Özel okulların maddi çıkarlar uğruna eğitim kalitesinden ödün verdiği artık sır değil. Velilerin gözünde “iyi okul” imajını korumak adına, öğrenciler yetenekli olmasa bile sanki yetenekliymiş gibi gösteriliyor.
Sonuç? Eğitim kalitesi, velilerin cebinden çıkan para miktarıyla doğru orantılı hale geliyor. Ne yazık ki bu süreçte, eğitimin özü unutulup sadece velinin gözüne hoş görünmek, sosyal medyada gösteriş yapmak esas amaç haline dönüşüyor.
Hatta işler öyle bir boyuta geliyor ki, sahte diplomalara kadar uzanan trajikomik bir tabloyla karşılaşıyoruz. Bu, çocukların öğrenme arzusu, sorumluluk bilinci ve çaba kalitesinin iyice düştüğü bir döneme denk geliyor. Bir zamanlar bizler not defterine ödevlerimizi yazar, unutmayalım diye not alır, eksik kalmamak için gayret gösterirdik. Eğer unutursak, öğretmenin uyarısı olur, ailemiz de hatırlatırdı; böylece daha sorumlu bireyler olarak yetişirdik.
Bugün ise veli-öğretmen-öğrenci üçgeninde ilginç bir iletişim şekli gelişti: Öğretmen, WhatsApp gruplarında ödevleri velilere yolluyor; veliler ise çantaları hazırlıyor, çocuklar ise kendilerini soyutlanmış hissediyor. Bu tablo, öğrenmenin doğasına tamamen aykırı.
Sosyal medya paylaşımlarına gelince, özel okulların ‘eğitim kalitesi’ adı altında yaptıkları gösterişler, çoğu zaman sadece süs eşyası gibi duruyor. Peki, gerçek başarı nedir? Fotoğraflardaki mutlu yüzler ve parlak sınıflar mı, yoksa çocukların içinde yanan öğrenme ateşi mi? Cevap basit: Eğitim, gösteriş değil; öz, içten gelen çaba ve gerçek bilgi birikimidir.
Öyleyse, gelin eğitimde gerçek kaliteyi öncelik yapalım, sosyal medyayı sadece paylaşımların değil, gerçek başarının sahnesi haline getirelim. Çünkü eğitim, bir vitrin süsü değil; gelecek nesillerin en sağlam temeli olmalı.













