Yaramız aynı olabilir, ama dikiş atma şeklimiz tamamen bize özeldir. Birimiz fırtınanın dinmesini bekleyerek iyileşir, diğerimiz fırtınanın ortasında dans etmeyi öğrenerek. Bunun kesin bir yöntemi yoktur. Herkese göre değişir.
Aynı acıdan geçen iki insanın aynı zamanda gülmesini bekleyemeyiz. Kimisi yasını bağırarak yaşar, kimimiz sessizce içine çekilir. Kimine çalışmak iyi gelir , kimine dinlenmek.
İyileşmeyi çoğu zaman doğrusal bir yol sanırız. Her gün bir önceki günden daha iyi olmamız gerekiyormuş gibi baskı hissederiz.
Oysa zaman zaman iki adım ileri, bir adım geri gitmek sürecin doğasında vardır. Bir başkası benzer acı ve kırgınlığı bir kaç ayda geride bırakırken, sizin aynı noktaya gelmeniz aylar sürebilir. Bu durum bir yetersizlik , ya da zayıflık değildir. Sadece iç dünyamızın, geçmiş birikimlerimizin, duyguları işleme hızının farklılığından kaynaklanır.
Ama malesef kimi insanlar sadece bir günde böyle olmuşsun gibi hemen kendine gelmeni beklerler. Oysa bu; yaşadığın kırgınlıkların, üzüntülerin, hayal kırıklığının birikimidir. Bizim kalbimizde bıraktığı yaraya göre ve kişinin süreci nasıl atlattığına göre değişir.
Kendinizi başkalarının zaman çizelgesi ile kıyaslamayın. Başkasının hızına yetişmeye çalışmayın.
Herkesin iyileşme süreci farklıdır. Kimisi bir ayda iyileşir kimi bir haftada iyileşir, kimi de aylarca iyileşmez.
Özellikle duygusal derinliği yüksek olan insanlar da iyileşme süreci zaman alır. Çünkü onların zihninde bir konuyu kapatmak geçti demek değildir.
Kimsenin üzüntüsünü, acısını hafife almayın. Saygı duyun duyamıyorsanız sessizce kenara çekilin. Çünkü kimsenin içinde ne fırtınalar koptuğunu bilemezsiniz.












