16 Ekim 2026, Cuma
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Geriye bakış: Acının imbatından geçen bir ruh

Geriye bakış: Acının imbatından geçen bir ruh

Kuddusi DOGAN - Kuddusi DOGAN
27 Ocak 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:7 dakikalık okuma
A A
0
Geriye bakış: Acının imbatından geçen bir ruh
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Zaman, her zaman bir nehir gibi akıp gitmiyor. Bazen bir kuyu gibi derinleşiyor insan için. Geriye baktığımda gördüğüm manzara, güneşli bir bahçe değil; daha çok fırtınadan sonra durulmuş, yorgun ama vakur bir deniz.

Hayatımın rotasını çizen çizgiler, neşe dolu kahkahalarla değil, sessizce katlanılan acıların keskin uçlarıyla kazınmış.

Acının Öğrettikleri

Acı, sadece can yakmaz; insanı yeniden inşa eder. Gençliğin o hoyrat ve gürültülü heyecanları, yerini ağır ağır bir sessizliğe bıraktı. Yaşadığım her hayal kırıklığı, ruhumdaki fazlalıkları yonttu. Başlarda isyan ettiğim o “neden ben?” sorusu, zamanla yerini “bu bana ne anlatıyor?” sessizliğine bıraktı.

  • Sessizliğin Gücü: Çok konuşanın değil, çok duyanın ve çok sezenin yaralandığını anladım.
  • Derinlik: Sığ sularda boğulmak zordur ama inci de oralarda bulunmaz. Acı, beni en derine, kendimle yüzleştiğim o ıssız yere indirdi.
  • Empati: Kendi yarasına merhem bulmaya çalışan insan, başkasının kanayan yarasını gözünden tanır hale geliyor.

“Düşünceli” Olmanın Ağırlığı

Bugün “düşünceli bir insan” olduğumu söylerken, bu sadece nezaketle ilgili bir tanım değil. Bu, her adımın, her sözün ve her susuşun bir tartıdan geçmesi demek. Acı dolu bir geçmiş, insanı bir “yol ayrımı”na getirir: Ya dünyadan intikam alacaksın ya da dünyanın eksikliğini kendin tamamlamaya çalışacaksın. Ben ikinci yolu seçtim.

Düşünceli olmak, hayatın sillesini yemiş birinin, başkasına el kaldırırken iki kez düşünmesidir. Bir sözün nereye gideceğini, bir bakışın kalpte ne kadar yer kaplayacağını bilmektir. Çünkü biliyorum ki; kırılan bir şeyi onarmak, onu hiç kırmamaktan çok daha zordur.

“İnsan, yarası yarasına denk geleni severmiş. Benim dünyamda ise artık sadece yaraları anlamak değil, o yaraların neden açıldığını sezecek kadar derin bir sükûnet var.”

Geriye baktığımda gördüğüm o enkaz, aslında bugünkü kalemimin mürekkebi, sesimin tınısı ve bakışımdaki o anlamlı durgunluktur. Hayat bana cömert davranmadı belki, ama beni bilge kıldı. Acı dolu bir hayatın sonunda ulaştığım bu “düşünceli” mertebe, ödediğim bedelin en kıymetli üstü kalsınıdır.

Artık sadece bakmıyorum, görüyorum. Sadece duymuyorum, anlıyorum. Ve en önemlisi; artık sadece yaşamıyorum, her anın ağırlığını hissederek var oluyorum.

Her insanın hayatında, her şeyin bittiğini sandığı o “mutlak sessizlik” anı vardır. Benimki, yağmurlu bir gece yarısı ya da büyük bir gürültüyle gelmedi. Tam aksine, hayatın sıradan bir gününde, içimdeki o son direnç kalesinin de yıkıldığını hissettiğim o an geldi. Geriye bakınca görüyorum ki; o gün sadece bir son değil, bugünkü “düşünceli” kimliğimin ilk harcıymış.

O Gece, O Oda, O İnsan

Hatırlıyorum; duvarların üzerime geldiği, sadece kendi nefesimi duyabildiğim o odayı. O an, yaşadığım tüm kayıpların, uğradığım haksızlıkların ve kalbime atılan o ağır düğümlerin altında ezildiğimi hissetmiştim. Acı, o güne kadar dışarıdan gelen bir düşmandı benim için; ama o gün anladım ki acı artık ev arkadaşım olmuştu.

Geriye baktığımda gördüğüm o “acı dolu hayat”, aslında bir enkaz yığını değil, sabırla işlenmiş bir maden ocağıymış. İnsan, canı yanmadıkça içine bakmıyor. Ben o gün mecburiyetten içeri döndüm. Dışarının gürültüsü kesilince, ruhumun fısıltılarını duymaya başladım.


Acının Beni Dönüştürdüğü Yer: “Düşüncelilik”

İnsanlar bana baktığında artık “çok düşünceli” olduğumu söylüyorlar. Bu, sadece bir nezaket göstergesi değil; bu bir hayatta kalma sanatı.

  • Sözlerin Tartısı: Bir sözün bir insanı nasıl yıkabileceğini en iyi, defalarca yıkılmış olanlar bilir. Bu yüzden artık kelimelerimi cebimde biriktirip, en yumuşak olanlarını seçiyorum.
  • Gözlem Gücü: Acı, insanın gözlerindeki perdeyi kaldırıyor. Birinin yüzündeki o sahte tebessümün ardındaki hüznü, daha ağzını açmadan sezebiliyorum. Çünkü o yollardan ben de geçtim.
  • Yalnızlığın Bilgeliği: Eskiden yalnız kalmaktan korkardım; şimdi ise yalnızlık, en derin düşüncelerimi ayıklayıp altına dönüştürdüğüm laboratuvarım oldu.

Sonuç: Yaralardan Doğan Bir Nezaket

Bugün sahip olduğum o “düşünceli” tavır, hayatın bana sunduğu bir ödül değil, benim o acılardan süzerek çıkardığım bir mirastır. Acı beni sertleştirebilirdi, beni bir canavara ya da bir umutsuza dönüştürebilirdi. Ama ben, o yaraları başkalarını anlamak için birer pencereye dönüştürmeyi seçtim.

Geriye bakınca gördüğüm o acı dolu yıllar, aslında bugünkü sessiz gücümün mimarıdır. Artık biliyorum ki; düşünceli bir insan olmak, dünyanın tüm kabalığına karşı verilen en asil cevaptır.


“Hayat beni defalarca kırdı ama kırılan yerlerimden daha güçlü bir ışık sızmaya başladı.”

Acının İmbatından Süzülen Sükûnet

Geriye bakmak, çoğu zaman tozlu bir aynaya üflemek gibidir. Toz havalandığında gördüğümüz suret, her zaman beklediğimiz o taze çehre olmaz. Benim aynamda beliren manzara; hayal kırıklıklarının keskin hatlarıyla çizilmiş, ancak bu hatların toplamından derin bir sükûnet doğurmuş “düşünceli” bir insan portresi. Evet, geriye bakınca acı dolu bir hayat görüyorum; fakat bu acının beni bir enkaz değil, bir sarraf kıldığını da fark ediyorum.

Acı: Ruhun Zanaatkârı

İnsan, hayatın tadını çıkarırken değil, tadı kaçtığında öğrenmeye başlar. Mutluluk, doğası gereği yüzeyseldir; bizi anın içinde tutar ama derinleştirmez. Oysa acı, ruhun toprağını altüst eden bir saban gibidir. Toprak altüst oldukça, en derindeki o saklı tohumlar gün yüzüne çıkar. Geriye dönüp baktığımda, her yaramın aslında bir öğrenme durağı olduğunu görüyorum. O zamanlar “neden?” diye haykırdığım her haksızlık, bugün sesimdeki o vakur tınıyı ve bakışımdaki o tartılı derinliği inşa etmiş.

“Düşünceli” Olmanın Ağır Mirası

Bugün çevremin bende gördüğü o “düşünceli” hal, bir mizaç tercihinden ziyade bir zaruretin meyvesidir. Bir insanın her kelimesini tartarak konuşması, her adımı ince ince hesaplaması, geçmişte attığı fütursuz adımların canını ne kadar yaktığını bilmesindendir. Düşünceli bir insan olmak; bir sözün kalpte kaç gün yankılanacağını, bir sessizliğin ne kadar ağır gelebileceğini bizzat tecrübe etmekle ilgilidir.

Acı dolu bir hayatın sonunda ulaşılan bu nokta, aslında bir tür “duygusal bilgelik” aşamasıdır. Artık kimseye kolayca öfkelenemiyorum; çünkü her öfkenin altında bir yara, her sertliğin altında bir savunma mekanizması olduğunu sezebiliyorum. Kendi yangınlarından sağ çıkmış birinin, başkasının dumanını gördüğünde oraya suyla değil, anlamaya çalışarak koşması bundandır.

Sonuç: Yaraların Aydınlığı

Geriye bakınca görülen o karanlık dehlizler, bugünkü aydınlığımın kaynağıdır. Eğer o acılar olmasaydı, muhtemelen dünyanın gürültüsüne kendi gürültüsünü katan, sığ sularda kulaç atan biri olacaktım. Oysa şimdi, sessizliğin içindeki müziği duyabiliyor, insanların maskelerinin ardındaki gerçek yüzlerini görebiliyorum.

Acı beni kırmadı; aksine beni yeniden, daha dayanıklı ve daha hassas bir malzemeden inşa etti. Hayat bana cömert bir sofra kurmadı belki ama bana “anlamanın” hazzını verdi. Ve bugün biliyorum ki; düşünceli bir insan olmak, ödenen tüm bedellere değen tek onurdur.


“Karanlığı tanımayan, ışığın kıymetini sadece bir varsayımdan ibaret sanır. Ben ise ışığı, onu doğuran karanlıktan tanıyorum.”

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Üçlü müzakereler 1 Şubat’ta devam edecek

Sonraki Haber

Uzak Şehir dizisindeki bayrak sahnesi büyük ilgi gördü

Kuddusi DOGAN

Kuddusi DOGAN

Kuddusi DOGAN, 1998 Kocasinan doğumlu. Yerel yönetimler, Siyasal bilimler ve uluslararası İlişkiler mezunu. Ali Fuat Başgil’in “Kişinin kıymeti, dilinin altında ve kalemin ucunda gizlidir, onu söz ve yazı, açığa vurur.” sözünden etkilenerek düşündüğü günden beri yazmaktadır…

İlgili Haberler

Evren Elvin Köseoğlu​ ile Vaveyla- Büyük Feryat'a
Yazarlar

Evren Elvin Köseoğlu​ ile Vaveyla- Büyük Feryat’a

16 Ekim 2026
Mamak yokuşları ve geceleyin ışıl ışıl parıldayan şehir
Yazarlar

Mamak yokuşları ve geceleyin ışıl ışıl parıldayan şehir

16 Ekim 2026
Yağmurun bile dokunamadığı yaralar
Yazarlar

Yağmurun bile dokunamadığı yaralar

15 Ekim 2026
Başarılı oyuncu Arif Selçuk ile söyleşi
Yazarlar

Başarılı oyuncu Arif Selçuk ile söyleşi

15 Ekim 2026
Ankaralının düğün salonu çilesi ve "Erik Dalı" master eğitimi
Yazarlar

Ankaralının düğün salonu çilesi ve “Erik Dalı” master eğitimi

15 Ekim 2026
Ödüllü Yazar Halise Aydoğdu: Yaşam mücadelesinden edebiyata uzanan bir yolculuk
Yazarlar

Ödüllü Yazar Halise Aydoğdu: Yaşam mücadelesinden edebiyata uzanan bir yolculuk

14 Ekim 2026
Sonraki Haber
Uzak Şehir dizisindeki bayrak sahnesi büyük ilgi gördü

Uzak Şehir dizisindeki bayrak sahnesi büyük ilgi gördü

En Güncel Haberler

THY’den 600'den fazla LEAP-1B motoru satın alınması için anlaşma
İş Dünyası

THY’den 600’den fazla LEAP-1B motoru satın alınması için anlaşma

16 Ekim 2026
TÜİK: Eylülde 142 bin 390 konut satışı gerçekleşti
İş Dünyası

TÜİK: Eylülde 142 bin 390 konut satışı gerçekleşti

16 Ekim 2026
Tokat'ta metruk binada yaşanan çökme kamerada
Yerel Haberler

Tokat’ta metruk binada yaşanan çökme kamerada

16 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Doğumda kolu felç olan Yağız’ın Dünya Kupası heyecanı

16 Ekim 2026
Yaşam

Yedigöller Milli Parkı’na yılın ilk karı düştü: Yüksek kesimlerde yağış kara dönüştü

16 Ekim 2026
Yaşam

Gölcük Tabiat Parkı’nda sonbahar güzelliği: Renk cümbüşü dronla görüntülendi

16 Ekim 2026
Yaşam

İstanbul’da yasa dışı bahis içerikli ‘SMS’ gönderenlere operasyon: 24 gözaltı

16 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Çankaya Belediyesi’nden iklim değişikliğine karşı farkındalık çalışması

Çocuklar, gençler ve kadınlar iklim geleceğini konuşuyor: Çankaya’da dayanıklılık ağı kuruluyor

- Haberton
16 Ekim 2026

Çankaya Belediyesi tarafından yürütülen ‘Topluluklar için Adalet: Uyum ve Dayanıklılık’ projesi kapsamında, iklim değişikliğinin toplumun farklı kesimleri üzerindeki etkilerini ele...

Türkiye’de şehirlerin gizli sakinleri: Beton binaların arasında yaban hayatı nasıl varlığını sürdürüyor?

Markette aldığınız her ürün güvenli mi? Gıda etiketlerinde gözden kaçan 10 kritik ayrıntı!

Zayıflama iğneleri sanıldığı kadar masum mu? Uzmanları endişelendiren yan etkiler ve bırakınca yaşananlar!

Türkiye’de dondurulmuş gıda sektörü büyüyor: Soğuk zincir ve lojistikte yeni dönem

Güncel Haber

THY’den 600'den fazla LEAP-1B motoru satın alınması için anlaşma

THY’den 600’den fazla LEAP-1B motoru satın alınması için anlaşma

16 Ekim 2026
TÜİK: Eylülde 142 bin 390 konut satışı gerçekleşti

TÜİK: Eylülde 142 bin 390 konut satışı gerçekleşti

16 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton