Eve yeni bir bebek geldi ve büyük çocuğum tamamen değişti. Bu cümleyi birçok aileden duyuyoruz değil mi?
Daha önce sakin olan çocuk öfkelenmeye, bebek gibi davranmaya, altını ıslatmaya ya da kardeşine zarar vermeye çalışabiliyor. Ebeveynler ise çoğu zaman “Kardeşini kıskanma, o senin kardeşin.” diyerek durumu çözmeye çalışıyor. Oysa kıskançlık, çocukların seçtiği bir duygu değildir. Bu duygu çoğu zaman sevginin azalacağından duyulan bir korkunun yansımasıdır.
Çocuk, kardeşini değil anne ve babasının ilgisini kaybetmekten korkar. Özellikle ilk çocuk, uzun süre ilginin merkezindeyken bir anda bu düzen değiştiğinde kendini güvensiz hissedebilir. Bu da öfke, ağlama, inatlaşma veya kardeşe karşı olumsuz davranışlarla ortaya çıkabilir.Bu süreçte en sık yapılan hata, büyük çocuğa sürekli “Sen abisin.”, “Sen ablansın.”, “İdare et.” demektir. Oysa o da hâlâ bir çocuktur ve ilgiye, şefkate ihtiyaç duyar.Kardeş kıskançlığını tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Ancak doğru yaklaşımla bu süreci çok daha sağlıklı yönetebiliriz.Öncelikle çocuğun duygusunu kabul etmek gerekir. “Kardeşin doğduktan sonra bazen üzülüyor olabilirsin.” demek, onun anlaşılmasını sağlar.
Duygular kabul edildiğinde davranışlar da zamanla yumuşar.Her gün yalnızca büyük çocuğa ayrılan kısa ama kaliteli bir zaman oluşturmak da çok değerlidir. On beş dakikalık kesintisiz ilgi bile çocuğun kendini özel hissetmesini sağlayabilir. Bu sürede telefonun değil, çocuğun gözlerinin içine bakmak en güzel hediyedir.Çocukları birbirleriyle kıyaslamaktan kaçınmak gerekir. “Bak kardeşin ne kadar uslu.” gibi cümleler rekabeti artırır. Bunun yerine her çocuğun güçlü yönünü fark edip bunu dile getirmek kardeş ilişkisini destekler.Kardeş olmak paylaşmayı öğrenmek kadar, duyguları yönetmeyi de öğrenmektir. Bu süreçte çocukların yalnızca davranışlarını değil, duygularını da görebildiğimizde aralarındaki bağ zamanla güçlenir.Belki de çocuklarımızın en çok ihtiyaç duyduğu şey, “Kardeşin geldi ama senin kalbindeki yerin hiç değişmedi.” mesajını her gün hissettirebilmektir. Çünkü sevgi bölünmez; sevgi paylaşıldıkça büyür.












