Sanat tarihine baktığımızda, bugün hayranlıkla izlediğimiz birçok ressamın yaşarken hak ettiği değeri göremediğini fark ederiz.
Kimi yoksulluk içinde yaşamış, kimi eserlerini satamamış, kimi ise yalnızca öldükten sonra “büyük sanatçı” ilan edilmiştir. Bu durum, ne yazık ki geçmişte kaldığını söyleyebileceğimiz bir gerçek değildir. Günümüzde de birçok ressam, yıllarını verdiği emeğin karşılığını alamıyor. Bir tabloya bakan insanlar çoğu zaman yalnızca fiyatını görüyor; oysa o tablonun ardında aylar süren emek, yılların birikimi, sayısız başarısız deneme ve vazgeçilmeyen bir tutku var.
Bir ressam yalnızca boya sürmez; yaşadıklarını, hissettiklerini ve dünyaya bakışını tuvale aktarır. Ne yazık ki el emeğiyle üretilen özgün eserler, seri üretim dekorasyon ürünleriyle kıyaslanıyor. Oysa bir ressamın yaptığı tablo tektir; aynı duyguyla, aynı fırça darbeleriyle bir kez daha üretilemez. Sanatın değeri, sadece kullanılan malzemeyle değil, sanatçının yıllar içinde kazandığı birikimle ölçülmelidir. Toplum olarak sanatçıyı çoğu zaman ancak ödül aldığında, yurt dışında tanındığında veya hayatını kaybettikten sonra konuşuyoruz. Oysa gerçek destek, sanatçı üretirken verilendir. Bir ressamın en büyük ihtiyacı alkıştan önce anlaşılmaktır. Çünkü sanat, ilgi gördükçe gelişir; sanatçı değer gördükçe üretmeye devam eder. Sanata yapılan yatırım, aslında geleceğe yapılan yatırımdır.
Çocukların resimle büyüdüğü, sanat galerilerinin dolup taştığı, ressamların emeğine saygı duyulduğu toplumlar; estetik anlayışı güçlü, düşünce dünyası zengin toplumlar olur. Ressamlar yalnızca duvarları süslemez; bir toplumun kültürel hafızasını da inşa eder. Belki de artık şu soruyu kendimize sormalıyız: Bir tabloyu satın alırken gerçekten neye para ödüyoruz? Boyaya ve tuvale mi, yoksa yılların emeğine, sabrına ve sanatçının ruhundan taşıdığı bir parçaya mı? Bir ressamın değeri, eserinin kaç liraya satıldığıyla değil; toplumun onun emeğine duyduğu saygıyla ölçülmelidir. Çünkü sanatçı değer gördüğünde yalnızca kendisi kazanmaz; kültür kazanır, gelecek kazanır ve en önemlisi insanlık kazanır. Ressamların kıymeti, öldükten sonra değil, fırçaları hâlâ ellerindeyken bilinmelidir.













