“Avrupa şark/doğu milletlerini ezmek arzusundan vazgeçmemiştir.” Mustafa Kemal ATATÜRK
Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) Kurultayı’nda, Milletler Cemiyeti’nin 16 Aralık 1925’te Musul’u Irak’a bırakma kararına tepki olarak bu sözleri söylemiştir. Kararı, Batılı güçlerin Türkiye’ye karşı adaletsiz tutumunun bir örneği olarak görmüştür.
Atatürk, Musul meselesinde Sovyet Rusya ile bir anlaşma yapmıştır. Milletler Cemiyeti’nin 16 Aralık 1925’teki kararına tepki olarak, Türkiye 17 Aralık 1925’te Sovyetler Birliği ile “Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması” imzalamıştır. Bu sadece Musul ve Kerkük’ün Irak’a verilmesinden değil, aynı zamanda Rusya ile her alandaki, özellikle de kader birlikteliğinden gelmektedir.
“Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması”, Türkiye’nin dış politikasında pragmatik bir yaklaşımı da gözler önüne serer. Atatürk, Batılı güçlerin Türkiye’yi zayıflatma çabalarına karşı, doğu komşusuyla ilişkileri güçlendirerek bir denge politikası izlemiştir. Bu antlaşma, iki ülke arasında askeri, ekonomik ve siyasi iş birliğinin temelini atmış; aynı zamanda Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne ve Avrupa merkezli uluslararası sisteme duyduğu güvensizliği açıkça ortaya koymuştur. Musul meselesi, Türkiye için bir kayıp olsa da, bu olay genç Cumhuriyet’in kendi ayakları üzerinde durma kararlılığını ve bağımsız bir dış politika izleme iradesini pekiştiren bir sınav olmuştur.
Atatürk’ün bu sözleri ve Musul meselesine verdiği tepki, onun yalnızca bir askeri lider değil, aynı zamanda ileri görüşlü bir devlet adamı olduğunu kanıtlar. Avrupa’nın Doğu milletlerine yönelik tutumuna dair eleştirisi, 20. yüzyılın sömürgecilik ve emperyalizm politikalarına karşı bir duruşu temsil eder. Bu duruş, Türkiye’nin modernleşme ve bağımsızlığını koruma mücadelesinde önemli bir ilham kaynağı olmuş; Cumhuriyet’in sonraki yıllarda izleyeceği dış politikanın temel taşlarından birini oluşturmuştur. Musul meselesi ve Sovyetler Birliği ile yapılan antlaşma, Türkiye’nin uluslararası sistemde kendine yer açma çabasının ve Avrupa’nın tek taraflı kararlarına boyun eğmeme iradesinin somut birer örneği olarak tarihe geçmiştir.













