27 Haziran 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Kaygı: Zihnin sessiz çığlığı

Kaygı: Zihnin sessiz çığlığı

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
2 Ocak 2025
- Yazarlar
Okuma Süresi:7 dakikalık okuma
A A
0
Kaygı: Zihnin sessiz çığlığı
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Hepimizin hayatında kapıyı çalmadan içeri dalan, ayağını uzatıp kanepede yayılan ve gitmeye hiç niyeti olmayan bir misafir var: Kaygı. Modern zamanlarda insanın başına bela olan en yaygın dertlerden biri.

Peki, bu kadar yaygın olmasına rağmen neden hâlâ onunla baş edemiyoruz? Belki de asıl sorun, kaygının bizimle değil, bizim onunla nasıl konuştuğumuzda yatıyor.Kaygı, insanın kendisine özgü bir varoluş hali olarak, bilinmezlikten beslenir. Zira insan, sınırlı bir zamana ve mekana mahkumken, sınırsız bir anlama aç—bu paradoksal durum kaygının köklerini oluşturur. Heidegger, kaygıyı “insanın varoluşsal açığığı” olarak tanımlar; Kierkegaard ise kaygıyı, “insan ruhunun sonsuz olasılıklarının farkında olması” olarak betimler. Her iki düşünür de kaygının, insanın hakikati ile yüzleşmesinin bir yolu olduğu konusunda hemfikirdir.

Kaygıyı anlamadan önce, onu bir arkadaş gibi düşünmek gerekiyor. Tabii, bu arkadaş biraz sevimsiz, sürekli sizi eleştiren, “Ya şöyle olursa?” diye kafanızı karıştıran biri. Ancak farkında olmadığımız bir şey var: Kaygı, aslında kötü bir niyeti olmayan bir koruma mekanizması. O, bizi tehlikeden uzak tutmaya çalışıyor. Sorun şu ki, tehlike algısı biraz bozuk. Yani, bir köpekten kaçarken gökyüzünde uçan kuştan da korkabiliyor.Kaygı, yalnızca bireysel bir mesele değil; aynı zamanda toplumsal ve tarihsel bir fenomendir. Modernite, insanı kendi köklerinden koparmış, onu “büyük anlatılarının” boşluğunda bir başına bırakmıştır. Böyle bir durumda, kaygı, kültürel olarak da çoğalır ve bireyin ruhunu kuşatır. Hızlı tüketim, sınırsız gösteri ve anın kutsanması, kaygıyı dindirmek yerine onu daha da besler.

Kaygı, beynimizin hayatta kalma yazılımının bir parçası. İlkel insan mağarada yaşarken bir kaplan gördüğünde hayatta kalmak için bu hisse ihtiyaç duyardı. Ama 2025’te, o kaplan yerini kredi kartı borçlarına, bitmeyen projelere ve sosyal medya beğenilerine bıraktı. İlkel beynimiz ise bunu henüz anlamadı. Dolayısıyla, Instagram’da birinin mükemmel tatil fotoğrafını gördüğümüzde, beynimiz bir kaplanla karşılaştığımızı sanıyor ve “kaç ya da savaş” moduna geçiyor.Modern dünyada kaygının bu kadar büyümesinin sebebi de bu: Eski program, yeni sistemle uyumlu değil. Üstüne bir de kapitalizmin pazarlama hileleri ekleniyor. “Yeterince iyi değilsin”, “Bu ürünü almazsan başarısızsın” diyen reklamlarla kaygımız sürekli tetikleniyor.Kapitalizmin altın kuralı: Asla tatmin olma. Tatmin olan insan, yeni bir şey satın almaz. Bu yüzden reklamlar ve toplumsal normlar sürekli bir eksiklik hissi yaratır. “Daha fit olmalısın”, “Daha başarılı bir kariyerin olmalı”, “Daha fazla seyahat etmelisin.” Daha, daha, daha… Sürekli bir yetersizlik girdabı içindeyiz.

Bir düşünün: 10 yıl önce hayalini kurduğunuz şeyleri bugün elde etmiş olabilirsiniz. Ama hala yetmiyor, değil mi? Çünkü sistem sizi hep bir sonrakine hazırlar. Kaygının asıl yakıtı, işte bu bitmek bilmeyen “daha fazla” arzusudur.Kaygıya karşı verdiğimiz tepkiler genelde iki uçta olur: Ya tamamen sisteme kızarız – “Kapitalizm hepimizi köleleştirdi!” diye bağırırız – ya da kendimizi suçlarız – “Demek ki ben yeterince güçlü değilim.” Ama gerçek şu ki, bu bir denge meselesidir. Evet, sistem bizi kaygılı olmaya programlıyor, ama biz de kendi içimizde bu kaygıyı nasıl yöneteceğimizi öğrenmeliyiz.

Kaygıyla Başa Çıkmanın Yolları

Kaygıyla baş etmenin iki yolu var: Onunla savaşmak ya da anlaşmak. Çoğu insan savaşmayı seçiyor, ama bu genelde başarısızlıkla sonuçlanıyor. Çünkü kaygı, sizinle savaşmaktan zevk alan bir boksör gibi. Yumruk attıkça size geri vurur ve güçlenir. Peki, ne yapmalı? Kaygıyı görmezden gelmek ya da onu bastırmaya çalışmak da çözüm değil. Çünkü bastırılan duygular, er ya da geç yüzeye çıkar. Kaygıyla anlaşmanın yolu, onun varlığını kabul etmek, ama hayatınızın direksiyonunu ona teslim etmemektir. İlk adım, kaygının ne zaman, neden ve nasıl ortaya çıktığını fark etmek. Örneğin, iş yerinde patronunuz size “Konuşmamız lazım” dediğinde hemen en kötü senaryoyu düşünüyorsanız, bu kaygının bir oyunu. Ona bir isim vermek de işe yarar. “Fikret, yine başladın mı? Tamam, seni duyuyorum ama şu an bir işim var,” diyerek onunla konuşabilirsiniz.

Kaygının sizi en çok zorladığı anlarda, onu kağıda dökün. Düşüncelerinizi yazıya aktardığınızda, kaygılarınız somut bir hal alır ve üzerlerindeki kontrolünüz artar. Ayrıca yazmak, beyninizi sakinleştiren bir aktivitedir.
Kaygılar genelde irrasyoneldir. Bu yüzden onlara meydan okumak önemlidir. Örneğin, “Patronum beni çağırdı, kesin kovulacağım” diye düşündüğünüzde, durup “Gerçekten mi? Kovulmamın ihtimali ne kadar yüksek?” diye sorun. Çoğu zaman kaygınızın haklı olmadığını göreceksiniz.

Bir de mizah var. Kaygıyı ciddiye almamak en büyük zaferdir. Kaygı size “Her şey kötüye gidecek” dediğinde, “Tamam, felaket filmi yapalım bari, başrol de ben olayım” diyerek onu tiye alın. Kaygıyı ciddiye aldığınızda ona güç verirsiniz. Ama dalga geçtiğinizde etkisi azalır. Mizah. Kaygıyı ciddiye almak yerine onun absürtlüğünü ortaya çıkarın. Kendinize şöyle deyin: “Tamam, Fikret, uçak düşecekmiş gibi hissettiriyorsun ama önce ekonomi sınıfında çayımı içeyim, ondan sonra konuşuruz.” Kaygının üzerine gitmek yerine onunla dalga geçtiğinizde, kontrol sizde olur.

Kaygıyla Yaşamak

Kaygıyı tamamen yok etmek mümkün değil, ama onunla yaşamayı öğrenmek mümkün. Bunu bir misafirlik sözleşmesi gibi düşünün. Kaygı, ara sıra gelecek, ama sizin kurallarınıza göre hareket edecek. “Otur, bir çay iç ama kontrolü ele alma” demeyi öğrenmek gerekiyor.

Unutmayın, kaygı bir duygudur ve hiçbir duygu sonsuza kadar sürmez. Onun gelip geçici olduğunu fark ettiğinizde, etkisi azalacaktır.Bakın, kaygıyla yaşamayı öğrenmek dedik ama bu, ona her gün baş köşede yer vermeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Kaygı, biraz arsız bir misafirdir; kapıyı aralık bırakınca içeri dalar, ayakkabılarıyla halının üzerinde yürür ve dolaptaki cipsi bitirene kadar da gitmez. Eğer ona sınırlar koymazsanız, hayatınızın ev sahibinden kiracısına dönüşmeniz an meselesidir.

İşte burası önemli: Kaygıyı yönetmek, onun size hükmetmesini engellemekle ilgilidir. Bu, bir tür psikolojik diplomasi. Her anlaşmazlıkta savaş açmak yerine, “Bak Fikret, burada benim kurallarım geçerli. Ortalığı dağıtma, sonra düzgünce git,” demeyi öğrenmek gerekiyor. Yoksa her sabah “Acaba bugün hangi felaket beni bekliyor?” diye uyanmak, bir yaşam tarzı olmaktan öteye geçmez.Kaygı, içinde bir drama kraliçesi barındırır. Her olayda en kötü senaryoyu yazıp sahneye koyar. Sanki beyninizde ödül sezonu başlamış ve kaygı da “En İyi Felaket Filmi” kategorisinde Oscar kazanmayı hedefliyor. Ama şunu düşünün: Bu filmin izleyicisi sadece sizsiniz ve bir noktadan sonra sıkıcı olmaya başlıyor.

Kaygı size “Bu sunumda hata yaparsan herkes sana güler” dediğinde, onun dramatik senaryosunu tersine çevirmeyi deneyin. “Evet, hata yaparım ve insanlar güler. Belki kahkahalara boğulur. Hatta alkışlayanlar bile olur. Ama kimse beni Nobel Ödülü’ne aday göstermedi ki, sonuçta sunum yapıyorum, dünyayı kurtarmıyorum.” İşte bu tür ironi, kaygının gücünü kırmanın yollarından biri.Kaygıyla savaşmayı bırakın ve onu bir rakip gibi düşünün. Bu, mücadeleyi bir tür oyun haline getirir. Mesela, kaygı size “Yarın mutlaka rezil olacaksın” dediğinde, ona “Tamam, ama önce şu gece güzel bir uyuyayım” diyerek meydan okuyun. Onun oyununa katılmak yerine, kendi kurallarınızı koyun.

Kaygı, modern hayatın kaçınılmaz bir yan etkisi. Ancak, onunla nasıl başa çıkacağımız tamamen bize bağlı. Kaygıyı düşman olarak görmek yerine, onunla iş birliği yapmayı öğrenmek, daha sakin ve huzurlu bir hayatın anahtarıdır.Kaygı, aslında beyninizin sıkılmamak için kendine yazdığı bir sitcom’dur. Ama siz bu sitcom’da başrol değil, seyircisiniz. Bu yüzden, onu ciddiye almak yerine bir kahve yapıp sahneleri izlemeye başlayın. Ve unutmayın, kaygı o kadar komik ki, onun saçmalıklarına kahkaha atmak, onu alt etmenin en etkili yoludur. Çünkü hayat, onun ciddiyetiyle değil, sizin mizahınızla daha eğlenceli hale gelir.

Kaygı, sizin hayatta olduğunuzu hatırlatan bir sinyaldir. Belki de ona teşekkür etmenin zamanı gelmiştir. Ama sadece biraz daha az konuşmasını rica edebilirsiniz. Çünkü hayat, onun sürekli çenesini dinleyecek kadar uzun değil. Direksiyona geçin ve Fikret’i yolcu koltuğunda bırakın.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Vizyondaki filmler 3-10 Ocak 2025

Sonraki Haber

ABD’de araç kalabalığa daldı: 15 ölü, 35 yaralı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Sosyal medyayı fazla kullanmak algılarımızı değiştiriyor
Yazarlar

Sosyal medyayı fazla kullanmak algılarımızı değiştiriyor

26 Haziran 2026
İçe dönüş; Kalbin kendi evine yolculuğu
Yazarlar

İçe dönüş; Kalbin kendi evine yolculuğu

25 Haziran 2026
Türk Edebiyatında bilinen ilk Türk yazar
Yazarlar

Türk Edebiyatında bilinen ilk Türk yazar

25 Haziran 2026
Metinlerin ruhunu dinleyen bir kalem: Ayşe Ayan
Yazarlar

Metinlerin ruhunu dinleyen bir kalem: Ayşe Ayan

25 Haziran 2026
Kadınların başarısını konuşmak yerine kıyafetlerini tartışmak
Yazarlar

Kadınların başarısını konuşmak yerine kıyafetlerini tartışmak

24 Haziran 2026
Türkiye'de Vali, Libya'da Başbakan: Sadullah Koloğlu
Yazarlar

Türkiye’de Vali, Libya’da Başbakan: Sadullah Koloğlu

24 Haziran 2026
Sonraki Haber
ABD'de araç kalabalığa daldı: 10 ölü, 30 yaralı

ABD'de araç kalabalığa daldı: 15 ölü, 35 yaralı

En Güncel Haberler

Bursa'da bıçaklı kavga: 1 ağır yaralı
Yerel Haberler

Bursa’da bıçaklı kavga: 1 ağır yaralı

27 Haziran 2026
Zincirleme kazada 2 otomobil dereye uçtu:  6 yaralı
Yerel Haberler

Zincirleme kazada 2 otomobil dereye uçtu: 6 yaralı

27 Haziran 2026
Kütahya’da traktör devrildi: 1 ölü, 1 yaralı
Yerel Haberler

Kütahya’da traktör devrildi: 1 ölü, 1 yaralı

27 Haziran 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Suriye’de rahatsızlanıp şehit olan başçavuş toprağa verildi

26 Haziran 2026
Yaşam

Emekli olan 2 öğretmene duygusal veda töreni

26 Haziran 2026
Yaşam

TÜBİTAK Fen Lisesi, ilk mezunlarını verdi

26 Haziran 2026
Yaşam

Dedesinin hediye ettiği saat tutkuya dönüştü; 25 senede 500 saat biriktirdi

26 Haziran 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Hatay'da orman yangını, büyümeden söndürüldü

Hatay’da orman yangını, büyümeden söndürüldü

- Haberton
27 Haziran 2026

Hatay’ın Antakya ilçesinde çıkan orman yangını, ekipler tarafından büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangın, akşam saatlerinde Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi...

Dil öğrenirken yapılan en büyük hatalar

Deepfake tehlikesi büyüyor: Gerçek ile sahtesi nasıl ayırt edilir?

Gece sık sık uyanmak hangi hastalığın habercisi olabilir?

Market fiyatları neden sürekli artıyor? Uzmanlar perde arkasını anlattı

Güncel Haber

Bursa'da bıçaklı kavga: 1 ağır yaralı

Bursa’da bıçaklı kavga: 1 ağır yaralı

27 Haziran 2026
Zincirleme kazada 2 otomobil dereye uçtu:  6 yaralı

Zincirleme kazada 2 otomobil dereye uçtu: 6 yaralı

27 Haziran 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton