Bir gün evde herkesin ortalığa bıraktığı bardakları toplamaya başladın. Lavaboya götürdün, yıkadın. Kimse senden istemedi ama gözüne battı, yaptın. Ertesi gün yine aynısını yaptın.
Zamanla herkes bardağını bırakıp gitti. Çünkü nasılsa biri topluyordu. O kişi sendin. Bir gün sen de bırakınca, ortalık doldu. Ama kimse kendine dönüp “Ben neden toplamıyorum?” demedi. Sana baktılar: “Neden yıkamadın?” İşte o an, senin gönüllü yaptığın şey artık görev olarak görülmeye başlamıştı. Hem de senin rızan olmadan…
İş yerinde de benzer oldu belki. Bir sunumu sen hazırladın, çünkü zamanın vardı. Bir hafta sonra yine sana bakıldı. Üçüncü haftada artık kimse sormadan “Sen yaparsın” dedi. Bir gün yetiştiremedin, tepki gördün. Gönüllülük zorunluluğa dönüştü.
Arkadaş grubunda kahvaltıyı sen düzenledin. Sonraki organizasyonlar yine senin sorumluluğuna geçti. Bir gün sessiz kaldığında, “Hep sen yapardın” dediler. Fark ettin mi? İyi niyetin, beklentiye dönüşmüş.
Evliliğinde, kardeşinle, çocuğunla ya da annenle babanla da bu döngüyü yaşıyorsun belki. İlk adım senin içinden geldi, ama sonra herkes onu senin görevin saymaya başladı.
İnsan neden durmadan yapar? Neden yük üstlenir?
Çünkü değer görmek ister.
Takdir edilmek, sevilmek, dışlanmamak ister.
Belki çocukken hep “yardımcı çocuk” oldu.
Belki anne-babasının yükünü hafifleten sessiz kahramandı.
Zihin, geçmişten kalan bu rolü bugüne taşır. “Ben yapmazsam kimse yapmaz” cümlesi bu yüzden diline yerleşir. Ancak bu durumun bir sonucu olur: tükenmişlik, kırgınlık, görünmezleşme.
SAĞLIKLI SORUMLULUK NASIL OLMALI
Her ilişkide sorumluluk paylaşılır. Eşler arasında, ebeveyn-çocuk ilişkisinde, kardeşler ve arkadaşlar arasında… Ama bu paylaşım dengeli olmalı. Sağlıklı sorumluluk;
Tarafların rızasıyla alınır,
Net bir şekilde ifade edilir,
Yeri geldiğinde yeniden düzenlenebilir.
Eğer sadece sen taşıyorsan, bu artık paylaşım değil, sömürüdür.
SINIR KOYMAK SUÇ DEĞİLDİR
“Hayır” demek, ilişkileri bozmaz. Aksine sağlıklı hale getirir. Ama çoğu zaman insanlar şunları düşündüğü için sınır koyamaz:
Rencide olur,
Kırılırlar,
Sevilmem,
Yalnız kalırım.
Bu korkular yüzünden “tamam” dersin. Ama içinde öfke birikir. Zamanla yük artar, sen eksilirsin. Hayır diyememek, sessiz bir tükeniştir.
GÖRÜNMEK İÇİN YOKLUK STRATEJİSİ
Bazen geri çekilmek, görünmenin tek yoludur. Hep sen yaptığında, kimse değerini fark etmez. Ama bir gün yapmazsan, herkes durup “O yapmıyorsa kim yapacak?” der.
İşte o an, aslında görünür hale gelirsin. Çünkü bazen sessizlik bağırmaktan daha etkilidir.
ARTIK DEĞİŞME ZAMANI
Şunu kendine sorman gerekir:
“Bugün yaptığım her şey gerçekten benim görevim mi?”
Cevabın seni rahatsız ediyorsa, sınır çizmenin zamanı gelmiştir. Çünkü kendi yaşamının sorumluluğunu almak, başkalarının yükünü taşımakla aynı şey değildir.
Sorumluluk, ilişkilerde paylaşıldığında anlamlıdır. Tek taraflı taşındığında sevgi değil, alışkanlık yaratır. Sen yoruldukça herkes rahatlar. Ama sen tükenince kimse kalmaz.












