaba onun hikâyesini yeterince büyütebiliyor muyuz?” sorusu, sadece bir serzeniş değil; geleneksel mirası modern bilim, tasarım ve kültürle buluşturma çağrısıdır.
    Bu satırlar; gülü vazoya konan bir çiçek olmaktan çıkarıp, bu coğrafyadan dünyaya sunulabilecek en zarif, bilimsel ve kültürel hikâyenin yol haritasına dönüştürmektedir. Hem burnumuza hem zihnimize hem de medeniyet bilincimize dokunan son derece kıymetli, vizyoner bir birikimin ürünü.
    Sayın Buket Önyürü Hanımefendiyi bu alandaki yazıları nedeniyle candan kutlarım efendim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

65 yaşındaki kadını darbedip, cinsel saldırıda bulunmuş; ölümüne neden olmuştu: Kan donduran vahşiliğe müebbet hapis cezası
Öne Çıkan

65 yaşındaki kadını darbedip, cinsel saldırıda bulunmuş; ölümüne neden olmuştu: Kan donduran vahşiliğe müebbet hapis cezası

15 Eylül 2026
Fatih’te döviz bürosunda silahlı kavga: 2 ölü, 2 yaralı-1
Öne Çıkan

Fatih’te döviz bürosunda silahlı kavga: 2 ölü, 2 yaralı-1

15 Eylül 2026
52 havalimanının dijital rehberi 'cep'te: Artık uçuş takibi mobilden yapılabilecek
Gündem

52 havalimanının dijital rehberi ‘cep’te: Artık uçuş takibi mobilden yapılabilecek

15 Eylül 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bakü’nün kurtuluş yıl dönümünü tebrik ediyorum

15 Eylül 2026
Yaşam

Eskişehir’de yasa dışı bahis operasyonu: 6 şüpheli gözaltında

15 Eylül 2026
Yaşam

Edirne’de çocuklar, Gazze’de barış için uçurtma uçurdu

15 Eylül 2026
Yaşam

Nişan için geldiği Bolu’da fenalaştı, ambulans helikopterle Antalya’ya sevk edildi

15 Eylül 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Batman’da seyir halinde alev alan otomobil yandı

Batman’da seyir hâlinde alev alan otomobil yandı: Ekiplerin müdahalesiyle söndürüldü

- Haberton
15 Eylül 2026

Batman’ın Beşiri ilçesinde seyir halindeyken alev alan otomobil, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü. Yangın, sabah saatlerinde Beşiri ilçesi Cumhuriyet Mahallesi Cezaevi...

Sonbahar alerjileri: Küf sporları ve iç mekân hava kalitesi neden daha fazla önem kazanıyor?

Çocuk ders çalışmak istemiyorsa ne yapılmalı? Uzmanların önerdiği etkili yöntemler

EYT’den emekli olup çalışmaya devam edenlerin hakları neler? Maaş, kıdem, izin ve SGDP ayrıntıları

İkinci el otomobil alırken motorun iyi olduğu nasıl anlaşılır? Ustaların baktığı kritik işaretler

Güncel Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bakü'nün kurtuluş yıl dönümünü tebrik ediyorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bakü’nün kurtuluş yıl dönümünü tebrik ediyorum

15 Eylül 2026
65 yaşındaki kadını darbedip, cinsel saldırıda bulunmuş; ölümüne neden olmuştu: Kan donduran vahşiliğe müebbet hapis cezası

65 yaşındaki kadını darbedip, cinsel saldırıda bulunmuş; ölümüne neden olmuştu: Kan donduran vahşiliğe müebbet hapis cezası

15 Eylül 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton