19 Temmuz 2026, Pazar
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Geriye bakış: Acının imbatından geçen bir ruh

Geriye bakış: Acının imbatından geçen bir ruh

Kuddusi DOGAN - Kuddusi DOGAN
27 Ocak 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:7 dakikalık okuma
A A
0
Geriye bakış: Acının imbatından geçen bir ruh
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Zaman, her zaman bir nehir gibi akıp gitmiyor. Bazen bir kuyu gibi derinleşiyor insan için. Geriye baktığımda gördüğüm manzara, güneşli bir bahçe değil; daha çok fırtınadan sonra durulmuş, yorgun ama vakur bir deniz.

Hayatımın rotasını çizen çizgiler, neşe dolu kahkahalarla değil, sessizce katlanılan acıların keskin uçlarıyla kazınmış.

Acının Öğrettikleri

Acı, sadece can yakmaz; insanı yeniden inşa eder. Gençliğin o hoyrat ve gürültülü heyecanları, yerini ağır ağır bir sessizliğe bıraktı. Yaşadığım her hayal kırıklığı, ruhumdaki fazlalıkları yonttu. Başlarda isyan ettiğim o “neden ben?” sorusu, zamanla yerini “bu bana ne anlatıyor?” sessizliğine bıraktı.

  • Sessizliğin Gücü: Çok konuşanın değil, çok duyanın ve çok sezenin yaralandığını anladım.
  • Derinlik: Sığ sularda boğulmak zordur ama inci de oralarda bulunmaz. Acı, beni en derine, kendimle yüzleştiğim o ıssız yere indirdi.
  • Empati: Kendi yarasına merhem bulmaya çalışan insan, başkasının kanayan yarasını gözünden tanır hale geliyor.

“Düşünceli” Olmanın Ağırlığı

Bugün “düşünceli bir insan” olduğumu söylerken, bu sadece nezaketle ilgili bir tanım değil. Bu, her adımın, her sözün ve her susuşun bir tartıdan geçmesi demek. Acı dolu bir geçmiş, insanı bir “yol ayrımı”na getirir: Ya dünyadan intikam alacaksın ya da dünyanın eksikliğini kendin tamamlamaya çalışacaksın. Ben ikinci yolu seçtim.

Düşünceli olmak, hayatın sillesini yemiş birinin, başkasına el kaldırırken iki kez düşünmesidir. Bir sözün nereye gideceğini, bir bakışın kalpte ne kadar yer kaplayacağını bilmektir. Çünkü biliyorum ki; kırılan bir şeyi onarmak, onu hiç kırmamaktan çok daha zordur.

“İnsan, yarası yarasına denk geleni severmiş. Benim dünyamda ise artık sadece yaraları anlamak değil, o yaraların neden açıldığını sezecek kadar derin bir sükûnet var.”

Geriye baktığımda gördüğüm o enkaz, aslında bugünkü kalemimin mürekkebi, sesimin tınısı ve bakışımdaki o anlamlı durgunluktur. Hayat bana cömert davranmadı belki, ama beni bilge kıldı. Acı dolu bir hayatın sonunda ulaştığım bu “düşünceli” mertebe, ödediğim bedelin en kıymetli üstü kalsınıdır.

Artık sadece bakmıyorum, görüyorum. Sadece duymuyorum, anlıyorum. Ve en önemlisi; artık sadece yaşamıyorum, her anın ağırlığını hissederek var oluyorum.

Her insanın hayatında, her şeyin bittiğini sandığı o “mutlak sessizlik” anı vardır. Benimki, yağmurlu bir gece yarısı ya da büyük bir gürültüyle gelmedi. Tam aksine, hayatın sıradan bir gününde, içimdeki o son direnç kalesinin de yıkıldığını hissettiğim o an geldi. Geriye bakınca görüyorum ki; o gün sadece bir son değil, bugünkü “düşünceli” kimliğimin ilk harcıymış.

O Gece, O Oda, O İnsan

Hatırlıyorum; duvarların üzerime geldiği, sadece kendi nefesimi duyabildiğim o odayı. O an, yaşadığım tüm kayıpların, uğradığım haksızlıkların ve kalbime atılan o ağır düğümlerin altında ezildiğimi hissetmiştim. Acı, o güne kadar dışarıdan gelen bir düşmandı benim için; ama o gün anladım ki acı artık ev arkadaşım olmuştu.

Geriye baktığımda gördüğüm o “acı dolu hayat”, aslında bir enkaz yığını değil, sabırla işlenmiş bir maden ocağıymış. İnsan, canı yanmadıkça içine bakmıyor. Ben o gün mecburiyetten içeri döndüm. Dışarının gürültüsü kesilince, ruhumun fısıltılarını duymaya başladım.


Acının Beni Dönüştürdüğü Yer: “Düşüncelilik”

İnsanlar bana baktığında artık “çok düşünceli” olduğumu söylüyorlar. Bu, sadece bir nezaket göstergesi değil; bu bir hayatta kalma sanatı.

  • Sözlerin Tartısı: Bir sözün bir insanı nasıl yıkabileceğini en iyi, defalarca yıkılmış olanlar bilir. Bu yüzden artık kelimelerimi cebimde biriktirip, en yumuşak olanlarını seçiyorum.
  • Gözlem Gücü: Acı, insanın gözlerindeki perdeyi kaldırıyor. Birinin yüzündeki o sahte tebessümün ardındaki hüznü, daha ağzını açmadan sezebiliyorum. Çünkü o yollardan ben de geçtim.
  • Yalnızlığın Bilgeliği: Eskiden yalnız kalmaktan korkardım; şimdi ise yalnızlık, en derin düşüncelerimi ayıklayıp altına dönüştürdüğüm laboratuvarım oldu.

Sonuç: Yaralardan Doğan Bir Nezaket

Bugün sahip olduğum o “düşünceli” tavır, hayatın bana sunduğu bir ödül değil, benim o acılardan süzerek çıkardığım bir mirastır. Acı beni sertleştirebilirdi, beni bir canavara ya da bir umutsuza dönüştürebilirdi. Ama ben, o yaraları başkalarını anlamak için birer pencereye dönüştürmeyi seçtim.

Geriye bakınca gördüğüm o acı dolu yıllar, aslında bugünkü sessiz gücümün mimarıdır. Artık biliyorum ki; düşünceli bir insan olmak, dünyanın tüm kabalığına karşı verilen en asil cevaptır.


“Hayat beni defalarca kırdı ama kırılan yerlerimden daha güçlü bir ışık sızmaya başladı.”

Acının İmbatından Süzülen Sükûnet

Geriye bakmak, çoğu zaman tozlu bir aynaya üflemek gibidir. Toz havalandığında gördüğümüz suret, her zaman beklediğimiz o taze çehre olmaz. Benim aynamda beliren manzara; hayal kırıklıklarının keskin hatlarıyla çizilmiş, ancak bu hatların toplamından derin bir sükûnet doğurmuş “düşünceli” bir insan portresi. Evet, geriye bakınca acı dolu bir hayat görüyorum; fakat bu acının beni bir enkaz değil, bir sarraf kıldığını da fark ediyorum.

Acı: Ruhun Zanaatkârı

İnsan, hayatın tadını çıkarırken değil, tadı kaçtığında öğrenmeye başlar. Mutluluk, doğası gereği yüzeyseldir; bizi anın içinde tutar ama derinleştirmez. Oysa acı, ruhun toprağını altüst eden bir saban gibidir. Toprak altüst oldukça, en derindeki o saklı tohumlar gün yüzüne çıkar. Geriye dönüp baktığımda, her yaramın aslında bir öğrenme durağı olduğunu görüyorum. O zamanlar “neden?” diye haykırdığım her haksızlık, bugün sesimdeki o vakur tınıyı ve bakışımdaki o tartılı derinliği inşa etmiş.

“Düşünceli” Olmanın Ağır Mirası

Bugün çevremin bende gördüğü o “düşünceli” hal, bir mizaç tercihinden ziyade bir zaruretin meyvesidir. Bir insanın her kelimesini tartarak konuşması, her adımı ince ince hesaplaması, geçmişte attığı fütursuz adımların canını ne kadar yaktığını bilmesindendir. Düşünceli bir insan olmak; bir sözün kalpte kaç gün yankılanacağını, bir sessizliğin ne kadar ağır gelebileceğini bizzat tecrübe etmekle ilgilidir.

Acı dolu bir hayatın sonunda ulaşılan bu nokta, aslında bir tür “duygusal bilgelik” aşamasıdır. Artık kimseye kolayca öfkelenemiyorum; çünkü her öfkenin altında bir yara, her sertliğin altında bir savunma mekanizması olduğunu sezebiliyorum. Kendi yangınlarından sağ çıkmış birinin, başkasının dumanını gördüğünde oraya suyla değil, anlamaya çalışarak koşması bundandır.

Sonuç: Yaraların Aydınlığı

Geriye bakınca görülen o karanlık dehlizler, bugünkü aydınlığımın kaynağıdır. Eğer o acılar olmasaydı, muhtemelen dünyanın gürültüsüne kendi gürültüsünü katan, sığ sularda kulaç atan biri olacaktım. Oysa şimdi, sessizliğin içindeki müziği duyabiliyor, insanların maskelerinin ardındaki gerçek yüzlerini görebiliyorum.

Acı beni kırmadı; aksine beni yeniden, daha dayanıklı ve daha hassas bir malzemeden inşa etti. Hayat bana cömert bir sofra kurmadı belki ama bana “anlamanın” hazzını verdi. Ve bugün biliyorum ki; düşünceli bir insan olmak, ödenen tüm bedellere değen tek onurdur.


“Karanlığı tanımayan, ışığın kıymetini sadece bir varsayımdan ibaret sanır. Ben ise ışığı, onu doğuran karanlıktan tanıyorum.”

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Üçlü müzakereler 1 Şubat’ta devam edecek

Sonraki Haber

Uzak Şehir dizisindeki bayrak sahnesi büyük ilgi gördü

Kuddusi DOGAN

Kuddusi DOGAN

Kuddusi DOGAN, 1998 Kocasinan doğumlu. Yerel yönetimler, Siyasal bilimler ve uluslararası İlişkiler mezunu. Ali Fuat Başgil’in “Kişinin kıymeti, dilinin altında ve kalemin ucunda gizlidir, onu söz ve yazı, açığa vurur.” sözünden etkilenerek düşündüğü günden beri yazmaktadır…

İlgili Haberler

Sınanmamış iyiler
Yazarlar

Sınanmamış iyiler

18 Temmuz 2026
Toplum için hoşgörü
Yazarlar

Toplum için hoşgörü

18 Temmuz 2026
Ortak Türk Alfabesinin kültürel etkileri
Yazarlar

Ortak Türk Alfabesinin kültürel etkileri

17 Temmuz 2026
İlkyaz Kocatepe'den yeni tekli: "Kalp Bize Tuzak"
Yazarlar

İlkyaz Kocatepe’den yeni tekli: “Kalp Bize Tuzak”

16 Temmuz 2026
Çisil Güngör'ün sınırları aşan düdük sesi​
Yazarlar

Çisil Güngör’ün sınırları aşan düdük sesi​

16 Temmuz 2026
Kardeş kıskançlığı; Çocuğunuzun sevgiyi kaybetme korkusunu duyabiliyor musunuz?
Yazarlar

Kardeş kıskançlığı; Çocuğunuzun sevgiyi kaybetme korkusunu duyabiliyor musunuz?

15 Temmuz 2026
Sonraki Haber
Uzak Şehir dizisindeki bayrak sahnesi büyük ilgi gördü

Uzak Şehir dizisindeki bayrak sahnesi büyük ilgi gördü

En Güncel Haberler

Sivas'ta iki otomobil çarpıştı: 6 yaralı
Yerel Haberler

Sivas’ta iki otomobil çarpıştı: 6 yaralı

19 Temmuz 2026
Aydın’da iki motosiklet çarpıştı: 1 ölü, 1 yaralı
Yerel Haberler

Aydın’da iki motosiklet çarpıştı: 1 ölü, 1 yaralı

19 Temmuz 2026
Yalova'ya feribotla gelen otomobilde yılan çıktı; o anlar kamerada
Yerel Haberler

Yalova’ya feribotla gelen otomobilde yılan çıktı; o anlar kamerada

19 Temmuz 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Engereğin yuvasına giren farenin kaçışı kamerada

19 Temmuz 2026
Yaşam

Silivri’de eğlence kulübü çıkışında kadınların kavgası kamerada

18 Temmuz 2026
Yaşam

Kayalıklara düşen yamaç paraşütü pilotu öldü

18 Temmuz 2026
Yaşam

Hafriyat kamyonlarının karıştığı kazada ölen işçi toprağa verildi

18 Temmuz 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Ordu'da skuterlı çocuk köpeklerin saldırısına uğradı; o anlar kamerada

Ordu’da skuterlı çocuk köpeklerin saldırısına uğradı; o anlar kamerada

- Haberton
19 Temmuz 2026

Ordu'nun Çamaş ilçesinde skuter ile evine giden çocuk, sahipsiz köpeklerin saldırısına uğradı. O anlar çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına...

Erkeklerde unutkanlık neden artıyor? Uzmanlar yaş fark etmeksizin hafızayı etkileyen nedenleri açıkladı

Aracın motoru neden hararet yapar? Uzmanlar sürücülerin en sık yaptığı hataları ve dikkat edilmesi gerekenleri açıkladı

Sürekli üşümek hangi hastalığın belirtisi olabilir? Uzmanlar ciddiye alınması gereken nedenleri sıraladı

Dolar yükselirse en çok hangi ürünlerin fiyatı artar? Zam riskinin en yüksek olduğu kalemler açıklandı

Güncel Haber

Sivas'ta iki otomobil çarpıştı: 6 yaralı

Sivas’ta iki otomobil çarpıştı: 6 yaralı

19 Temmuz 2026
Aydın’da iki motosiklet çarpıştı: 1 ölü, 1 yaralı

Aydın’da iki motosiklet çarpıştı: 1 ölü, 1 yaralı

19 Temmuz 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton