Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yapılması planlanan ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki zirve, 15 Ekim 2025’te iki liderin telefon görüşmesinin ardından duyurulmuştu.
İptal edilen görüşme, Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmek amacıyla iki hafta içinde gerçekleştirilecekti ve Trump, “büyük ilerleme” kaydettiğini belirtmişti. Ancak 21 Ekim 2025’te Trump, zirveyi iptal ettiğini açıkladı ve “boşa harcanmış bir toplantı” istemediğini ifade etti.
İptal Nedeni
İptalin doğrudan tetikleyicisi, 20-21 Ekim tarihlerinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov arasındaki telefon görüşmesi oldu. Bu görüşme, Macaristan’da yüz yüze yapılması planlanan bir toplantının yerine geçmiş ve gergin bir havada sonuçlanmıştı.
Lavrov, ABD’nin önerdiği anında ateşkes planını reddetti; bu planda mevcut cephe hatlarının dondurulması ve savaşın bu hatlarda durdurulması öngörülüyordu. Beyaz Saray, görüşmeyi “verimli” olarak nitelendirse de, zirve hazırlıklarını durdurdu ve Trump, Putin’le yakın gelecekte görüşmeye gerek görmediğini belirtti.
Kök Neden: Ukrayna’daki Temel Anlaşmazlık
Zirvenin iptalinin kök nedeni, Rusya-Ukrayna savaşına dair diplomatik görüşmelerdeki yapısal uyuşmazlık ve Rusya’nın değişmez talepleri.
ABD ve müttefikleri (Ukrayna, İngiltere, Fransa, Almanya gibi), mevcut cephe hatlarını dondurarak acil bir ateşkes ve barış sürecini başlatmayı savunurken, Rusya bu öneriyi “savaşın kök nedenlerini” göz ardı ettiği için reddediyor.
Rusya’ya göre bu nedenler şunlar:
Rejim değişikliği ve meşruiyet krizi: Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin “meşruiyetinin” sorgulanması, yeni seçimler yapılması ve Rusya yanlısı bir yönetimin kurulması talebi. Lavrov, mevcut ateşkesin Ukrayna’nın “çoğunluğunu Nazi yönetimi altında” bırakacağını iddia ediyor.
Toprak talepleri: Donetsk ve Luhansk (Donbas) bölgelerinin tamamının Rusya kontrolüne girmesi, Ukrayna ordusunun doğudan çekilmesi ve Zaporijya ile Herson’un işgal edilmemiş kısımlarından vazgeçme karşılığında bu bölgelerin tam teslimi. Ukrayna ise işgal edilmemiş topraklardan feragat etmeyi “kırmızı çizgi” olarak görüyor.
Güvenlik ve NATO kaygıları: Ukrayna’nın NATO’ya katılımının engellenmesi, NATO askerlerinin Ukrayna’ya konuşlandırılmaması ve Rusça konuşanlara yönelik “zulmün” sona erdirilmesi. Rusya, savaşı “varoluşsal tehdit” olarak görüyor ve barışın ancak bu taleplerle mümkün olduğunu savunuyor.
Bu talepler, Ağustos 2025’teki Alaska zirvesinden beri değişmemiş olup, Putin’in gerekirse “tüm Ukrayna’yı alma” hedefini koruduğunu gösteriyor.
Avrupa şimdi ayrı bir 12 maddelik barış planı geliştiriyor.
Sonuçta, Rusya’nın kök nedenleri ile uzlaşmaz tutumu ve ABD’nin “zaman kaybı” kaygısı, zirveyi ertelemiş; savaş ise devam ediyor, örneğin 21 Ekim’de Ukrayna’nın bir Rus kimyasal tesisi vurması ve Rusya’nın Kiev’e füze saldırısı gibi olaylarla.













