Bazen insan hiçbir şey yapmak istemez. Sevdiği şarkılar bile eskisi gibi hissettirmez, kalabalıklar yorucu gelir, sessizlik ise daha ağır…
İşte o anlarda insan hayattan sıkıldığını fark eder. Hayattan sıkılmak sadece “can sıkıntısı ” değildir. Bazen aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamaktan yorulmaktır. Her gün aynı saatlerde uyanmak, aynı insanlarla konuşmak, aynı sorunlarla mücadele etmek insanın ruhunu yavaşça tüketir. İnsan bir süre sonra bedeninin yaşadığını, ruhunun ise geride kaldığını hisseder. Ama çoğu zaman kimse bunu anlamaz . Çünkü dışarıdan bakıldığında herkes normal görünür. Gülümseriz, konuşuruz, günlük işlerimizi yaparız. Oysa içimizde büyük bir boşluk vardır. İşte en zor yorgunluk da budur. Kimsenin görmediği yorgunluk..
Bazen kaçıp gitmek ister insan uzaklara … Kimsenin onu tanımadığı, geçmişini bilmediği bir yere. Çünkü bazı insanlar için yorucu olan şey hayatın kendisi değil, yaşadıklarıdır. Kırgınlıklar, anlaşılmamak, sürekli güçlü görünmeye çalışmak insanı sessizce yorar. Fakat hayattan sıkılmak bazen durmaya ihtiyacımız olduğunu gösterir. Belki biraz sessizliğe, biraz kendimizi dinlemeye, biraz da yeniden başlamaya….
Çünkü hayat bazen karanlık görünse de, insanın içinde küçücük de olsa yeniden ışık yakabilecek bir umut mutlaka kalır…













