Gülün şimdi, gülün! “Mamudo kurban niye doğdun?” Bilmeyenler de bilsin ki, bu türkü Aşık Mahzuni Şerif’in ta kendisidir!
O ki, toplumsalcı, halkçı bir ozandı. Ve ne garip tecellidir ki, ben de kendimi halkçı bir yazar olarak, onun dile getirdiği dertlerin, toplumsal sıkıntıların peşinden koşan bir nefer sayarım.
Şimdilerde “hav hav” şarkıları, anlamsız ritimler, bomboş sözler revaçta olabilir. Varsın olsun! Toplumun ruhunu, acılarını, isyanını asıl dile getirenler Aşık Mahzuni Şerif, Barış Manço, Erkin Koray, Cem Karaca gibi devlerdir. Onlar, bu milletin ortak sesidir, ortak vicdanıdır. Diğerleri ise sadece gürültü.
“Ankara’da dayın yoktur. Mamudo kurban niye doğdun?”
Ah be Mahzuni Baba, ne kadar doğru söylemişsin! Bunu iliklerime kadar yaşadım. Ankara’da da, Muğla’da da bir “dayın” olmadı mı, seni kimse takmaz, yokluğunla bir olursun. Kapılar yüzüne kapanır, haklar çiğnenir, sırtına basılır. Sonra da sorarlar insana, “Niye doğdun?” diye.Sanki doğmak, bir “dayı” gerektiriyormuş gibi!
“Kurbanda payın yoktur. Mamudo kurban niye doğdun?”
Daha önceki yazılarımda da dile getirdim bunu; fakirin, fukaranın sofrasına kurban payı bile düşmezken, bazıları zenginlik içinde yüzer. Adalet mi? Hakkaniyet mi? Ne gezer! Sanki bu dünyada var olmanın bedeli, “payın” olup olmamasına bağlanmış gibi.Yani anlayacağınız, ben de bu “Mamudo”nun kaderini yazanlardan, onun derdine ortak olanlardanım. Kimileri “hav hav” diye dolaşadursun, biz bu türküleri, bu isyanı, bu halkın feryadını yazmaya devam edeceğiz. Çünkü bu topraklar, sahte gürültücülerden çok, Mahzuni’nin o yanık sesiyle, Barış Manço’nun bilge melodileriyle, Erkin Koray’ın asi ruhuyla ve Cem Karaca’nın o derin çığlığıyla yankılanmaya devam edecek.













