8 Ekim 2026, Perşembe
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - 1981’den bugüne: “Yeni Dünya Düzeni”ni anlatan bir Yeşilçam sahnesi üzerinden topluma bakmak

1981’den bugüne: “Yeni Dünya Düzeni”ni anlatan bir Yeşilçam sahnesi üzerinden topluma bakmak

Filozof Sosyolog - Filozof Sosyolog
28 Ağustos 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:10 dakikalık okuma
A A
0
1981’den bugüne: “Yeni Dünya Düzeni”ni anlatan bir Yeşilçam sahnesi üzerinden topluma bakmak
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

1981 yapımı Feryada Gücüm Yok, yıllar sonra yeniden gündeme gelen bazı sahneleri nedeniyle bugün farklı bir gözle izleniyor. Özellikle Nuri Alço’nun canlandırdığı karakterin medya, sermaye, kültür ve toplum üzerindeki etkiden söz ettiği bölüm, filmin çekildiği dönem ile günümüz arasında dikkat çekici paralellikler kurulmasına neden oluyor.

Bugün bu sahneyi izleyen birçok kişi, “1981 yılında bunlar nasıl biliniyordu?” diye soruyor.

Aslında soruyu biraz değiştirmek gerekiyor: Film geleceği mi öngörüyordu, yoksa dönemin toplumsal dönüşümünü mü okuyordu?

1981 Türkiye’si, 12 Eylül 1980 askerî darbesinin hemen sonrasıdır. Türkiye siyasal, ekonomik ve toplumsal açıdan önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. Ekonomide liberalizasyon ve dışa açılma yönünde adımlar atılırken, toplumun kültürel yapısında da yeni tüketim kalıpları ve yaşam tarzları belirginleşmeye başlamıştır.

Tam da böyle bir dönemde çekilen filmin bazı diyalogları bugün “Yeni Dünya Düzeni” kavramıyla ilişkilendiriliyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Filmde anlatılanları, bugünkü anlamıyla dünyayı yöneten gizli bir örgütün kanıtı olarak değerlendirmek doğru değildir. Bunun için tarihsel veya akademik bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak filmi tamamen önemsiz bir tesadüf olarak görmek de aynı derecede eksik olur.

Çünkü film, çok daha gerçek ve sosyolojik bir meseleye temas etmektedir:

İnsanların düşünceleri ve tercihleri nasıl şekillendirilir?

Bir toplumun dönüşmesi için insanlara doğrudan emir vermek her zaman gerekli değildir. Medya, reklam, popüler kültür, tüketim alışkanlıkları ve toplumsal prestij mekanizmaları aracılığıyla insanların neyi güzel, neyi değerli, neyi modern ve neyi arzu edilir bulduğu değiştirilebilir.

1981’de bunun en güçlü araçlarından biri televizyondu.

Bugün ise televizyonun yanında sosyal medya, dijital platformlar, algoritmalar, kişiselleştirilmiş reklamlar ve veri ekonomisi bulunuyor.

Eskiden milyonlarca insan aynı televizyon programını izliyordu.

Bugün milyonlarca insan aynı platformların içerisinde birbirinden farklı içeriklerle karşılaşıyor.

Fakat temel mesele değişmiyor:

İnsan neyi görüyor, neyi görmüyor ve gördükleri onun dünyasını nasıl biçimlendiriyor?

Filmdeki replik bugün neden dikkat çekiyor?

Filmde Nuri Alço’nun canlandırdığı Oğuz karakterinin sözleri, bugün özellikle bu açıdan dikkat çekiyor:

“Büyük oynuyoruz. Her yerde adamlarımız var. Turizme büyük önem veriyoruz. Önce, insanlarda tatil yapma özlemini yaratacağız. Bunun için basın, radyo, televizyon gibi araçlarla kampanyaya giriştik. […] On yıl sonra yepyeni bir kuşak yetişecek. Kılığı kıyafeti, yediği içtiği, saç şekli, dinlediği müzik hep bizim tarafımızdan empoze edilecek. Yepyeni bir dünya kuracağız. İnsanların hangi kitapları okuyacağını, hangi filmleri seyredeceğini biz tayin edeceğiz. Zaten bu filmleri çeken de kitapları yazan da bizim ekibimiz olacak. Geniş bir sanatçı kadromuz var. En iyi ressam, tiyatrocu, besteci, şarkıcı, yazar, yönetmen gibi elemanların hepsini bünyemizde topladık…”

Bu sözlerin özellikle bir kısmı üzerinde durmak gerekiyor:

“İnsanların hangi kitapları okuyacağını, hangi filmleri seyredeceğini biz tayin edeceğiz. Zaten bu filmleri çeken de kitapları yazan da bizim ekibimiz olacak.”

Burada mesele yalnızca insanların ne okuyacağını belirlemek değildir. Neyin yazılacağına, kimin yazacağına, hangi sanatçının görünür olacağına ve hangi kültürel ürünlerin topluma ulaştırılacağına müdahale edilmesi fikri ortaya konmaktadır.

Başka bir ifadeyle mesele; kültürü yalnızca tüketen insanları değil, kültürü üreten insanları da kontrol etmektir.

Ve burada edebiyat ayrı bir önem kazanıyor.

Çünkü bir toplumun kültürel hafızası yalnızca televizyon programlarından veya filmlerden oluşmaz. Romanlar, şiirler, hikâyeler, düşünce eserleri ve yazarlar toplumun hafızasını şekillendirir. Hangi eserlerin okunacağı, hangi yazarların tanınacağı ve hangi düşüncelerin kuşaktan kuşağa aktarılacağı, kültürel hayatın yönünü doğrudan etkiler.

Dolayısıyla “Edebiyatı da biz yönetiyoruz” düşüncesi, bu sahnenin en çarpıcı taraflarından biridir.

Bir toplumun edebiyatını kontrol etmek, aslında onun hafızası ve düşünce dünyası üzerinde de etkili olmak anlamına gelir.

Gündelik hayatta bunun karşılığı: Moda

Bunu gündelik hayatın içinden basit bir örnekle düşünelim: Moda.

Bir dönem mağazalara ve pazarlara baktığınızda belirli bir pantolon modeli, belirli bir ayakkabı, belirli renkler ve belirli bir giyim tarzı neredeyse her yerde karşınıza çıkıyor. Bir süre sonra insanlar birbirine benzemeye başlıyor. Aynı model kıyafetler, aynı saç biçimleri, aynı ayakkabılar ve benzer tarzlar yaygınlaşıyor.

Burada önemli olan yalnızca insanların aynı şeyi satın almayı tercih etmesi değildir.

Asıl soru şudur: İnsanlar gerçekten bütün alternatifler arasından özgürce seçim mi yapıyor, yoksa kendilerine sunulan seçenekler arasından seçim yapmak zorunda mı kalıyor?

Çünkü piyasaya baktığınızda farklı bir şey almak istediğiniz hâlde istediğiniz ürünü bulamayabilirsiniz. Mağazalarda aynı modeller, pazarlarda benzer ürünler, internet sitelerinde birbirini tekrar eden tarzlar karşınıza çıkar. Bir süre sonra sistem size yalnızca belirli seçenekleri sunar.

Siz de farkında olmadan bu seçeneklerin içerisinde seçim yapmaya başlarsınız.

Böylece “Ben istediğim gibi giyiniyorum” dediğiniz noktada bile, belki de size sunulan belirli bir moda çerçevesinin içerisinde hareket ediyorsunuzdur.

Bu durum yalnızca kıyafet için geçerli değildir. Ev dekorasyonundan güzellik anlayışına, tatil anlayışından yeme içme alışkanlıklarına kadar birçok alanda benzer bir süreç yaşanıyor.

Bir dönem herkes aynı kahveyi içiyor. Başka bir dönem herkes aynı mekânlarda fotoğraf çektiriyor. Bir süre sonra aynı tatil yerleri, aynı estetik anlayışı, aynı yaşam biçimi ve hatta aynı “mutlu insan” görüntüsü tekrar tekrar karşımıza çıkıyor.

İşte burada mesele insanlara zorla “Bunu yapacaksınız” denilmesi değildir.

Sistem çok daha farklı işler.

Önce bir şey görünür hâle getirilir. Ardından popülerleştirilir. Sonra arzu edilir bir yaşam biçimine dönüştürülür. En sonunda ise insanlar bunu kendi tercihleriymiş gibi benimsemeye başlar.

Bu nedenle Feryada Gücüm Yok üzerinden yapılan “Yeni Dünya Düzeni” tartışması aslında burada daha anlaşılır hâle geliyor. Mesele yalnızca dünyanın gizli bir merkez tarafından yönetildiği iddiası değildir. Asıl tartışılması gereken, ekonomik sistemin, üretimin, medyanın ve kültürün insanların tercih alanlarını ne ölçüde şekillendirdiğidir.

Bir toplumun nasıl giyineceği, ne tüketeceği, neyi güzel bulacağı ve nasıl bir hayatı “ideal yaşam” olarak göreceği yalnızca bireysel tercihlerden oluşmaz.

Çünkü birey, toplumdan bağımsız değildir.

İnsan, kendisine sunulan kültürün, ekonominin, medyanın ve tüketim sisteminin içerisinde yaşar. Bu nedenle bazen sisteme katılmak bilinçli bir tercih bile değildir.

Alternatifler azaldıkça, aynılaşma artar. Aynılaşma arttıkça da insanlar, kendilerine sunulan dünyanın dışına çıkmakta zorlanır.

Belki de bugün yeniden sormamız gereken soru şudur:

Biz gerçekten istediğimizi mi seçiyoruz, yoksa bize sunulanlar arasından seçim yaptığımız için özgür olduğumuzu mu düşünüyoruz?

“Yeni Dünya Düzeni” tartışması nerede başlıyor?

Burada “Yeni Dünya Düzeni” tartışmasının komplo teorilerinden ayrılması gerekiyor.

Dünyada ekonomik ve siyasal gücün belirli merkezlerde yoğunlaşması, uluslararası şirketlerin devlet politikaları üzerindeki etkisi, medya sahipliği, küreselleşme, kültür endüstrisi ve tüketim toplumunun gelişmesi akademik olarak incelenen gerçek olgulardır.

Bunları incelemek başka bir şeydir; dünyadaki bütün gelişmeleri tek bir gizli merkezin planı olarak açıklamak başka bir şey.

Feryada Gücüm Yok filmini değerli kılan da bence tam olarak bu ayrımdır.

Filmi “Yeni Dünya Düzeni’nin 1981’deki kehaneti” olarak okumak yerine; sermaye, medya, kültür ve toplum arasındaki ilişkinin popüler kültür aracılığıyla eleştirisi olarak okumak daha sağlam bir zemindir.

Çünkü bugün geldiğimiz noktada filmdeki bazı meseleler gerçekten daha görünür hâle gelmiştir.

İnsanların tüketim alışkanlıkları yalnızca ihtiyaçlarıyla belirlenmiyor. Reklamlar arzuları üretiyor. Sosyal medya başarı ve güzellik standartları oluşturuyor. Popüler kültür belirli yaşam biçimlerini görünür ve cazip hâle getiriyor. Algoritmalar ise kişinin daha önceki davranışlarından hareketle karşısına yeni içerikler çıkarıyor.

Böylece modern insanın karşı karşıya olduğu soru değişiyor:

“Bana ne yapmam gerektiği mi söyleniyor, yoksa ne istemem gerektiği mi öğretiliyor?”

İkinci soru çok daha önemlidir.

Çünkü insan ne yapacağını kendisinin seçtiğini düşündüğü hâlde, tercih alanı daha önceden biçimlendirilmiş olabilir.

Sosyolojik açıdan mesele tam da burada başlar.

Özgürlük yalnızca seçim yapabilmek değildir. Seçeneklerin nasıl üretildiğini ve arzuların nasıl şekillendirildiğini sorgulayabilmek de özgürlüğün bir parçasıdır.

1981 yapımı bir Yeşilçam filminin bugün yeniden tartışılmasının asıl nedeni de budur.

Film bize geleceği kesin olarak haber vermiyor olabilir.

Fakat toplumun nasıl dönüştürülebileceğine ilişkin önemli bir soru bırakıyor:

İnsanların hayatını değiştirmek için onların düşüncelerini doğrudan değiştirmek mi gerekir, yoksa dünyayı algılama biçimlerini değiştirmek yeterli midir?

Belki de 1981’den bugüne uzanan asıl mesele “Yeni Dünya Düzeni”nin ne olduğu değildir.

Asıl mesele, yeni dünyanın nasıl kurulduğudur.

Ve bu sorunun cevabı yalnızca siyaset kurumlarında değil; ekonomide, medyada, eğitimde, teknolojide, kültürde ve günlük hayatın sıradan tercihlerinde aranmalıdır.

Çünkü toplumlar yalnızca büyük siyasi kararlarla değişmez.

Bazen bir ekran, bir reklam, bir film, bir şarkı, bir moda veya tekrar tekrar önümüze çıkarılan bir yaşam biçimi de toplumun dönüşümünün parçası hâline gelir.

Ve belki de 1981’de Yeşilçam’ın önümüze koyduğu soru bugün daha da önemlidir:

Dünyayı kim değiştiriyor, kültürümüzü kim şekillendiriyor ve biz bu değişimin neresinde duruyoruz?

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Ali Babacan’dan KKM’nin sona ermesine ilk yorum: “Bir daha bu fatura millete çıkarılmamalı”

Sonraki Haber

Cildin nem dengesini korumak için etkili yöntemler

Filozof Sosyolog

Filozof Sosyolog

Jale ERDOĞMUŞ, İstanbul'da doğdu. Muğla Üniversitesi İİBF Dış Ticaret ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İİBF İşletme ve yine aynı üniversitede Sosyoloji eğitimleri aldı. 2010 yılında Kanada Toronto LSC'de dil eğitimi, 2018'de Siyaset Akademisi, 2019 Kuantum Düşünce Teknikleri Eğitimi ve 2024'te İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim kapsamında Dijital Pazarlama Yönetimi Sertifika Eğitimleri aldı. Çeşitli internet gazetelerinde köşe yazarlığı ve içerik üretici yazarlığı yaptı. Kendine özgü yazılar yazmayı ve şiirler yazıp, yorumlamayı seviyor. Antoloji.com ve Edebiyat Defteri'nde şiirleri mevcuttur. Yayınlanmış çeşitli kitaplarda makaleleri yer almaktadır. “Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairleri” başta olmak üzere; bilim, sanat ve topluma katkı sunan farklı meslek alanlarında başarılı çalışmalar gerçekleştiren isimlerle “Vefa” yazı dizisi kapsamında söyleşiler gerçekleştirmektedir. Eseri: "Filozof Sosyolog Gözüyle Dijital Çağ: Toplumsal Çürümeye Yol açan Tiktok Sorunsalı" ve Filozof Kırmızısı Kitaplarının Yazarı (Yazım aşamasında, süreç devam ediyor)

İlgili Haberler

İçimizdeki iki kadın
Yazarlar

İçimizdeki iki kadın

8 Ekim 2026
Yürüyen merdivende "Sol Yanım Yaralı": Kızılay metrosu savaşları ve yürüyen mimarimiz
Yazarlar

Yürüyen merdivende “Sol yanım yaralı”: Kızılay metrosu savaşları ve yürüyen mimarimiz

8 Ekim 2026
Yalan Dünyada Yalancılar
Yazarlar

Yalan dünyada yalancılar

8 Ekim 2026
Bir öğretmenin 30 yıllık sessiz çığlığı: Okullar nasıl bu hâle geldi?
Yazarlar

Bir öğretmenin 30 yıllık sessiz çığlığı: Okullar nasıl bu hâle geldi?

8 Ekim 2026
Şair Cihan Berdibek ile şiir üzerine: Hece vezninin kadim sadasından bugüne
Yazarlar

Şair Cihan Berdibek ile şiir üzerine: Hece vezninin kadim sadasından bugüne

8 Ekim 2026
Kahveli_Şiirlerim’in Arzu Yıldız’ı ile şiirden vefaya: Kırk yıllık hatır
Yazarlar

Kahveli_Şiirlerim’in Arzu Yıldız’ı ile şiirden vefaya: Kırk yıllık hatır

7 Ekim 2026
Sonraki Haber
Cildin Nem Dengesini Korumak İçin Etkili Yöntemler

Cildin nem dengesini korumak için etkili yöntemler

En Güncel Haberler

Maltepe’de çöken binadan kurtarılan yaralıların sağlık durumu açıklandı
Öne Çıkan

Maltepe’de çöken binadan kurtarılan yaralıların sağlık durumu açıklandı

8 Ekim 2026
Maltepe'de çöken binada ölen 2 kişinin kimlikleri belli oldu
Öne Çıkan

Maltepe’de çöken binada ölen 2 kişinin kimlikleri belli oldu

8 Ekim 2026
Deniz Akkaya hakkında yakalama emri talebi
Öne Çıkan

Deniz Akkaya hakkında yakalama emri talebi

8 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Antalya’da örnek davranış: Parasını düşüren motosikletliye sosyal medyadan ulaşıp teslim etti

8 Ekim 2026
Yaşam

Öldürülen kız çocukları için Diyarbakır’dan İran’a pedal çeviriyorlar

8 Ekim 2026
Yaşam

81 ilin yöresel ürünleri uzay kongresinde buluştu

8 Ekim 2026
Yaşam

Balık tutmak için açıldığı denizde kaybolan madenciyi arama çalışmaları sürüyor

8 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Kilis'te DEAŞ operasyonu; 1 tutuklama

Kilis’te DEAŞ operasyonu; 1 tutuklama

- Haberton
8 Ekim 2026

Terör örgütü DEAŞ'a yönelik Kilis merkezli operasyonlarda, 2 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 1'i tutuklandı. İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, DEAŞ terör...

Tek bir karede koca bir hikâye: Eren Boz’un sanat yolculuğu

Kastamonu’dan İtalya’ya uzanan cazibe: Asırlık ahşap mirası Avrupa’ya açılıyor

Türk zeytini ve zeytinyağı ihracatında kritik dönem: Akdeniz’in sıvı altını dünya pazarında neden kan kaybediyor?

7 Ekim 2023’ten bugüne Gazze: Üç yılda on binlerce ölüm, büyük yıkım

Güncel Haber

Maltepe’de çöken binadan kurtarılan yaralıların sağlık durumu açıklandı

Maltepe’de çöken binadan kurtarılan yaralıların sağlık durumu açıklandı

8 Ekim 2026
Maltepe'de çöken binada ölen 2 kişinin kimlikleri belli oldu

Maltepe’de çöken binada ölen 2 kişinin kimlikleri belli oldu

8 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton