Bir tarafta her gece yatağa devrildiğimizde kontrolü tamamen kaybeden bir bedenimiz var. Yatağa çakılıp kalıyoruz; ne uykunun ve ruhun mahiyetini bütünüyle biliyoruz ne de o derin uykuda ne yaşadığımızdan haberimiz var…
Ağzımız açık mışıl mışıl uyurken, Yaratıcı’nın sonsuz kudreti ve o muazzam rahmeti sayesinde sabaha tek parça çıkıyoruz. Hani o koca kibirimizle kalkıp alemde racon kesmeye kalksak, daha dün gece kendimizden habersiz uyuduğumuzu hatırlasak, vallahi yerin dibine gireriz. Acziyetimiz bu kadar net!
Fakat gel gör ki bizim insanoğlunun takıldığı yerlere bakınca insan gülmekle ağlamak arasında mekik dokuyor.
Rabbimiz ayetlerde defalarca insanı akletmeye, düşünmeye ve tefekkür etmeye çağırıyor. Bize kainatı anlayacak, atomu çözecek, varoluşu sorgulayacak derya gibi bir akıl vermiş. Biz n’örüyoruz peki?
Her Ramazan ayı televizyon ekranlarını açın, manzarayı görün! Yarım asırdır hiç şaşmadan, aynı istikrar ve azimle ekranlara bağlanan emmim soruyor: “Hocam, dişimi fırçalarken yanlışlıkla su kaçsa orucum bozulur mu?”, “Hocam sakız çiğnesem niyetim sakatlanır mı?”
E be emmim, e be güzel kardeşim! Elli yıldır aynı sorular la… Elbette insan ibadetini doğru yapmak için merak ettiğini soracak. Ama yahu o akıl bize sadece suyu yutayım mı yutmayayım mı hesabı yapalım diye verilmedi ki! Bir ömür ve akıl verilmiş; insan biraz da kendini, ahlakını, adaleti, merhameti ve yaratılışı sorgulamaz mı la?
İşin aslı şu ki; biz şekle, detaya ve sığlığa takılmaktan; ahlakı, adaleti, merhameti ve Yaratıcı’nın o sonsuz azametini tefekkür etmeyi unutuyoruz. O sonsuz rahmet sahibi Rabbimiz, bizim o acizliğimize ve cahilliğimize rağmen yine de kendisine yönelmemize kapıyı kapatmıyor, bizi huzurundan kovmuyor.
Yani demem o ki la Angaralılar; bu Ramazan ekranlarda sakızın akıbetini sormakla yetinmek yerine, gece yatağa girerken dualarımızı okuyup manevi huzuruna sığınalım. Uykunun ve ruhun mahiyetindeki o büyük bilinmezliğe, Yaratıcı’nın o muazzam büyüklüğüne şaşırıp biraz edeple tefekkür edelim.
Aklınızı elli yıllık kısırdöngülere yormayın la; zira ruhun ve uykunun nice sırrını hâlâ bilmiyorken, gündüz sığ sorularda boğulmak bizim gibi akıllı mahlukata hiç yakışmıyor!













