Ahşabın Cazibesi belgeselinin yönetmeni Doç. Dr. Ersoy Soydan ile belgeselin ortaya çıkış sürecini, Kastamonu’nun ahşap kültürünü ve 11 Ekim’de İtalya’da gerçekleştirilecek gösterimini konuştuk.
1971 Bursa Gemlik doğumlu akademisyen ve yönetmen Doç. Dr. Ersoy Soydan, uzun yıllar yayıncılık sektöründe çalışmış, ardından akademiye yönelmişti. Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV-Sinema Bölümünün bölüm başkanı olmuş, kentte film festivallerinin düzenlenmesine öncülük etmişti. Altın Portakal Sinema Okulu’nu kurmuş ve dört yıl direktörlüğünü yapmıştı. 2026 yapımı “Ahşabın Cazibesi” belgeseliyle de birçok festivalde finalist olmuştu.

“Ahşabın Cazibesi” fikri nasıl ortaya çıktı? Kastamonu’yu belgeselin merkezine yerleştirmenizde hangi düşünce etkili oldu?
2018 yılında “Ahşabın Cazibesi” başlıklı bir kitap bölümü yazmıştım. Ahşabın Cazibesi belgeselinin esin kaynağı da bu çalışma oldu. Üçte ikisi ormanlarla kaplı bir ilimiz olan Kastamonu’da tarih boyunca ahşap yapı malzemesi olarak bolca kullanılmıştır. Benzersiz güzellikteki ahşap yapıları ve Kastamonu’nun eşsiz doğasını anlatmak bu belgeseli gerçekleştirmede en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Ekip arkadaşlarımla birlikte Kastamonu Üniversitesi Ormancılık ve Tabiat Turizmi İhtisas projesi olarak belgeseli hazırlamaya başladık.
İki yıla yayılan bu çalışma boyunca Kastamonu’nun ahşap kültürüne bakışınız nasıl değişti? Bu süreç size neler kattı?
İki yıl süren çekim süreci boyunca dere tepe gezdik, 10 bin km’den fazla yol yaptık, böylece hem içinde yaşadığımız kenti daha yakından tanıma fırsatı bulduk hem de birçok ayrıntıya vakıf olduk. Kastamonu’nun ahşap kültürel mirasını en iyi biçimde yansıtabilmek için büyük çaba sarf ettik, 300 saati bulan çekimler gerçekleştirdik. Bu bizim için eşsiz bir deneyim oldu. Biz belgeselde bir yandan tarihi ahşap yapıların korunmasını önerirken, bir yandan da yeniden ahşap yapılar inşa etmenin zorunlu olduğunu anlattık. Zira ülkemiz bir deprem ülkesi, bu çekimler sırasında öğrendik ki 1943 Tosya depreminden yalnızca ahşap gümelelerde yaşayanlar kurtulabilmiş. Biz de depreme karşı dayanıklı, sağlıklı ve sürdürülebilir yapılar inşa edebilmek için ahşaba dönmek gerektiğini belgeselde işledik.
Kastamonu’nun konaklarından köy evlerine, camilerinden gümelelerine kadar uzanan geniş ahşap mirası içerisinde sizi en çok etkileyen yapı veya hikâye hangisi oldu?
Kastamonu’daki bütün ahşap yapılar benzersiz güzellikte. Ancak en etkileyici yapı kuşkusuz ki 2023 yılında Unesco Dünya Miras Listesi’ne alınan Kasaba köyündeki Mahmutbey Camii.

Çekimler sırasında sizi şaşırtan ve “Bu mutlaka belgeselde yer almalı” dediğiniz özel bir an ya da hikâye oldu mu?
Yaptığımız otuz farklı röportajda katılımcılar çok farklı bilgiler verdi, bunlardan en ilgi çekici olanları belgeselde kullandık: Özellikle tescili olmayan tarihi ahşap yapıların sökülüp götürülebildiğini yani enkazcılık olgusunu bu röportajlar sırasında öğrendik. Bu bizim içinde çok şaşırtıcı oldu.
11 Ekim’de belgeselinizin İtalya’da gösterilecek olması sizin için ne ifade ediyor? Kastamonu’nun hikâyesinin uluslararası bir izleyiciyle buluşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ahşabın Cazibesi Avrupa prömiyerini 11 Ekim’de İtalya’nın kuzeyindeki Rovereto kentindeki görkemli bir salonda yapacak. 37’si düzenlenen RAM Film Festivalinde finalist olarak seçilen filmimiz dünyanın dört bir yanından seçilen filmlerle birlikte yarışacak. Bu bizim için büyük bir gurur kaynağı. Türkiye’de beş farklı film festivalinde finalist olduk, ancak İtalya’da da finalist seçilmemiz bizi çok mutlu etti, aynı zamanda filmin başarılı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Arkeoloji, kültürel miras, kent ve hafıza temalı bir festivalde Kastamonu’nun ahşap kültürel mirasını anlatma fırsatı bulduk.
Kastamonu’yu daha önce hiç tanımayan İtalyan izleyicilerin belgeseli izledikten sonra şehir hakkında nasıl bir düşünceyle salondan ayrılmasını istersiniz?
Daha önce filmin fragmanını yolladığımız yabancılar çok etkilendiklerini ve mutlaka Kastamonu’yu ziyaret etmek istediklerini söylemişlerdi. İtalyan izleyicilerinde filmden etkilenip Kastamonu’yu ziyaret etmek isteyeceklerini düşünüyorum açıkçası.

Bir Kastamonu hikâyesinin uluslararası bir festival ortamında anlatılması, sizce şehrin kültürel tanıtımına ve turizmine nasıl katkı sağlayabilir?
Bu festivalde dünyanın dört bir yanından film yapımcılarının ve yönetmenlerinin bulunması çok önemli. Zira projeyi hazırlarken amacımız özellikle yapımcı ve yönetmenlerin ilgisini çekmekti. Böylece Kastamonu’da yeni yapımların gerçekleşmesinin yolunu açmak istiyoruz. Çekilecek film, dizi ve belgesellerden etkilenecek insanların orta ve uzun vadede Kastamonu’yu ziyaret edeceklerini ve bunun ciddi bir kültür turizmi hareketliliği yaratacağını düşünüyoruz. Bu konudaki en somut örnek Süha Arın’ın 1976 yılında çektiği “Safranbolu’da Zaman” adlı belgeseldir. Bu belgesel Safranbolu’nun Türk ve Dünya kamuoyunda tanınmasını sağlamış ve turizmin canlanmasını sağlayan faaliyetlerin başlangıç noktası olmuştu. Esasen bizde Süha Arın hocamızı örnek aldık.
İki yıllık çalışma sonunda geriye dönüp baktığınızda, “Ahşabın Cazibesi”nin sizin için en özel tarafı nedir?
Ahşabın Cazibesi benim için yeni şeyler öğrendiğimiz, coğrafyayı tanıdığımız, iki yılımızı verdiğimiz, ekip arkadaşlarınızla kollektif bir ruhla dayanışma içinde çok şahane zamanlar geçirdiğimiz bir iş oldu, kendi adıma çok mutluyum insanların beğendiği bir film ortaya çıkarabildiğimiz için.
Belgeselin İtalya’da gösterilmesinin ardından farklı ülkelerde de Kastamonu’nun ahşap kültürünü tanıtmak gibi yeni hedefleriniz veya projeleriniz var mı?
Yurt dışında başvurduğumuz pek çok festivalden haber bekliyoruz. Ancak önümüzdeki aylarda gerek Türkiye’de gerekse de yurt dışında birçok gösterim planlıyoruz. Filmimiz bugüne kadar İstanbul, Ankara, Bursa, Safranbolu ve Karaman’daki çeşitli organizasyon ve festival finalistliği sayesinde izleyiciyle buluştu, önümüzdeki günlerde Foça Belgesel Film Festivalinde, Giresun’da, İstanbul’da bir mimarlık fuarında ve Almanya’nın Köln kentinde gösterilecek.

Kastamonu’yu hiç tanımayan bir yabancıya “Ahşabın Cazibesi”ni tek cümleyle anlatmanız gerekse nasıl anlatırdınız?
“Kastamonu ahşabın başkentidir” derdim.
Kastamonu’yu İtalya’ya götürüyorsunuz. Sizce İtalyan izleyici Kastamonu’da en çok neyi keşfedecek?
İtalyan izleyiciler Kastamonu’nun dört bir yanındaki ahşap kültürel mirası benzersiz doğa görüntüleri eşliğinde izleyecek. Onlarında bu görsel şölenden etkileneceklerinden eminim.
İtalya’daki bir izleyicinin belgeseli izledikten sonra Kastamonu’ya gelme isteği duymasını sağlayacak en önemli değer sizce nedir?
İnsanlar kentlerin gürültüsünden ve karmaşasından sıkılmış durumda: Keşfedecek yeni yerleri ve doğayla iç içe olmanın yollarını arıyorlar, Bu belgeselin izleyenlerde Kastamonu’yu görme isteğini tetikleyeceğini düşünüyorum. Zaten izleyicilerimizden aldığımız geri dönüşlerde bu yönde.
Bu belgeselin Kastamonu için yalnızca bugün değil, gelecekte de nasıl bir iz bırakmasını istiyorsunuz?
Süha Arın’ın Safranbolu’da Zaman adlı belgeseliyle bıraktığı etkiyi bizde Ahşabın Cazibesi’yle bırakmak istiyoruz. Hayalimiz ve hedefimiz budur.

Yönetmenliğini Yaptığı Kısa Filmler
Ahşabın Cazibesi- 2026… Belgesel, 00:31:00
27. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Kültürel Miras ve Korumacılık Temalı Ulusal Belgesel Film Yarışması, Finalist. 2026
3. Gordion Arkeofilm Festivali, Uluslararası Profesyonel Film Kategorisi, Finalist. 2026
11. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali, Kısa Belgesel Film Yarışması, Finalist. 2026
1. Altın Elma Film Festivali, Belgesel Film Yarışması, Finalist. 2026
9. Foça Uluslararası Arkeoloji ve Kültürel Miras Belgesel Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2026


















