28 Eylül 2026, Pazartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Vasatlığın zaferi: Sıradanlığa alkış tutmak

Vasatlığın zaferi: Sıradanlığa alkış tutmak

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
4 Eylül 2024
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
0
Vasatlığın zaferi: Sıradanlığa alkış tutmak

Vasatlığın zaferi: Sıradanlığa alkış tutmak

Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Bakın, artık bazı şeyleri netleştirmemiz gerekiyor. Vasatlık, hayatımızın neredeyse her alanında el üstünde tutuluyor.

Bu durum yalnızca “Eh, fena değil” denilecek bir durum değil; aksine, vasatlık, bir zorunluluk, bir standart haline getiriliyor. Ve bu sadece sinir bozucu değil, aynı zamanda uzun vadede toplum için son derece tehlikeli bir durum. Hangi alana bakarsak bakalım – ister sanat, ister spor, isterse siyaset – vasatlığa övgüler dizen, onu yücelten bir toplumsal yapı inşa ediyoruz. Ama asıl mesele şu: Vasatlık övüldükçe, gerçekten iyi olanın, mükemmelin değeri azalıyor. Yani, herkes ortalama bir seviyede mutlu ve tatmin olurken, aslında harika olanı gözden kaçırıyoruz. Vasatlık artık bir norm, hatta bir övünç kaynağı haline gelmiş durumda.

Şimdi, bu duruma biraz daha yakından bakalım. Ülkemizde de maalesef bu durum pek farklı değil. Sıradan bir yapım, program, proje ya da girişim, hak etmediği övgülerle taçlandırılıyor. Yeterince yüksek sesle bağıran, “Bakın ben varım!” diye haykıran bir şeye, ne kadar sıradan olursa olsun, insanlar anında alkış tutuyor. Ancak burada asıl tehlike, gerçekten övgüyü hak edenlerin bu gürültüde kaybolması. Oysa bir yandan “Ne gerek var?” dediğimiz şeyler, aslında hayatımızı gerçekten güzelleştiren unsurlar olabilir. Ne yazık ki, göz önünde olmanın mükemmel olmakla karıştırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Öyle ki, vasat bir içerik veya ürün sırf çokça tüketildiği, çokça konuşulduğu için mükemmelmiş gibi lanse ediliyor.

Sanat ve kültür dünyasında da vasatlık hüküm sürüyor. Eskiden cesur ve yenilikçi işler saygı görürdü; şimdi ise popüler olmak için sıradanlık yeterli. Dizi ve filmlerde derinlemesine karakter analizi yapmak, ya da etkileyici bir anlatı sunmak yerine, basit ve tekrarlanan kalıplar kullanılıyor. “İzleniyor mu? İzleniyor.” Mantığıyla, içerik kalitesi değil, kitlelerin neye alıştığı önemli hale geldi. Vasatlık bu sayede alkışlanıyor.

Ekonomik alanda da durum pek iç açıcı değil. Şirketler ve kurumlar, kısa vadeli kar hedefleriyle uzun vadeli kaliteyi göz ardı ediyor. Bu, düşük kaliteli ürün ve hizmetlerin pazarda yer bulmasına, yenilikçi çözümlerin ise rafa kalkmasına yol açıyor. Rekabetin yerini tekdüzelik alıyor ve tüketiciler, daha iyisini arama şansını kaybediyorlar. Politikada ise vasatlık bir başka boyuta taşınıyor. Seçimlerde adaylar arasındaki farklar giderek azalmış durumda; çoğu zaman, seçmenler vasat adaylar arasında bir tercih yapmak zorunda kalıyor. Bu durum, demokratik sürecin verimliliğini ve etkinliğini sorgular hale getiriyor. Partiler ve liderler, karizmatik ve vizyon sahibi değil, sadece idare edebilir kişileri tercih ediyorlar. Bu da, uzun vadede toplumsal ve ekonomik sorunların daha da derinleşmesine neden oluyor.

Düşünün bir yazar ya da sanatçı; işini sadece “iş olsun” diye yapıyor, sadece günü kurtarmak için üretiyor ve sonunda da “Bu, işte tam aradığımız şey!” deniliyor. Peki ya gerçekten tutkuyla, özveriyle çalışanlar? Gerçekten bir şeyler anlatmak, bir fark yaratmak isteyenler? Onların sesi ne zaman duyulacak? Vasat övüldükçe, mükemmel olanın değeri düşüyor. Üstelik bu sadece anlık bir durum değil; bu övgüler sayesinde vasatlık yerini sağlamlaştırıyor, kök salıyor. İnsanlar artık en iyisini aramaktan, en iyisini yapmaktan vazgeçiyor. “Bu kadarı da yeterli” demeye başlıyoruz, oysa “bu kadarı” aslında yetmemeli.Vasatlığın alkışlandığı bir dünyada, mükemmelliğin izini sürmek, sadece bir arzu değil, bir zorunluluktur.

Vasatlığa övgü yağdırdıkça, toplum olarak ilerleyemeyiz. Hep bir şeyler eksik kalır. O eksiklik başta fark edilmese de zamanla büyür, adeta bir kartopu gibi yuvarlanarak devasa bir probleme dönüşür. Çünkü insanlar, neden daha iyisini yapmaları gerektiğini sorgulamaya başlar. “Nasılsa bu da alkış alıyor” diye düşünerek, yenilikçi fikirler, yaratıcı projeler bir köşede tozlanmaya bırakılır. Bu durum, sadece bireylerin değil, toplumun genel dinamizmini ve gelişme potansiyelini de baltalar.

Vasatlığa gösterilen bu gereksiz hayranlık, sadece sıradan olanı yüceltmekle kalmıyor, aynı zamanda gerçekten değerli ve anlamlı olanı gölgede bırakıyor. Bir düşünün; herkes “Bu kadarı yeter” diyerek elindekine razı olduğunda, toplumun dinamikleri körelmeye başlar. Yaratıcılık, yenilikçilik ve mükemmeliyet arayışı, “Nasıl olsa böyle de iş görüyor” düşüncesiyle törpüleniyor. Oysa, asıl ihtiyacımız olan şey, gerçekten anlamlı bir fark yaratabilecek, ilham verecek ve bizi ileriye taşıyacak olanları arayıp bulmak.Bu sebeple, vasatın zaferine dur demek zorundayız. Her alanda kaliteyi, yeniliği ve mükemmelliği yeniden arzulamalıyız. Vasatlığa verilen her övgü, geleceğimizden çalınan bir başarıdır. Ve bu başarıyı geri kazanmak, sadece mükemmelliğe yeniden değer vermekle mümkün olacaktır.

Vasatlığa verdiğimiz bu anlamsız ödüller, bizi durağanlığa hapsediyor. Eğer gerçekten bir fark yaratmak istiyorsak, sıradan olanı alkışlamaktan vazgeçmeli ve gerçekten çaba harcayan, olağanüstü olanı öne çıkarmalıyız. Herkesin kolayca tatmin olduğu bir dünyada değil, standartları yükselten ve insanları daha iyiye teşvik eden bir dünyada yaşamak istiyorsak, neyi desteklediğimize dikkat etmeliyiz. Unutmayın, gelecek sıradan olanı değil, sıra dışı olanı hatırlayacak. Bu yüzden, alkışlarınızı gerçekten hak edenlere saklayın; çünkü bu alkışlar, geleceğin kim ya da kimler tarafından şekilleneceğini belirleyecek.

Etiketler: Ekonomi
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Hayatımın hiçbir döneminde fatura bile kesmedim

Sonraki Haber

Fenerbahçe – Galatasaray derbisi 21 Eylül’de oynanacak

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Kitapların dünyası
Yazarlar

Kitapların dünyası

28 Eylül 2026
Eylül tonu
Yazarlar

Eylül tonu

28 Eylül 2026
Karanlık ve soğuk renkler gibiyim
Yazarlar

Karanlık ve soğuk renkler gibiyim

28 Eylül 2026
Ankara Şehir Hastanesi Acili'nde zaman bükülmesi: "La üç saat oldu, sıra bize yeni mi geldi bebe?!"
Yazarlar

Ankara Şehir Hastanesi Acili’nde zaman bükülmesi: “La üç saat oldu, sıra bize yeni mi geldi bebe?!”

28 Eylül 2026
İtfaiye Meydanı’nda alışveriş riti: "La valla bir kere giydim bebe!"
Yazarlar

İtfaiye Meydanı’nda alışveriş rutini: “La valla bir kere giydim bebe!”

27 Eylül 2026
Yaren Atalar ile şiir ve edebiyat üzerine: Aşk ve Ceza’dan, Ahyar ve Yarence’ye
Yazarlar

Yaren Atalar ile şiir ve edebiyat üzerine: Aşk ve Ceza’dan, Ahyar ve Yarence’ye

27 Eylül 2026
Sonraki Haber
Fenerbahçe - Galatasaray derbisi 21 Eylül'de oynanacak

Fenerbahçe - Galatasaray derbisi 21 Eylül'de oynanacak

En Güncel Haberler

Bakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri'nde
Dış Haberler

Bakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri’nde

28 Eylül 2026
Esenler’de kayganlaşan yolda sürüklenen motosikletin kamyona çarptığı kaza kamerada
Yerel Haberler

Esenler’de kayganlaşan yolda sürüklenen motosikletin kamyona çarptığı kaza kamerada

28 Eylül 2026
Mersin’de kahvehaneye silahla ateş açıldı: 1 ölü, 4 yaralı
Yerel Haberler

Mersin’de kahvehaneye silahla ateş açıldı: 1 ölü, 4 yaralı

28 Eylül 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Sakarya’da metrekareye 100 kilogramın üzerinde yağış düştü; sel, heyelan ve taşkınlar yaşandı

28 Eylül 2026
Yaşam

Şehit aileleri, Umre Programı’ndan döndü: “Şehitlerimizin kıymetli emanetleri yurda döndü”

28 Eylül 2026
Yaşam

Ankara’da sağanak sonrası rögar taştı; binaların giriş ve bodrum katlarını su bastı

28 Eylül 2026
Yaşam

Ankara’da stres oyuncağı 11 yaşındaki çocuğun elinde patladı: 2’nci derece yanık oluştu

28 Eylül 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Van Ferit Melen Havalimanı'nda uyuşturucu madde ele geçirildi: 1 tutuklama

Van Ferit Melen Havalimanı’nda uyuşturucu madde ele geçirildi: 1 tutuklama

- Haberton
28 Eylül 2026

Van’da polis ekiplerinin havalimanında şüpheli bir kişinin üzerinde ve valizinde yaptığı aramada, valizde 2 kilo 100 gram uyuşturucu madde ele...

Türkiye’de hayvan barınakları: Sahiplendirme süreci, gönüllülük ve bilmeniz gerekenler

Çocuk neden okula gitmek istemez? Sabah “karnım ağrıyor” diyorsa dikkat

Uyurken terlemek neden olur? Gece terlemesini hafife almayın

Kıdem tazminatı hangi durumlarda alınır? İşten ayrılan herkes alamıyor: İşte kıdem hakkı doğuran haller

Güncel Haber

Bakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri'nde

Bakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri’nde

28 Eylül 2026
Esenler’de kayganlaşan yolda sürüklenen motosikletin kamyona çarptığı kaza kamerada

Esenler’de kayganlaşan yolda sürüklenen motosikletin kamyona çarptığı kaza kamerada

28 Eylül 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton