6 Şubat depreminden bu yana TOKİ tarafından yürütülen faaliyetlerle konut projelerinde büyük aşamalar kaydedildi.
Güncel bilgilere göre Antakya, Defne, İskenderun, Kırıkhan, Hassa ve diğer ilçelerde 150 bin üzerinde afet evi ve sosyal konutun inşa süreci devam etmektedir. Kademeli olarak teslim edilen evlerde ne yazık ki bazı altyapı ve işçilik hataları ile çeşitli aksaklıklar yaşanmaktadır. Hatay merkezde yapımı tamamlanan projelerde yerleşim genelde Dikmece, Alazi, Gülderen ve Kisecik toplu konut alanlarında yoğunlaşmaktadır. Bu toplu konut alanlarda ise yönetim binaları bulunsa da hap sahipleri, karşılarında sorunlarını iletebilecekleri muhatap bulmakta güçlük çekmektedir. Anahtarlarını alıp oturmaya başlayan ya da taşınmak hazırlığındaki vatandaşların karşılaştığı en büyük sorunların başında işçilik kusurları gelmektedir.
Kırık karolar, düzgün takılmadığı için düşen pervazlar, parke aralarındaki boşluklar, duvarlardaki eğrilikler ve banyo tezgâhı mermerlerinin ölçüsüzlüğü bu kusurlardan sadece görünen bir kaçıdır. Normal kendi evlerinde yaşayıp deprem sonrası uzun süre küçük 25 metre kare konteyner odalarına mahkûm kalan insanlar, teslim aldıkları evlerdeki bu eksiklikler, gidermek adına ekstra maddi masraf yapmak zorunda kalmaktadır. Hızlı teslimat nedeniyle bazı dairelerde su yalıtımı elektrik armatürleri ve su tesisatı bağlantılarında da pürüzler bulunaktadır. Ayrıca binalarda elektrik kesintisi yaşandığında insanların asansörde kalması, işletim ve altyapı sorunlarını da bir kez daha göz önüne sermektedir.
Bina çevrelerinde devam eden inşaat çalışmaları nedeniyle alanların şantiye görünümünde kaldığı görülmektedir. Hizmete girmemiş olan market, fırın, eczane ve sağlık ocağı eksikleri de sosyal donatılar açısından güvenlik endişesi oluşturmaktadır. Öte yandan bu konutların şehir merkezlerine uzak noktalarda kurulmuş olması toplu taşıma imkanlarının yetersizliğiyle birleşince ulaşım büyük bir çileye dönüşmektedir. Sorunlarına çözüm arayan vatandaşların ulaştığı görevliler ‘Bugün geleceğiz, arkadaşları yarın gönderirim veya şu tarihte gelecekler.’ diyerek insanları sürekli oyalamaktadır. Hak sahipleri, zor şartlar altında yaşamaya çalışırken yetkililer tarafından muhatap bulamadıkları için oradan oraya savrulmaktadır.













