O öyle değilmiş aslında… Niyetinize dikkat edin çünkü yüzünüze yansıyor, duruşunuza, sözünüze yansıyor diye bir şey okudum.
Fark edersin bazen. Farkındalık bir tür içsel aydınlanmadır yıllarca anlamadığını bir anda anlarsın belki 30’unda belki 40 belki mutlu bir anında ya da en mutsuz bir zamanında. Yanlış gittiğin yoldan da döner kırık dökük her parça yeni bir şekle bürünür eskiyi geride bırakırmış insan….
İçinizdeki iyiliği yitirmemek için kendinizle bile savaştığınız zamanlar oldu mu peki hiç?
Bir zamanlar kötü niyetle atılan taşların ardından bile iyilik yapabileceğimi düşünürdüm. Herkese her şeye yetebilmenin güzelliğine inanırdım. Artık inanmıyorum. Her şeyin ardında bir iyilik ışığı aradığım zamanlar oldu. Taşa gül sunmanın bir anlamı da vardı tabi o zamanlar. Sevgiyle sardığım yerlerde taşların taş olarak kalmaya devam ettiğini gördüğüm yerde değiştim. Bir zamanlar inandığım tek şey de sevginin iyileştiren gücüydü. O öyle de değilmiş aslında. Her sert kalbin en derin köşesi olduğuna inanırdım. O da öyle değilmiş. Nihayetinde anladım ki iyilik karşılık bulduğunda yaşarmış. Her yapılanın arkasında iyi niyet aramaktan vazgeçtim mesela bu konuya veda ettim. Yapılan iyiliklerin bedelini taşıyanlar değil içindeki huzur belirlermiş. Bunu da yeni öğrendim.
Ve bir şey daha insan iki durumda değişirmiş farkındalığı arttığında yada kalbi kırıldığında
Siz hangisisiniz ?













