Bizim Başkent’te hastaneye gitmek öyle reçete alıp çıkılacak düz bir iş değildir can, bizzat taktik savaşları ve stratejik hamleler bütünüdür.
Geçen gün Bilkent Şehir Hastanesi’nin o devasa koridorlarında yolumu bulmaya çalışıyorum, ortalık mahşer yeri gibi. İnsanlar ellerinde barkod kağıtlarıyla koridorlarda mekiğe akıyor resmen. Neyse, bizim mahallenin sakinlerinden Hacı amca ile karşılaştık tam poliklinik önünde. Adamın sırtında yün yelek, elinde baston ama gözler radar gibi açık. Durdu şöyle, etrafı süzdü ve başladı söylenmeye: “Ulan gardaş, buraya şifa bulmaya geliyoz ama bu koridorları yürüyünce adamın var olan sağlığı da baştan kayıyo!”
Döndüm baktım yüzüne, “La dur, soluklan Hacı amca”, dedim, “Ankaralının hastane çilesi romana sığmaz, ne kasıyon kendini?” Adam haklı tabii, randevu saati gelmiş geçmiş ama doktorun içerideki hastayla muhabbeti koyulaşmış. Tam o sırada içeriden çıkan teyze koridordakilere dönüp, ibretlik bir analiz patlatmasın mı? “Evladım, doktorun içeridekiyle derdi bitmiyor. Bunlar siyasetten girip, tarımdan çıkıyor; sıra bize gelene kadar gençliğimiz çürüdü!” Bekleşen millet kriz geçirdi gülmekten. Doktorun asistanı kapıyı aralayıp “Kim o konuşan?” diye bakınca, bütün koridor aynı anda asker gibi sessizliğe büründü. Bizim milletin o anki ani profesyonel disiplini kimsede yok yeminle.
Gelelim işin diğer eczane boyutuna… Hani o reçeteyi alıp, ilacı almaya gittiğin anlar var ya, asıl tiyatro orada kopuyor. Eczaneye bir giriyon, arkandaki dayı nefesini ensende hissediyor. Eczacı kız ilacı ararken, dayı dayanamayıp eczacıya reçete yazmaya kalkıyor: “Kızım o ilacı boş ver, bana şuradan kafamı rahatlatacak bitkisel bir karışım ver. Bu memleketin çilesine başka türlü ilaç dayanmaz!” Eczacı şaşkınlıktan barkod okuyucuyu düşürüyordu az kalsın. Bizim milletteki o hazırcevaplık, darlıkta bile neşe üretme kabiliyeti başka hiçbir yerde bulunmaz canım.
Özetin özeti can; Ankara’nın ayazı da hastanesi de adamı yorar ama o içindeki neşeyi, o hazırcevap mizahı asla bitiremez. Hayatın bu çarkı dönerken siz siz olun, gülümsemeyi elden bırakmayın.
Hadi kalın sağlıcakla, gözünü seveyim!













