Joker anne Şükran Gökçe Öksüz ile annelik, çocuklar, çocukların tablet bağımlığı ve ”Lohusa” kitabı hakkında keyifli bir söyleyişi gerçekleştirdik.
Bu davetimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Sizi tanımak isteriz. Şükran Gökçe Öksüz kimdir?
Asıl davet ettiğiniz için ben size çok teşekkür ederim. 1986 Ankara doğumluyum. Eğitim hayatım Eskişehir, İzmir ve Antalya’da geçti. 2008 yılında Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik lisans programından mezun oldum. tüm üniversite hayatım boyunca keyifle turizm alanında çalıştım ancak mezun olduktan sonra özel bir bankada çalışmaya başladım. On yıl boyunca çeşitli bankalarda yöneticilik yaptım. 2019 yılında evlendikten sonra istifa edip Denizli’ye yerleştim. Hayatım boyunca isteğim; çocuklarla ilgilenebileceğim bir alanın içinde bulunmaktı ve bunun için mezun olduktan sonra çeşitli üniversiteler ve eğitim kurumlarından eğitimler aldım. Ayrıca halihazırda sosyoloji eğitimime de devam ediyorum.
Sosyal medyada çok aktifsiniz, annelik-çocuklar hakkında mesajlar veriyorsunuz, önerilerde bulunuyorsunuz bu süreç nasıl başladı?
2022 yılı başında sevgili oğlum Metehan dünyaya geldi. Benim için teorik bilgilerimi pratiğe dökme zamanıydı. Oğlumun keyifli bir bebekliği vardı bu sebeple çalışma hayatıma evden devam etmek istedim ve bunun için joker anne sayfamı açarak eğitimlerime ve bilgilerimi başka ebeveynlere aktarmaya başladım. Akabinde danışmanlık şirketimi kurdum. 2, yıldır da beni seven ve destekleyenlerle yoluma devam ediyorum.
Annelik duygusunun en etkili ve en değerli duyguları nelerdir?
Bir insanı kendinden daha fazla sevmek ve her şeyden önce onu düşünmek çok değerli bir duygu ama her şeyden önce annelik ömür boyu geçmek bilmeyen bir yürek çarpıntısı. Anne olduktan sonra nedense insan hep korkuyla yaşıyor. Başı ağrısa felaket senaryoları yazıyorsun, çocuğun öksürdüğünde de bu aynı şekilde:) Bu sebeple bir çok alışkanlığından feragat edebilecek insanların ebeveyn olmasını dilerim.

Çağımızda yetişen çocuklar tablete bağımlı yetişiyor, çevreyle çok az ilgili oluyorlar tablet bağımlığını azaltmak için nasıl çalışmalar yapmalıdır?
Buna tablet değil ekran bağımlılığı diyelim .Bunun için birilerinden çalışma beklemek çok yersiz. Çocuğum olmadan önce evde sürekli televizyon açık olan bir insandım fakat üç yıldır neredeyse kumandanın yerini unuttuk. Sayfamda bu tip konuları çok değiniyorum. Çocuğunu desteksiz büyüten anneleri çok iyi anladığımı söylemek isterim öncelikle ancak yine çocuğunu desteksiz büyüten ve aynı zamanda çalışan bir anne olarak ekranı kaçış olarak gördüğümüz sürece bunu aldığımızda kaçacak başka alanımız olmayacaktır. Ekran maruziyetinin başta dikkat eksikliği olmak üzere maalesef bir çok olumsuz etkisi vardır. Bu sebeple üç yaşa kadar özellikle olabildiğince sıfır ekran sonrasında ise kısıtlı ve ebeveynlerin mutlaka kontrol ederek ve hatta çocuklarıyla birlikte oturup izleyebilecekleri içeriklere öncelik vermesini öneririm.
Çocuklarımız tablet bağımlığı yüzünden iletişim kopukluğu yaşanıyor bu durum nasıl düzeltmelidir, tavsiyeleriniz nelerdir?
İlgi ilgi ilgi. Evet dönemimizde dört duvar arasında çocuk yetiştirmek gerçekten çok zor ancak gün içerisinde mutlaka çocuğun temiz hava alması sağlanmalı ve mümkünse akranlarıyla bir arada olacağı ortamlarda bulundurulmalı. Bir kahve içme süresince başlayan ekran süreleri ebeveynler sınır koyamadığında maalesef saatlere uzanıyor. Çocuk hangi yaşa gelirse gelsin ebeveynleri ile güvenli iletişim kurabiliyorsa bu kopukluk en aza inecektir ama az önce de söylediğim gibi bebeklik çağından itibaren ekrana sürekli kaçış olarak görmez isek.
Son zamanlarda çocuklarda sosyalleşme, arkadaş çevresi gittikçe azalıyor bu durum nasıl düzelir, toplumla iç içe yaşamayı nasıl öğrenmelidir?
Dünyanın dört bir yanında telefonsuz okul projeleri başladı. Bu projeler sayesinde çocukların toplumla iletişiminin artması bekleniyor. Projelere başlarken çocukların hiçbirini telefonlarını bırakma konusunda zorlamamışlar. Ancak birkaç kişi bıraktıktan sonra onların iletişimini gören akranları da yavaş yavaş telefonlarını dolaplara kilitleyip o şekilde okula girmeye başlamışlar. Şimdi bu okullarda çeşitli aktiviteler yapılıyor, çocukların dikkat süreleri oldukça artmış. Bu iletişim elbette okul dışına da yansıyor. Ülkemizde de önümüzdeki günlerde 16 yaşın altındaki çocukların sosyal medyaya erişime engelleneceği söyleniyor. Eğer gerçekten önüne geçebilirlerse nasılsın diye sorduğumuzda yüzümüze bakarak cevap veren çocuklarla karşılaşabileceğimizi umuyorum:)
Bir anne çocuğuna hayır diyebilmeli mi, onu kırmadan, incitmeden nasıl hayır diyebilmeli tavsiyeleriniz nelerdir?
Çocuk gelişiminin bir parçası olan atlama zıplama tırmanma gibi hareketler eğer çocuğa zarar vermeyecekse anne sürekli hayır dememeli. Çünkü hayır denen her şey çocuğun o şeye ilgisini artıracaktır. Çocuklarımıza doğru şekilde sınır koymayı öğrenmeliyiz. Sürekli hayır denen bir çocuk hayır kelimesine duyarsız bir hale gelir yani ne kadar fazla hayır dersek hayrın ağırlığını o kadar azaltmış oluruz. Bu sebeple çocuğa gerçekten zararı dokunabilecek şeyler için hayır demek sınır koymak önemli. Bunu da çocuğa bağırarak, özgüvenini inciterek değil bir seçenek sunarak ya da o şeyin zararını tekrar ederek yapabiliriz. Örneğin çocuğun elinde bir makas var ve oynamak istiyor vermek istemediği için ağlıyor; bu durumda ya çocuğa onun ilgisini çekecek başka bir şey teklif Edip makası elinden bırakmasını sağlamalıyız ya da onun ne kadar zararlı olduğunu, ayına ya da yaşına göre anlayabileceği kısa cümlelerle net bir şekilde anlatıp makası bırakmasını istemeliyiz. Günümüzde maalesef anneler çocuk tencere tavayla oynamak istediğinde bile hayır dediği ve sonuç olarak çocuk ağladığında sanki hiç hayır dememişçesine tamam haydi oyna dediği için sınır koymayı bilmeyen ebeveynler ve sınırsız çocuklar görüyoruz. Sayfamda da bu tip konularda çokça bilgi var merak edenler girip bakabilir.

Ve annelik üzerine ‘’Lohusa’’ kitabı çıkarmışsınız, ‘’Lohusa’’ kitabını çıkarmaya nasıl karar verdiniz ve bu serüven nasıl başladı?
Öncelikle takipçilerim bir eğitim kitabı çıkarmamı beklerken ben ters köşe yaparak çocukluğumdan beri hayalini kurduğum ilk romanımı çıkarmış oldum. Benim sayfam annelerin kendinden çok fazla şey bulduğu ve anlaşıldıklarını hissettikleri bir sayfa. 2,5 yılda aile hayatları ile ilgili o kadar fazla geri bildirim aldım ki bunu her kadının kendinden bir şey bulacağı ve her erkeğin eşini anlamak için okuyacağı bir esere dönüştürmek istedim. Bu kitap serinin ilk kitabı. İkinci kitap 1,5 ay içerisinde yine kitapçılarda olacak.
‘’Lohusa’’ kitabınızın kapak tasarımı oldukça güzel siz mi tasarlardınız?
Kitabın kapak tasarımı Denizli’ye geldiğim ilk günden beri beni hiç yalnız bırakmayan sevgili Ayşegül’e ait. Aslında benim kapağımda farklı bir kapak tasarımı vardı Ayşegül resim öğretmeni olduğu için ondan rica etmiştim fakat bir gün geldi dedi ki “Şükran abla ben bir sürü tasarım yaptım ama bence sen bunu beğeneceksin’ dedi ve bu tasarımı gösterdi. Tasarım beni bu kadar iyi tanımış birinin elinden çıktığı için çok mutluyum.
‘‘Lohusa’’ kitabınızı elinize aldığınızda nasıl duygular, heyecanlar hissettiniz ve hayatınıza neler kattı?
Çocukluk hayalimi elimde tutuyormuşum gibi bir histi. Kendimi gerçekleştirmiş olabilmek beni her yorum yazan okurumla çok daha fazla mutlu ediyor.
‘‘Lohusa’’ kitabınız ne anlatıyor kısaca tanıtımını kısaca anlatır mısınız?
Kitabım yeni doğum yapan bir annenin 40 günlük sürecini anlatıyor. Bu süreçte eşiyle, eşinin ailesi ve kendi ailesiyle yaşadığı problemler, fikir çatışmaları her kadının kendinden bir parça bulacağı şekilde kaleme alındı.
‘‘Lohusa’’ kitabınız ile ilgili okur görüşlerini olumlu veya olumsuz hakkında bilgi verir misiniz?
Bu zamana kadar hiç olumsuz bir geri dönüş almadım. Bu da benim için ayrıca bir onur. Her yazan mutlaka kendinden bir şeyler bulduğunu yazdı. Sadece kitabı çok askıda bitirmiştim bu da isteyerek yapmış olduğum bir şeydi. Devam kitabı geleceği için okuru merakta bırakmak istedim.
Ebeveynler, annelik, çocuklar ve ‘‘Lohusa’ ’kitabınız hakkında neler söylemek istersiniz?
Sevgili annelere her zaman söylediğim ve söylemeye devam edeceğim şey şu; önce insan sonra annesiniz. Herkesin şartları birbirinden bambaşka bu sebeple referansınız hiç kimse olamaz. Ne kimseye bakarak ben kötü anneyim , ne de çok iyi anneyim deyin. Uçlarda deneyim yaşamaktansa çocuğunuzun sizi yeterli bir anne olarak tanımlamasını istersiniz. Allah tüm çocuklarımızı iyi insanlarla karşılaştırsın. Tüm annelerin kendine bir güzellik yapıp kitabı mutlaka okumasını öneririm.
Son olarak söylemek istediğinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?
Çok teşekkür ediyorum. Hayat çok kısa ve hepimiz bu hayata bir defa geldik. Kendimizi seversek kendimizle meşgul olur ve başkalarının ne söylediğini çok da önemsemeyiz. Çocuklarınızı el üstünde tutun ama kendinize verdiğiniz değerden feragat etmeyin. Okuyan herkese çok teşekkür ediyorum sevgiler saygılar.













