26 Nisan 2026, Pazar
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Kaygı: Zihnin sessiz çığlığı

Kaygı: Zihnin sessiz çığlığı

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
2 Ocak 2025
- Yazarlar
Okuma Süresi:7 dakikalık okuma
A A
0
Kaygı: Zihnin sessiz çığlığı
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Hepimizin hayatında kapıyı çalmadan içeri dalan, ayağını uzatıp kanepede yayılan ve gitmeye hiç niyeti olmayan bir misafir var: Kaygı. Modern zamanlarda insanın başına bela olan en yaygın dertlerden biri.

Peki, bu kadar yaygın olmasına rağmen neden hâlâ onunla baş edemiyoruz? Belki de asıl sorun, kaygının bizimle değil, bizim onunla nasıl konuştuğumuzda yatıyor.Kaygı, insanın kendisine özgü bir varoluş hali olarak, bilinmezlikten beslenir. Zira insan, sınırlı bir zamana ve mekana mahkumken, sınırsız bir anlama aç—bu paradoksal durum kaygının köklerini oluşturur. Heidegger, kaygıyı “insanın varoluşsal açığığı” olarak tanımlar; Kierkegaard ise kaygıyı, “insan ruhunun sonsuz olasılıklarının farkında olması” olarak betimler. Her iki düşünür de kaygının, insanın hakikati ile yüzleşmesinin bir yolu olduğu konusunda hemfikirdir.

Kaygıyı anlamadan önce, onu bir arkadaş gibi düşünmek gerekiyor. Tabii, bu arkadaş biraz sevimsiz, sürekli sizi eleştiren, “Ya şöyle olursa?” diye kafanızı karıştıran biri. Ancak farkında olmadığımız bir şey var: Kaygı, aslında kötü bir niyeti olmayan bir koruma mekanizması. O, bizi tehlikeden uzak tutmaya çalışıyor. Sorun şu ki, tehlike algısı biraz bozuk. Yani, bir köpekten kaçarken gökyüzünde uçan kuştan da korkabiliyor.Kaygı, yalnızca bireysel bir mesele değil; aynı zamanda toplumsal ve tarihsel bir fenomendir. Modernite, insanı kendi köklerinden koparmış, onu “büyük anlatılarının” boşluğunda bir başına bırakmıştır. Böyle bir durumda, kaygı, kültürel olarak da çoğalır ve bireyin ruhunu kuşatır. Hızlı tüketim, sınırsız gösteri ve anın kutsanması, kaygıyı dindirmek yerine onu daha da besler.

Kaygı, beynimizin hayatta kalma yazılımının bir parçası. İlkel insan mağarada yaşarken bir kaplan gördüğünde hayatta kalmak için bu hisse ihtiyaç duyardı. Ama 2025’te, o kaplan yerini kredi kartı borçlarına, bitmeyen projelere ve sosyal medya beğenilerine bıraktı. İlkel beynimiz ise bunu henüz anlamadı. Dolayısıyla, Instagram’da birinin mükemmel tatil fotoğrafını gördüğümüzde, beynimiz bir kaplanla karşılaştığımızı sanıyor ve “kaç ya da savaş” moduna geçiyor.Modern dünyada kaygının bu kadar büyümesinin sebebi de bu: Eski program, yeni sistemle uyumlu değil. Üstüne bir de kapitalizmin pazarlama hileleri ekleniyor. “Yeterince iyi değilsin”, “Bu ürünü almazsan başarısızsın” diyen reklamlarla kaygımız sürekli tetikleniyor.Kapitalizmin altın kuralı: Asla tatmin olma. Tatmin olan insan, yeni bir şey satın almaz. Bu yüzden reklamlar ve toplumsal normlar sürekli bir eksiklik hissi yaratır. “Daha fit olmalısın”, “Daha başarılı bir kariyerin olmalı”, “Daha fazla seyahat etmelisin.” Daha, daha, daha… Sürekli bir yetersizlik girdabı içindeyiz.

Bir düşünün: 10 yıl önce hayalini kurduğunuz şeyleri bugün elde etmiş olabilirsiniz. Ama hala yetmiyor, değil mi? Çünkü sistem sizi hep bir sonrakine hazırlar. Kaygının asıl yakıtı, işte bu bitmek bilmeyen “daha fazla” arzusudur.Kaygıya karşı verdiğimiz tepkiler genelde iki uçta olur: Ya tamamen sisteme kızarız – “Kapitalizm hepimizi köleleştirdi!” diye bağırırız – ya da kendimizi suçlarız – “Demek ki ben yeterince güçlü değilim.” Ama gerçek şu ki, bu bir denge meselesidir. Evet, sistem bizi kaygılı olmaya programlıyor, ama biz de kendi içimizde bu kaygıyı nasıl yöneteceğimizi öğrenmeliyiz.

Kaygıyla Başa Çıkmanın Yolları

Kaygıyla baş etmenin iki yolu var: Onunla savaşmak ya da anlaşmak. Çoğu insan savaşmayı seçiyor, ama bu genelde başarısızlıkla sonuçlanıyor. Çünkü kaygı, sizinle savaşmaktan zevk alan bir boksör gibi. Yumruk attıkça size geri vurur ve güçlenir. Peki, ne yapmalı? Kaygıyı görmezden gelmek ya da onu bastırmaya çalışmak da çözüm değil. Çünkü bastırılan duygular, er ya da geç yüzeye çıkar. Kaygıyla anlaşmanın yolu, onun varlığını kabul etmek, ama hayatınızın direksiyonunu ona teslim etmemektir. İlk adım, kaygının ne zaman, neden ve nasıl ortaya çıktığını fark etmek. Örneğin, iş yerinde patronunuz size “Konuşmamız lazım” dediğinde hemen en kötü senaryoyu düşünüyorsanız, bu kaygının bir oyunu. Ona bir isim vermek de işe yarar. “Fikret, yine başladın mı? Tamam, seni duyuyorum ama şu an bir işim var,” diyerek onunla konuşabilirsiniz.

Kaygının sizi en çok zorladığı anlarda, onu kağıda dökün. Düşüncelerinizi yazıya aktardığınızda, kaygılarınız somut bir hal alır ve üzerlerindeki kontrolünüz artar. Ayrıca yazmak, beyninizi sakinleştiren bir aktivitedir.
Kaygılar genelde irrasyoneldir. Bu yüzden onlara meydan okumak önemlidir. Örneğin, “Patronum beni çağırdı, kesin kovulacağım” diye düşündüğünüzde, durup “Gerçekten mi? Kovulmamın ihtimali ne kadar yüksek?” diye sorun. Çoğu zaman kaygınızın haklı olmadığını göreceksiniz.

Bir de mizah var. Kaygıyı ciddiye almamak en büyük zaferdir. Kaygı size “Her şey kötüye gidecek” dediğinde, “Tamam, felaket filmi yapalım bari, başrol de ben olayım” diyerek onu tiye alın. Kaygıyı ciddiye aldığınızda ona güç verirsiniz. Ama dalga geçtiğinizde etkisi azalır. Mizah. Kaygıyı ciddiye almak yerine onun absürtlüğünü ortaya çıkarın. Kendinize şöyle deyin: “Tamam, Fikret, uçak düşecekmiş gibi hissettiriyorsun ama önce ekonomi sınıfında çayımı içeyim, ondan sonra konuşuruz.” Kaygının üzerine gitmek yerine onunla dalga geçtiğinizde, kontrol sizde olur.

Kaygıyla Yaşamak

Kaygıyı tamamen yok etmek mümkün değil, ama onunla yaşamayı öğrenmek mümkün. Bunu bir misafirlik sözleşmesi gibi düşünün. Kaygı, ara sıra gelecek, ama sizin kurallarınıza göre hareket edecek. “Otur, bir çay iç ama kontrolü ele alma” demeyi öğrenmek gerekiyor.

Unutmayın, kaygı bir duygudur ve hiçbir duygu sonsuza kadar sürmez. Onun gelip geçici olduğunu fark ettiğinizde, etkisi azalacaktır.Bakın, kaygıyla yaşamayı öğrenmek dedik ama bu, ona her gün baş köşede yer vermeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Kaygı, biraz arsız bir misafirdir; kapıyı aralık bırakınca içeri dalar, ayakkabılarıyla halının üzerinde yürür ve dolaptaki cipsi bitirene kadar da gitmez. Eğer ona sınırlar koymazsanız, hayatınızın ev sahibinden kiracısına dönüşmeniz an meselesidir.

İşte burası önemli: Kaygıyı yönetmek, onun size hükmetmesini engellemekle ilgilidir. Bu, bir tür psikolojik diplomasi. Her anlaşmazlıkta savaş açmak yerine, “Bak Fikret, burada benim kurallarım geçerli. Ortalığı dağıtma, sonra düzgünce git,” demeyi öğrenmek gerekiyor. Yoksa her sabah “Acaba bugün hangi felaket beni bekliyor?” diye uyanmak, bir yaşam tarzı olmaktan öteye geçmez.Kaygı, içinde bir drama kraliçesi barındırır. Her olayda en kötü senaryoyu yazıp sahneye koyar. Sanki beyninizde ödül sezonu başlamış ve kaygı da “En İyi Felaket Filmi” kategorisinde Oscar kazanmayı hedefliyor. Ama şunu düşünün: Bu filmin izleyicisi sadece sizsiniz ve bir noktadan sonra sıkıcı olmaya başlıyor.

Kaygı size “Bu sunumda hata yaparsan herkes sana güler” dediğinde, onun dramatik senaryosunu tersine çevirmeyi deneyin. “Evet, hata yaparım ve insanlar güler. Belki kahkahalara boğulur. Hatta alkışlayanlar bile olur. Ama kimse beni Nobel Ödülü’ne aday göstermedi ki, sonuçta sunum yapıyorum, dünyayı kurtarmıyorum.” İşte bu tür ironi, kaygının gücünü kırmanın yollarından biri.Kaygıyla savaşmayı bırakın ve onu bir rakip gibi düşünün. Bu, mücadeleyi bir tür oyun haline getirir. Mesela, kaygı size “Yarın mutlaka rezil olacaksın” dediğinde, ona “Tamam, ama önce şu gece güzel bir uyuyayım” diyerek meydan okuyun. Onun oyununa katılmak yerine, kendi kurallarınızı koyun.

Kaygı, modern hayatın kaçınılmaz bir yan etkisi. Ancak, onunla nasıl başa çıkacağımız tamamen bize bağlı. Kaygıyı düşman olarak görmek yerine, onunla iş birliği yapmayı öğrenmek, daha sakin ve huzurlu bir hayatın anahtarıdır.Kaygı, aslında beyninizin sıkılmamak için kendine yazdığı bir sitcom’dur. Ama siz bu sitcom’da başrol değil, seyircisiniz. Bu yüzden, onu ciddiye almak yerine bir kahve yapıp sahneleri izlemeye başlayın. Ve unutmayın, kaygı o kadar komik ki, onun saçmalıklarına kahkaha atmak, onu alt etmenin en etkili yoludur. Çünkü hayat, onun ciddiyetiyle değil, sizin mizahınızla daha eğlenceli hale gelir.

Kaygı, sizin hayatta olduğunuzu hatırlatan bir sinyaldir. Belki de ona teşekkür etmenin zamanı gelmiştir. Ama sadece biraz daha az konuşmasını rica edebilirsiniz. Çünkü hayat, onun sürekli çenesini dinleyecek kadar uzun değil. Direksiyona geçin ve Fikret’i yolcu koltuğunda bırakın.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Vizyondaki filmler 3-10 Ocak 2025

Sonraki Haber

ABD’de araç kalabalığa daldı: 15 ölü, 35 yaralı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Verimlilik Dini
Yazarlar

Verimlilik Dini

26 Nisan 2026
Yazarlar

Sahi mutluluk nedir?

25 Nisan 2026
Ah nerede o eski bayramlar...!
Yazarlar

Ah nerede o eski bayramlar…!

23 Nisan 2026
23 Nisanlar silinmez!
Yazarlar

23 Nisanlar silinmez!

23 Nisan 2026
23 Nisan: Geleceğin sahiplerine bırakılan en büyük miras
Yazarlar

23 Nisan: Geleceğin sahiplerine bırakılan en büyük miras

23 Nisan 2026
Okulda niteliğin azalma nedenleri
Yazarlar

Okulda niteliğin azalma nedenleri

23 Nisan 2026
Sonraki Haber
ABD'de araç kalabalığa daldı: 10 ölü, 30 yaralı

ABD'de araç kalabalığa daldı: 15 ölü, 35 yaralı

En Güncel Haberler

KÜME Karaköy Palas’ta 'Mümkün' temasıyla ArtıKÜME 2025 ve ODAK sergilerini tanıttı
Öne Çıkan

KÜME Karaköy Palas’ta ‘Mümkün’ temasıyla ArtıKÜME 2025 ve ODAK sergilerini tanıttı

26 Nisan 2026
Muş’ta yolcu minibüsü dere yatağına yuvarlandı: 16 yaralı
Yerel Haberler

Muş’ta yolcu minibüsü dere yatağına yuvarlandı: 16 yaralı

26 Nisan 2026
Göz kapağı egzaması neden olur? En Etkili çözümler
Sağlık Haberleri

Göz kapağı egzaması neden olur? En Etkili çözümler

26 Nisan 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Yörükler 27’nci kez geleneklerini canlandırdı

26 Nisan 2026
Yaşam

Antalya’da sıcak havayı fırsat bilenler sahile akın etti

26 Nisan 2026
Yaşam

Didim 2. Ege Lezzetleri Festivali’ne 2’nci günde de yoğun ilgi

26 Nisan 2026
Yaşam

Doktordan hemşire annesine sürpriz

26 Nisan 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Antalya'da sıcak havayı fırsat bilenler sahile akın etti

Antalya’da sıcak havayı fırsat bilenler sahile akın etti

- Haberton
26 Nisan 2026

Antalya’da 25 dereceyi bulan hava sıcaklığı ile sahilde yazı aratmayan görüntüler oluştu. Sabah erken saatlerde Konyaaltı Sahili’ne gelenler, Akdeniz’in mavi...

Kadına şiddet vakalarında artış iddiası: Gerçek tablo ne?

Gençlerde anksiyete ve depresyon artıyor mu? Uzmanlar uyardı

Deepfake tehlikesi büyüyor: Gerçek ile sahte nasıl ayırt edilir?

Orta Doğu’da tansiyon yükseliyor: Türkiye nasıl etkilenecek?

Güncel Haber

KÜME Karaköy Palas’ta 'Mümkün' temasıyla ArtıKÜME 2025 ve ODAK sergilerini tanıttı

KÜME Karaköy Palas’ta ‘Mümkün’ temasıyla ArtıKÜME 2025 ve ODAK sergilerini tanıttı

26 Nisan 2026
Muş’ta yolcu minibüsü dere yatağına yuvarlandı: 16 yaralı

Muş’ta yolcu minibüsü dere yatağına yuvarlandı: 16 yaralı

26 Nisan 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton