Hayatın acı tatlı koşturmacası içinde, aynaya baktığımızda çoğu zaman eleştirel bir gözle kendimizi tartarız.
Fazla mı kiloluyuz, saçımız dağınık mı, yoksa o gömlek üzerimizde pek mi bir tuhaf duruyor? Oysa ki, tam da bu “kusurlar” dediğimiz, çoğu zaman komedinin en verimli tarlalarını oluşturur. Dış görünüşümüz, istemesek de, en ciddi anlarda bile kahkahalara neden olabilecek potansiyel bir komedi kaynağıdır.
Düşünsenize, en şık davette, tam önemli birine kendinizi tanıtırken eteğinizin fermuarının açıldığını fark ettiğiniz o anı. Ya da o çok güvendiğiniz topuklu ayakkabıyla ilk adımda tökezleyip, zarifliğinizi yerle bir ettiğiniz o saniyeyi. İşte bunlar, başımıza geldiğinde utanç verici olsa da, sonradan anlatıldığında kahkahalarla hatırlanan anılardır. Çünkü komedi, çoğu zaman beklentinin kırılması ve absürtlüğün ortaya çıkmasıyla doğar. Ve dış görünüşümüz, bu absürt durumlar için adeta bir sahne görevi görür.
Moda dünyasının zaman zaman sınırları zorlayan tasarımları da bu komedi potansiyelini besler. Dev omuz vatkaları, neon renklerin karmakarışık uyumu, ya da ne olduğu tam olarak anlaşılamayan “avant-garde” kıyafetler… Bunlar, defilelerde “sanat” olarak algılansa da, sokakta karşılaşıldığında tebessüme hatta kahkahaya neden olabilir. Çünkü moda, çoğu zaman ciddiyetle absürtlüğün ince çizgisinde dans eder.
Çocukların ve yaşlıların dış görünüşleriyle ilgili yorumları ise bambaşkadır. Onların filtresiz ve doğrudan yaklaşımları, çoğu zaman en komik tespitleri ortaya çıkarır. “Teyze, saçların pamuk şeker gibi olmuş!” ya da “Amca, o pantolon dedemin zamanından kalma mı?” gibi masum ama bir o kadar da vurucu yorumlar, hepimizi gülümsetir. Çünkü onlar, toplumsal normların ve kibarlığın henüz tam olarak işlemediği bir dünyadan bakarlar.
Elbette, dış görünüş üzerinden yapılan komedinin hassas bir dengeye ihtiyacı vardır. Alaycılık ve aşağılama çizgisine kaymamak, empati ve anlayışı elden bırakmamak önemlidir. Amaç, birinin “kusurlarıyla” dalga geçmek değil, insan olmanın tuhaflığını ve hayatın beklenmedik sürprizlerini mizahi bir dille anlatmaktır.
Sonuç olarak, dış görünüşümüz, çoğu zaman kontrol edemediğimiz ya da komik durumlara düşmemize engel olamadığımız bir gerçektir. Ama belki de bu “kusurlarımız” ve “gaflarımız”, bizi daha insani ve sevimli kılar. Unutmayalım ki, en ciddi anlarda bile bir kahkaha atmamıza neden olabilecek bir yanımız vardır. Önemli olan, bu komik anlara gülmeyi ve kendimizle dalga geçebilmeyi öğrenmektir. Çünkü görünen o ki, hayatın en ciddi komedisi, çoğu zaman aynada bize göz kırpar.













