Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle farklı iklim tiplerinin bir arada görüldüğü nadir ülkelerden biridir.
Üç tarafının denizlerle çevrili olması, yüksek dağ sıraları, geniş plato ve ovaları, hem Akdeniz hem Karasal hem de Karadeniz iklimini etkili kılar. Ancak son 30 yılda, küresel iklim değişikliği Türkiye’nin iklim dinamiklerinde gözle görülür değişimlere neden olmaya başlamıştır.
Son yıllardaki sıcaklık artışları ülke genelinde ortalama 1,5°C civarında yükselmiş durumda. Yaz mevsimleri geçmişe kıyasla daha uzun ve kurak geçerken, kış ayları daha ılık ve düzensiz hale geliyor. Karadeniz bölgesi daha sık ve şiddetli yağışlara maruz kalırken, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kuraklık ve su kaynaklarının azalması dikkat çekiyor. 2020-2024 yılları arasında Konya Havzası’nda yaşanan kuraklık ve obruk oluşumları, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerinin somut bir göstergesidir.
Tarım ve su kaynakları açısından riskler büyüyor. Türkiye, su stresi çeken ülkeler kategorisine doğru hızla ilerliyor. Yeraltı sularının aşırı çekilmesi, yağışların azalması ve yanlış sulama politikaları, özellikle İç Anadolu ve Ege’de verimliliği düşürüyor. Zeytin, buğday ve üzüm gibi stratejik tarım ürünleri, sıcak hava dalgaları ve düzensiz yağışlardan doğrudan etkileniyor.
Kıyı bölgelerinde deniz seviyesinin yükselmesi ve sıcaklık artışı, özellikle turizm ve balıkçılık sektörünü tehdit ediyor. Akdeniz kıyılarında görülen orman yangınları, son yıllarda normalin çok üzerine çıkarak ekosistemleri ve yerleşim alanlarını etkiler hale geldi. 2021 yazında yaşanan büyük orman yangınları, iklim krizinin Türkiye’deki en dramatik yansımalarından biri olarak hafızalara kazındı.
Türkiye’nin iklim stratejisi son yıllarda yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelmiş durumda. Güneş ve rüzgar enerjisinde önemli kapasite artışları sağlanıyor. Ancak karbon salınımını azaltma, orman varlığını koruma ve şehirlerde yeşil altyapı planlaması konularında daha agresif politikaların benimsenmesi gerekiyor. Ayrıca, kuraklığa dayanıklı tarım tekniklerinin ve su tasarrufu uygulamalarının yaygınlaştırılması kritik bir öncelik olmalı.












