25 Nisan 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Vasatlığın zaferi: Sıradanlığa alkış tutmak

Vasatlığın zaferi: Sıradanlığa alkış tutmak

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
4 Eylül 2024
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
0
Vasatlığın zaferi: Sıradanlığa alkış tutmak

Vasatlığın zaferi: Sıradanlığa alkış tutmak

Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Bakın, artık bazı şeyleri netleştirmemiz gerekiyor. Vasatlık, hayatımızın neredeyse her alanında el üstünde tutuluyor.

Bu durum yalnızca “Eh, fena değil” denilecek bir durum değil; aksine, vasatlık, bir zorunluluk, bir standart haline getiriliyor. Ve bu sadece sinir bozucu değil, aynı zamanda uzun vadede toplum için son derece tehlikeli bir durum. Hangi alana bakarsak bakalım – ister sanat, ister spor, isterse siyaset – vasatlığa övgüler dizen, onu yücelten bir toplumsal yapı inşa ediyoruz. Ama asıl mesele şu: Vasatlık övüldükçe, gerçekten iyi olanın, mükemmelin değeri azalıyor. Yani, herkes ortalama bir seviyede mutlu ve tatmin olurken, aslında harika olanı gözden kaçırıyoruz. Vasatlık artık bir norm, hatta bir övünç kaynağı haline gelmiş durumda.

Şimdi, bu duruma biraz daha yakından bakalım. Ülkemizde de maalesef bu durum pek farklı değil. Sıradan bir yapım, program, proje ya da girişim, hak etmediği övgülerle taçlandırılıyor. Yeterince yüksek sesle bağıran, “Bakın ben varım!” diye haykıran bir şeye, ne kadar sıradan olursa olsun, insanlar anında alkış tutuyor. Ancak burada asıl tehlike, gerçekten övgüyü hak edenlerin bu gürültüde kaybolması. Oysa bir yandan “Ne gerek var?” dediğimiz şeyler, aslında hayatımızı gerçekten güzelleştiren unsurlar olabilir. Ne yazık ki, göz önünde olmanın mükemmel olmakla karıştırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Öyle ki, vasat bir içerik veya ürün sırf çokça tüketildiği, çokça konuşulduğu için mükemmelmiş gibi lanse ediliyor.

Sanat ve kültür dünyasında da vasatlık hüküm sürüyor. Eskiden cesur ve yenilikçi işler saygı görürdü; şimdi ise popüler olmak için sıradanlık yeterli. Dizi ve filmlerde derinlemesine karakter analizi yapmak, ya da etkileyici bir anlatı sunmak yerine, basit ve tekrarlanan kalıplar kullanılıyor. “İzleniyor mu? İzleniyor.” Mantığıyla, içerik kalitesi değil, kitlelerin neye alıştığı önemli hale geldi. Vasatlık bu sayede alkışlanıyor.

Ekonomik alanda da durum pek iç açıcı değil. Şirketler ve kurumlar, kısa vadeli kar hedefleriyle uzun vadeli kaliteyi göz ardı ediyor. Bu, düşük kaliteli ürün ve hizmetlerin pazarda yer bulmasına, yenilikçi çözümlerin ise rafa kalkmasına yol açıyor. Rekabetin yerini tekdüzelik alıyor ve tüketiciler, daha iyisini arama şansını kaybediyorlar. Politikada ise vasatlık bir başka boyuta taşınıyor. Seçimlerde adaylar arasındaki farklar giderek azalmış durumda; çoğu zaman, seçmenler vasat adaylar arasında bir tercih yapmak zorunda kalıyor. Bu durum, demokratik sürecin verimliliğini ve etkinliğini sorgular hale getiriyor. Partiler ve liderler, karizmatik ve vizyon sahibi değil, sadece idare edebilir kişileri tercih ediyorlar. Bu da, uzun vadede toplumsal ve ekonomik sorunların daha da derinleşmesine neden oluyor.

Düşünün bir yazar ya da sanatçı; işini sadece “iş olsun” diye yapıyor, sadece günü kurtarmak için üretiyor ve sonunda da “Bu, işte tam aradığımız şey!” deniliyor. Peki ya gerçekten tutkuyla, özveriyle çalışanlar? Gerçekten bir şeyler anlatmak, bir fark yaratmak isteyenler? Onların sesi ne zaman duyulacak? Vasat övüldükçe, mükemmel olanın değeri düşüyor. Üstelik bu sadece anlık bir durum değil; bu övgüler sayesinde vasatlık yerini sağlamlaştırıyor, kök salıyor. İnsanlar artık en iyisini aramaktan, en iyisini yapmaktan vazgeçiyor. “Bu kadarı da yeterli” demeye başlıyoruz, oysa “bu kadarı” aslında yetmemeli.Vasatlığın alkışlandığı bir dünyada, mükemmelliğin izini sürmek, sadece bir arzu değil, bir zorunluluktur.

Vasatlığa övgü yağdırdıkça, toplum olarak ilerleyemeyiz. Hep bir şeyler eksik kalır. O eksiklik başta fark edilmese de zamanla büyür, adeta bir kartopu gibi yuvarlanarak devasa bir probleme dönüşür. Çünkü insanlar, neden daha iyisini yapmaları gerektiğini sorgulamaya başlar. “Nasılsa bu da alkış alıyor” diye düşünerek, yenilikçi fikirler, yaratıcı projeler bir köşede tozlanmaya bırakılır. Bu durum, sadece bireylerin değil, toplumun genel dinamizmini ve gelişme potansiyelini de baltalar.

Vasatlığa gösterilen bu gereksiz hayranlık, sadece sıradan olanı yüceltmekle kalmıyor, aynı zamanda gerçekten değerli ve anlamlı olanı gölgede bırakıyor. Bir düşünün; herkes “Bu kadarı yeter” diyerek elindekine razı olduğunda, toplumun dinamikleri körelmeye başlar. Yaratıcılık, yenilikçilik ve mükemmeliyet arayışı, “Nasıl olsa böyle de iş görüyor” düşüncesiyle törpüleniyor. Oysa, asıl ihtiyacımız olan şey, gerçekten anlamlı bir fark yaratabilecek, ilham verecek ve bizi ileriye taşıyacak olanları arayıp bulmak.Bu sebeple, vasatın zaferine dur demek zorundayız. Her alanda kaliteyi, yeniliği ve mükemmelliği yeniden arzulamalıyız. Vasatlığa verilen her övgü, geleceğimizden çalınan bir başarıdır. Ve bu başarıyı geri kazanmak, sadece mükemmelliğe yeniden değer vermekle mümkün olacaktır.

Vasatlığa verdiğimiz bu anlamsız ödüller, bizi durağanlığa hapsediyor. Eğer gerçekten bir fark yaratmak istiyorsak, sıradan olanı alkışlamaktan vazgeçmeli ve gerçekten çaba harcayan, olağanüstü olanı öne çıkarmalıyız. Herkesin kolayca tatmin olduğu bir dünyada değil, standartları yükselten ve insanları daha iyiye teşvik eden bir dünyada yaşamak istiyorsak, neyi desteklediğimize dikkat etmeliyiz. Unutmayın, gelecek sıradan olanı değil, sıra dışı olanı hatırlayacak. Bu yüzden, alkışlarınızı gerçekten hak edenlere saklayın; çünkü bu alkışlar, geleceğin kim ya da kimler tarafından şekilleneceğini belirleyecek.

Etiketler: Ekonomi
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Hayatımın hiçbir döneminde fatura bile kesmedim

Sonraki Haber

Fenerbahçe – Galatasaray derbisi 21 Eylül’de oynanacak

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Yazarlar

Sahi mutluluk nedir?

25 Nisan 2026
Ah nerede o eski bayramlar...!
Yazarlar

Ah nerede o eski bayramlar…!

23 Nisan 2026
23 Nisanlar silinmez!
Yazarlar

23 Nisanlar silinmez!

23 Nisan 2026
23 Nisan: Geleceğin sahiplerine bırakılan en büyük miras
Yazarlar

23 Nisan: Geleceğin sahiplerine bırakılan en büyük miras

23 Nisan 2026
Okulda niteliğin azalma nedenleri
Yazarlar

Okulda niteliğin azalma nedenleri

23 Nisan 2026
Son damladan öncesi
Yazarlar

Son damladan öncesi

23 Nisan 2026
Sonraki Haber
Fenerbahçe - Galatasaray derbisi 21 Eylül'de oynanacak

Fenerbahçe - Galatasaray derbisi 21 Eylül'de oynanacak

En Güncel Haberler

Mersin'de 100 milyonluk işlem hacmine sahip dolandırıcılık çetesine operasyon; 7 tutuklama
Yerel Haberler

Mersin’de 100 milyonluk işlem hacmine sahip dolandırıcılık çetesine operasyon; 7 tutuklama

25 Nisan 2026
Sivas'ta 2 katlı müstakil ev yan yattı
Yerel Haberler

Sivas’ta 2 katlı müstakil ev yan yattı

25 Nisan 2026
Aracından indiği sırada silahlı saldırıda yaralandı
Yerel Haberler

Aracından indiği sırada silahlı saldırıda yaralandı

25 Nisan 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Emine Erdoğan, Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nin açılışına katıldı

25 Nisan 2026
Yaşam

Ankara’da hayvanseverlerden yürüyüş

25 Nisan 2026
Yaşam

Deniz kaplumbağası ölüsü sahile vurdu

25 Nisan 2026
Yaşam

Tarihi kervansarayda Kadın Emeği Yöresel Ürünler Pazarı açıldı

25 Nisan 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Suriye-Türkiye sınırında, insan kaçakçılarıyla kovalamaca anı kamerada: 3 gözaltı

Suriye-Türkiye sınırında, insan kaçakçılarıyla kovalamaca anı kamerada: 3 gözaltı

- Haberton
25 Nisan 2026

Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde, sınır hattında insan kaçakçılığı yaptığı öne sürülen şüpheliler ile jandarma ekipleri arasında yaklaşık 10 kilometre süren kovalamaca...

Kalori açığı nasıl oluşturulur?

Komşu gürültüsünde haklar neler?

İşten çıkarılınca tazminat nasıl alınır?

Duygusal manipülasyon nasıl anlaşılır?

Güncel Haber

Mersin'de 100 milyonluk işlem hacmine sahip dolandırıcılık çetesine operasyon; 7 tutuklama

Mersin’de 100 milyonluk işlem hacmine sahip dolandırıcılık çetesine operasyon; 7 tutuklama

25 Nisan 2026
Sivas'ta 2 katlı müstakil ev yan yattı

Sivas’ta 2 katlı müstakil ev yan yattı

25 Nisan 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton