Türk Dünyası, ortak alfabe sayesinde bağlarını daha da kuvvetlendirirken kültürel etkileşimini de her geçen gün artırmaktadır.
Türk Devletleri Teşkilatının aldığı bu karar, öyle sıradan sembolik bir karar değildir. Bulunmuş olduğumuz 21. yüzyılda kültürel bağlarla Türk Dünyasını yakınlaşırken, birleşmenin gücü ve etkileşimi ile ekonomik ve askeri anlamda da Türk Devletler Teşkilatını güçlü kılacaktır. Geçmişteki Sovyetler Birliğinin ve günümüzdeki hala varlığını devam ettiren Avrupa Birliğinin aynı kök ve dil anlamında hiçbir bağları yoktur. Buna Rağmen Sovyetler Birliği bir dönem çok güçlüydü ve netice olarak dağıldı. Avrupa Birliği ise eski gücü kalmadı ve ileride dağılması kaçınılmaz gözüküyor. Bizim ise Kökü, Dili ve Dini bir olan Türk Devletleri Teşkilatı 2040 vizyonuyla birçok hedefine ulaşacak ve varsayım olarak 2050’li yıllara geldiğimizde ekonomik ve askeri anlamda dünyanın bir numarası olacaktır.
Türk Devletleri Teşkilatının 2040 vizyonu kapsamında; Ortak Türk kimliği ve ortak kültürel mirasın güçlendirilmesi, Ortak Türk Alfabesinin yaygınlaştırılması, eğitimde ortak müfredat, öğrenci ve akademisyen değişim programlarının geliştirilmesi, ortak üniversiteler ve akademik iş birliklerinin artırılması, ticaret hacminin artırılması ve ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesi, ulaşım ve lojistik koridorlarının geliştirilmesi (Orta Koridor), gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması ve dijitalleştirilmesi, enerji alanında ortak projelerin hayata geçirilmesi, savunma ve güvenlik alanında iş birliğinin artırılması, dijital dönüşüm, yapay zekâ ve inovasyon ekosisteminin geliştirilmesi, çevre, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınmada ortak politikalar oluşturulması, ortak medya, iletişim ve kamu diplomasisi faaliyetlerinin güçlendirilmesi, gençlik, spor ve kültürel değişim programlarının yaygınlaştırılması, uluslararası platformlarda ortak hareket etme kapasitesinin artırılması var.
Peki Ortak Alfabe kültürel etkileşimi ne olacak? Öncelikle Ortak Alfabe sayesinde edebi eserler, kitaplar, dergiler, gazeteler, elektronik kütüphanelerin geliştirilmesi, ortak veri tabanlarının kurulması ve yapay zekâ destekli dil teknolojilerinin geliştirilmesini kolaylaştırarak, ortaya çıkacaktır. Bu süreç önümüzdeki 5-10 yıllık kısa bir zaman meydana çıkması büyük ihtimal olarak görüyorum. Sadece şu saydıklarım bile kültürel diplomasi ve etkileşimi zirveye çıkaracaktır. Türk dünyasında eğitim alanındaki bütünleşme son yıllarda önemli ölçüde ilerlemiştir. Bu kapsamda Türkiye ve Kazakistan’ın ortak kurduğu Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, Türkiye ve Kırgızistan’ın ortak kurduğu Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak girişimi olan Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi ile Özbekistan’da kurulan Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi, ortak yükseköğretim vizyonunun somut örnekleridir. Ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde faaliyet gösteren Türk Üniversiteler Birliği (TURKUNIB), üye ülkelerdeki çok sayıda üniversite arasında akademik iş birliğini, öğrenci ve öğretim üyesi değişimini ve ortak araştırma faaliyetlerini geliştirmektedir. Buna karşın, Türk dünyasında tüm üye devletlerin ortaklaşa kurduğu resmî bir lise henüz bulunmamakta; ancak ortak müfredat, ortak alfabe, öğrenci ve öğretmen değişim programları ile eğitim entegrasyonuna yönelik çalışmalar devam etmektedir.
Ortak Alfabe sosyoloji açısından değerlendirildiğinde, kolektif hafızayı güçlü kılacaktır. Kolektif hafıza bir topluluğun ortak geçmiş hafızasıdır. Ortak Alfabe Türk Dünyasındaki ortak hafızamızın canlanmasına katkıda bulunacaktır. Kolektif hafızamızın güçlenmesi sosyo-kültürel bir durum olup, diğer alanlarda Türk Dünyasının güçlenmesine vesile olacaktır. Ortak Alfabe Türk Dünyasının kaynaşmasına sebep olup, bizleri yakınlaştıracaktır. Ortak askeri ve ekonomik iş birliği, ortak eğitim müfredatı ve ortak yatırımlar 2040 vizyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllarda etkisini artıracaktır. Bu vizyonun amacına ulaşmaya başlaması ile AB’deki olduğu sınırlarımızda vizesiz serbest dolaşım hakkının sağlanması gerekmektedir. Eğer ekonomik ve askeri amaçlara ulaşılır ise dünyada Türkiye’nin stratejik olarak bir numara olmasını sağlayacaktır. Çünkü böyle bir durumda Asya’nın hamisi Türkiye olacaktır. Arap yarım adasında, balkanlarda, Kafkasya’da, Afrika’da hamisi olmaya aday ülkemiz daha da güçlenecektir.












