Bekleyiş uzun, belirsizlik zorlu… Ama Sumud’un yelkenleri açıldığından beri umutlar yükseldi.
Umut gönüllüleri, bu tarihi insanlık sınavında
yürekleriyle, dualarıyla ve sessiz sabırlarıyla ortak bir vicdan kurdular.
Bu cesaret, sadece denizdeki yolcuların değil, onlara uzaktan destek veren tüm gönüllülerin eseridir.
Gazze’ye giden deniz koridorunda umutla yol alıyor Sumud…
Adını sabırdan, direnişten ve kararlılıktan almış bir filo.
Ona katılan her yürek, insanlığın onuruna omuz veriyor; Her kıyıya, her sahile, her kalbe doğru yolda ilerliyor.
Taşıdıkları kolilerden daha büyük bir amaç var aslında: kardeşliğin sesi, vicdanın çağrısı.
Her kolide bir çocuğun gülüşü gizli; Her battaniyede bir annenin duası saklı.
Sumud, yalnızca bir filo değil; insanlığın ortak vicdanının denizlerde yankılanan sesi.
İçimizde, görünmeyen bir güç vardır. Böylesi anlarda o güç açığa çıkar; umut, kalpleri ısıtır, yorgun bedenlere kuvvet verir.
Bir araya gelen yürekler dalgaları aşar, karanlığı deler;
insanın en derin köşelerinde vicdan bilgeliğinin mucizeleri doğar.
Bugün Sumud’un ışığı denizlerde yol alıyor.
Yarın belki başka bir sahilde yeniden yeşerecek.
Sadece bir cümle duyulur: İnsanca yaşayabilmek.
İşte bu yüzden Sumud’un sesi, yalnız Gazze için değil; tüm insanlık için yükseliyor.
Şimdi sıra bizde…
Kalbimizle, duamızla, kalemimizle, boykotumuzla bu sese katılmalı; farklı yollarla ama aynı çağrıya ses çıkarmalıyız.
Çünkü insanlık, haksızlık karşısında susarak değil; bilinçli ve güçlü bir sesle ayağa kalktığında dirilir.
Mazlumun sessiz çığlığı dünyada yankılanmaya devam edecek.
Birlikten doğan bu güç, insanlığın unutulmaz sesi olsun.
Tüm gönüllülere, Sumud yolcularına ve insanlığın ışığını taşıyanlara selam olsun.













