Sevilen, dinlenen ve takdir edilen bir çocuk; yalnızca mutlu bir birey değil, aynı zamanda topluma saygı duyan güçlü bir karakter olarak yetişir. Aile içi iletişim ise bu karakterin inşa edildiği en önemli temel taşlardan biridir. Karakterin ilk adresi ailedir
Bir insanın hayata bakışı, nezaketi, ahlak anlayışı ve insanlarla kurduğu iletişimin büyük bölümü çocukluk yıllarında aile içinde şekillenir. Çocuk ilk kez sevgiyi, saygıyı, güveni ve kendisini ifade etmeyi ailesinden öğrenir. Bu nedenle aile yalnızca aynı evin paylaşıldığı bir yapı değil; karakterin, vicdanın ve kişiliğin kurulduğu ilk okuldur.
Çocuğun fikirlerine değer verilen, konuşmasına izin verilen ve duygularının önemsendiği bir ev ortamı; onun özgüvenini güçlendirir. Çünkü birey, önce evinde “ben değerliyim” duygusunu hisseder.
Takdir edilmeyen çocuk, kendini yetersiz hissedebilir
Bir çocuk başarılı bir iş yaptığında tebrik edilmiyor, çabası görülmüyor ya da sürekli eleştiriliyorsa zamanla kendi değerini sorgulamaya başlayabilir. Her birey aynı tepkiyi vermese de, bu durum bazı insanlarda “Ben yeterli değilim” düşüncesinin yerleşmesine neden olabilir.
Yetişkinlikte bunun yansımaları farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Kimi insan içine kapanır, kimi sürekli onay arar, kimi ise kendisini başkalarıyla kıyaslayarak yaşamaya başlar. Asıl mücadele çoğu zaman dışarıdaki insanlarla değil, çocuklukta eksik kalan değer duygusuyla yaşanır.
Kıskançlığın ardında bazen görünmeyen bir eksiklik vardır
Kendisini değersiz hisseden birey, çevresinde başarılı insanlarla karşılaştığında bunu ilham olarak görmek yerine tehdit olarak algılayabilir. Bu nedenle bazı insanlar başkalarının başarısını alkışlamakta zorlanır; eleştirmeyi, küçümsemeyi ya da sürekli üstün görünmeye çalışmayı tercih eder.
Psikolojide bu tür davranışların her zaman tek bir nedeni olmasa da, çocuklukta yeterince görülmemiş ve takdir edilmemiş olmanın özgüven üzerinde etkili olabileceği kabul edilir. Gerçek özgüven ise başkalarını ezmekten değil, kendi değerini bilmekten doğar.
Gerçek güç, nezaketten gelir
Sevgiyle büyüyen, emeği takdir edilen ve sağlıklı iletişim kurmayı öğrenen insanlar genellikle başkalarının başarısından rahatsız olmazlar. Çünkü bilirler ki bir başkasının yükselmesi, kendilerinden bir şey eksiltmez.
Bu insanlar gerektiğinde öğretmeyi, gerektiğinde uyarmayı ve en önemlisi tebrik etmeyi bilirler. Nezaket onlar için zayıflık değil, güçlü bir karakterin göstergesidir. Saygının olduğu yerde rekabet yıkıcı değil, geliştirici olur.
Güçlü toplumun temeli güçlü ailedir
Bugün toplumda yaşanan pek çok iletişim sorununun çözümü yalnızca okullarda ya da iş hayatında değil, evlerin içinde başlar. Çocuğunu dinleyen, fikrine değer veren ve emeğini takdir eden aileler; özgüveni yüksek, vicdanlı ve sağlıklı ilişkiler kurabilen bireyler yetiştirir.
Unutulmamalıdır ki bir çocuğa söylenen güzel bir söz, bazen ömür boyu taşıyacağı en güçlü motivasyondur. Aynı şekilde yıllarca duyulmayan bir takdir de hayat boyu hissedilen sessiz bir eksikliğe dönüşebilir. Bu yüzden iletişim, ailede kurulan en değerli bağdır; sevgi ise o bağın en sağlam dilidir.












