30 Ekim 2026, Cuma
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Yasak ağacın gölgesinde

Yasak ağacın gölgesinde

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
8 Ağustos 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:6 dakikalık okuma
A A
0
Yasak ağacın gölgesinde
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Cennette sayısız ağaç vardı; insan kalkıp yasaklanmış olan tek ağaca uzandı.

İnsanlık tarihini tek bir cümleye sığdırmak isteseniz, sanırım bundan daha kestirmesini bulamazsınız. Ne bahçenin bolluğu, ne gölgesi, ne de sonu gelmeyecek bir güvenlik… Hepsi bir ısırıklık merakın yanında pufladı söndü. Sonra biz o ısırığa “ilk günah” adını taktık.

Oysa o ısırık, insanın kendisiyle ilk kez tanıştığı andı.

Küçük bir çocuğa evin bütün odalarını açın, tek bir kapıyı kilitleyin; çocuğun aklı gün boyu o kilitli kapının önünde dolaşır.

Yasak, isteği bastıran bir kapak değildir; çoğu zaman onu imal eden tezgâhtır. Bunu bilmeyen din yoktur, bunu bilmeyen devlet yoktur, bunu bilmeyen baba yoktur; hepsi bile bile yapar zaten. Çünkü yasak, iktidarın en ucuz üretim biçimidir: hiçbir şey harcamadan, yalnızca “olmaz” diyerek insanın içinde ömür boyu sürecek bir kıpırtı yaratırsınız.

Buradan da o meşhur itiraz doğar.

Şöyle bir mühendis düşünün: makineyi kendi tasarlıyor; dişlisini, yağını, ısınma katsayısını kendi ayarlıyor. Sonra oturup makinenin bütün çalışma prensiplerini yasaklayan bir kullanım kılavuzu yazıyor. Ardından da kılavuzu okusun diye makinenin başına binlerce yıl boyunca müfettişler yolluyor. Bir sanık düşünün ki, suçu işlemesi için gereken bütün donanım, mahkemeyi kuran tarafından kendisine doğuştan takılmış.

İtiraz güçlüdür. Uzun yıllar ben de bu itirazın avukatlığını yaptım. Sonra bir gün fark ettim: dosya kabarık, ama yanlış mahkemede duruyor.

Arapçada günahın adlarından biri *hatîe*’dir; kökü *hatâ*, yani atılan okun hedefi tutturamaması. Tuhaf bir tesadüf: Yunancada trajedi kahramanının düşüşünü anlatan *hamartia* da tam olarak aynı şeyi söyler — okun hedeften sapması. İki ayrı medeniyet, aynı görüntüde buluşmuş.

Öbür kelimeler de kendi tarifini getirir. *Zenb*, hayvanın arkasında sürüklediği kuyruk: yaptığınızın peşinizden gelen kısmı. *İsm*, insanı ağırlaştıran, yürümekten alıkoyan yük. *Cürm*, meyveyi dalından koparmak.

Dikkat ediniz: bu kelimelerin hiçbiri arzuyu tanımlamıyor. Hepsi bir mesafeden, bir sapmadan, bir yükten söz ediyor. Demek ki mesele istemek değil; isteğin nereye düştüğü.

Iskalamak, yalnızca nişan alanın kelimesidir.

Zaten arzunun kendisinde utanılacak bir şey yok.

İçimizdeki o “günahkâr istek” dediğimiz şey, salgı bezlerinin, milyonlarca yıllık bir hayatta kalma inadının, hücrelerimize kazınmış bir çoğalma telaşının adıdır. Şehvet, doğanın kendini sürdürme refleksidir. Hırs, açlığın uygarlığa uyarlanmış hâlidir. Bencillik, ölmemek için evrimin bize verdiği ilk derstir. Vaizlerin “nefs” deyip lanetlediği şey, biyolojinin bize hayat versin diye yüklediği bavuldur. Bavulu bırakırsanız yolculuk biter, taşırsanız omzunuz acır.

Üstelik şehvet yalancı da değildir. Adını söyler, kapıyı çalar, ne istediğini bilir.

Asıl kandıran başkasıdır.

Cennette yasaklanan ağacın adını hatırlayalım: *şecere-i huld*, yani sonsuzluk ağacı. Şeytan Âdem’e haz vaat etmedi; ölümsüzlük vaat etti, eskimeyen bir saltanat vaat etti. İlk günah bedenin iştahı değil, benliğin ihtirasıydı: ölmemek ve hesap vermemek.

Şehvet insanı yatağa düşürür. Kibir tahta çıkarır. Hangisinden dönmek daha zordur, siz söyleyin.

Kaldı ki kıssanın asıl fiili yemek bile değil. “Ahd vermiştik, unuttu” deniyor. Düşüş bir iştah kazası olarak değil, bir hafıza kazası olarak anlatılıyor. Kelimenin kendisi de bunu fısıldar: unutan mahlûk, *insan*. Kim olduğunuzu bir an için unutursunuz; gerisi kendiliğinden gelir.

Keşişler çöllere kaçtı. Manastırların taş odalarında, gözlerini kapatarak, dizlerini kanatarak, aynasız duvarlara bakarak yenmeye çalıştılar içlerindekini.

Kaçmak yenmek midir? Bir insan kendinden kaç kilometre uzağa gidebilir?

Kimileri de kaçmak yerine örtmeyi seçti: istek uyandıran ne varsa üstünü kapattılar, görüntüyü sildiler, sesi kıstılar, resmi yasakladılar. Fakat örtünün altında duran şeyin orada durduğunu, örtüyü örten herkesten iyi bilir. Zaten örtüyü icat eden de o bilgidir.

Perde çekmek görmemek değildir; sadece bakmamaktır.

Bizim irfan geleneğimiz bu yüzden nefsi bir düşman olarak değil, bir güzergâh olarak okur: emreden nefs vardır, kendini kınayan nefs vardır, huzura eren nefs vardır. Aynı nefs, üç ayrı istikamet. Yani içinizdeki o ses kesilmiyor; terbiye ediliyor. Atı öldürerek binicilik öğrenilmez. Zaten isteklerini kaybetmiş bir insan iyileşmiş sayılmaz, sönmüş sayılır.

Asıl mahkeme ne göklerde kurulur, ne de omuzlarımızdaki meleklerin defterinde.

Asıl mahkeme kafatasının içindedir. Yargıç sizsiniz, sanık sizsiniz, savcı sizsiniz, yalancı tanık gene sizsiniz.

Aklınızın bir yanı arzunuzu aklamak için gece boyu gerekçe uydurur: “ben aslında öyle demek istememiştim”, “şartlar öyleydi”, “herkes yapıyor”. Öbür yanı hiç sesini çıkarmadan dinler, not alır, pusuya yatar. Sonra bir sabah, hiç beklemediğiniz bir saatte, çayınızı karıştırırken göğsünüzün ortasına bir utanç iner. Kimse görmemiştir, kimse bilmemektedir, hiçbir gazete yazmamıştır. Yine de yakalanmışsınızdır.

Fakat şuraya dikkat: o mahkemenin varlığı bir lanet değildir. Huzursuzluk, hâlâ bir hedefiniz olduğunun delilidir.

Peki insanın içinde gerçekten ne olduğunu kim anlatacak?

Vaaz size ne yapmamanız gerektiğini söyler; roman, yapmamanız gereken şeyi neden bu kadar çok istediğinizi anlatır. Vaaz sizi düzeltmeye çalışır, roman tanımaya. Bir romancı bir insanın içine ne kadar derin inerse, yaratılışın tutanağına o kadar yaklaşır.

Ve tam burada dikkatli olmak gerekir, çünkü romanın en çok istismar edilen cümlesi de buradan çıkar: “Yalnız değilsin.”

Kalabalık masumiyet üretmez. Ortaklaşa işlenen günah günah olmaktan çıkmaz, sadece katlanılır hâle gelir. Raskolnikov teselli edilmedi; ezildi, sonra o enkazın altından kalktı. Anna Karenina’yı okurken içinizi acıtan şey, herkesin aldattığını öğrenmenin rahatlığı mıdır — yoksa o kadının yalnızlığının size fazlasıyla tanıdık gelmesi mi?

Büyük roman size arkadaşlık teklif etmez, ayna tutar. Aynanın merhameti yoktur, sadakati vardır.

Ama şurası da doğru: insanın kendi türüyle barışması, ancak kendi çirkinliğini bir başkasında görüp ona acımayı öğrenmesiyle başlar. Yani “yalnız değilsin” cümlesi bir beraat ilamı değil, bir davettir. Mazeret diye okunduğunda uyuşturucuların en nazikidir; çağrı diye okunduğunda merhametin başlangıcı.

Dostoyevski “hepimiz herkesten sorumluyuz” derken elinize bir mazeret tutuşturmuyordu; daha ağır bir fatura kesiyordu.

Zaaflarınızla korkularınız ömür boyu birbiriyle boğuşacak. Teninizin altında hep gizli bir huzursuzluk taşıyacak ve hep ama hep, kim olduğunuzu merak edeceksiniz.

Sizi değerli kılan şey de bu zaten: kusursuzluğunuz değil, çelişkinizle olan uzun ve bitmeyen kavganız. Melekler kusursuzdur; onun için hiçbiri roman yazmadı, hiçbiri şiir söylemedi.

Yasak ağaç hâlâ bahçenin ortasında duruyor. Ona uzanan elin sizin eliniz olduğunu bilerek yaşamak kolay değil.

Fakat asıl korkulacak gün, içinizdeki mahkemenin sizi beraat ettirdiği gün değildir.

Duruşmaya çıkmaktan vazgeçtiği gündür.

Etiketler: peyami altunsuyu
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Devrilen motosikletin sürücüsü, başını aydınlatma direğine çarpıp yaşamını yitirdi

Sonraki Haber

Hiç eğitim almadan evde kilimlerin üzerine yaptığı resimlerle sergi açtı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Zamanın Sükûneti
Yazarlar

Zamanın sükûneti

30 Ekim 2026
Cumhuriyet: Bir milletin umuda açılan kapısı
Yazarlar

Cumhuriyet: Bir milletin umuda açılan kapısı

29 Ekim 2026
Cumhuriyetin anlamı
Yazarlar

Cumhuriyetin anlamı

29 Ekim 2026
Yazarlar

Şekil değil öz: Cumhuriyet ruhunu hatırlamak

29 Ekim 2026
Atatürk’ün elleri
Yazarlar

Atatürk’ün elleri

28 Ekim 2026
"Vâsıl-ı cânâne kıldın âkibet": Metro sıkışıklığından vuslat kapısına
Yazarlar

“Vâsıl-ı cânâne kıldın âkibet”: Metro sıkışıklığından vuslat kapısına

28 Ekim 2026
Sonraki Haber
Hiç eğitim almadan evde kilimlerin üzerine yaptığı resimlerle sergi açtı

Hiç eğitim almadan evde kilimlerin üzerine yaptığı resimlerle sergi açtı

En Güncel Haberler

İstanbul merkezli 3 ilde FETÖ operasyonu: 10 gözaltı
Yerel Haberler

İstanbul merkezli 3 ilde FETÖ operasyonu: 10 gözaltı

30 Ekim 2026
Trump: Pentagon Strateji, Planlar ve Politika Direktörü Sylvia bilgi sızdırdı
Dış Haberler

Trump: Pentagon Strateji, Planlar ve Politika Direktörü Sylvia bilgi sızdırdı

30 Ekim 2026
GTA 6 Türkiye fiyatı belli oldu! Ne zaman çıkacak, hangi konsollarda oynanacak?
Bilim & Teknoloji

GTA 6 Türkiye fiyatı belli oldu! Ne zaman çıkacak, hangi konsollarda oynanacak?

30 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Huzurevinde coşkulu 29 Ekim balosu

30 Ekim 2026
Yaşam

Atakule Atatürk ve Türk bayrağıyla aydınlatıldı

30 Ekim 2026
Yaşam

Sivas’ta Cumhuriyet Bayramı korteji düzenlendi

29 Ekim 2026
Yaşam

Bolu’da coşkulu fener alayı

29 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Bosna Hersek'te askeri helikopter düştü: 4 ölü, 11 yaralı

Bosna Hersek’te askeri helikopter düştü: 4 ölü, 11 yaralı

- Haberton
30 Ekim 2026

Bosna Hersek'te Avrupa Birliği Barış Gücü Misyonu’na ait askeri helikopterin düşmesi sonucu 4 kişi hayatını kaybetti, 11 kişi yaralandı. Bosna...

Kapadokya’da peribacaları neden çöküyor? Doğal oluşumlarda aşınma ve yıkılma tehlikesi

2026 KPSS ön lisans sonuçları açıklandı! P93 puanı nasıl hesaplanıyor, sonuçlara nasıl itiraz edilir?

Afet anında hayat kurtaran hazırlık: Kızılay Haftası’nda bilinmesi gerekenler

Cumhuriyet’in 103 Yıllık Yolculuğu: Kuruluş İdeallerinden Günümüze

Güncel Haber

Huzurevinde coşkulu 29 Ekim balosu

Huzurevinde coşkulu 29 Ekim balosu

30 Ekim 2026
İstanbul merkezli 3 ilde FETÖ operasyonu: 10 gözaltı

İstanbul merkezli 3 ilde FETÖ operasyonu: 10 gözaltı

30 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton