8 Kasım 2026, Pazar
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Geriye bakış: Acının imbatından geçen bir ruh

Geriye bakış: Acının imbatından geçen bir ruh

Kuddusi DOGAN - Kuddusi DOGAN
27 Ocak 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:7 dakikalık okuma
A A
0
Geriye bakış: Acının imbatından geçen bir ruh
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Zaman, her zaman bir nehir gibi akıp gitmiyor. Bazen bir kuyu gibi derinleşiyor insan için. Geriye baktığımda gördüğüm manzara, güneşli bir bahçe değil; daha çok fırtınadan sonra durulmuş, yorgun ama vakur bir deniz.

Hayatımın rotasını çizen çizgiler, neşe dolu kahkahalarla değil, sessizce katlanılan acıların keskin uçlarıyla kazınmış.

Acının Öğrettikleri

Acı, sadece can yakmaz; insanı yeniden inşa eder. Gençliğin o hoyrat ve gürültülü heyecanları, yerini ağır ağır bir sessizliğe bıraktı. Yaşadığım her hayal kırıklığı, ruhumdaki fazlalıkları yonttu. Başlarda isyan ettiğim o “neden ben?” sorusu, zamanla yerini “bu bana ne anlatıyor?” sessizliğine bıraktı.

  • Sessizliğin Gücü: Çok konuşanın değil, çok duyanın ve çok sezenin yaralandığını anladım.
  • Derinlik: Sığ sularda boğulmak zordur ama inci de oralarda bulunmaz. Acı, beni en derine, kendimle yüzleştiğim o ıssız yere indirdi.
  • Empati: Kendi yarasına merhem bulmaya çalışan insan, başkasının kanayan yarasını gözünden tanır hale geliyor.

“Düşünceli” Olmanın Ağırlığı

Bugün “düşünceli bir insan” olduğumu söylerken, bu sadece nezaketle ilgili bir tanım değil. Bu, her adımın, her sözün ve her susuşun bir tartıdan geçmesi demek. Acı dolu bir geçmiş, insanı bir “yol ayrımı”na getirir: Ya dünyadan intikam alacaksın ya da dünyanın eksikliğini kendin tamamlamaya çalışacaksın. Ben ikinci yolu seçtim.

Düşünceli olmak, hayatın sillesini yemiş birinin, başkasına el kaldırırken iki kez düşünmesidir. Bir sözün nereye gideceğini, bir bakışın kalpte ne kadar yer kaplayacağını bilmektir. Çünkü biliyorum ki; kırılan bir şeyi onarmak, onu hiç kırmamaktan çok daha zordur.

“İnsan, yarası yarasına denk geleni severmiş. Benim dünyamda ise artık sadece yaraları anlamak değil, o yaraların neden açıldığını sezecek kadar derin bir sükûnet var.”

Geriye baktığımda gördüğüm o enkaz, aslında bugünkü kalemimin mürekkebi, sesimin tınısı ve bakışımdaki o anlamlı durgunluktur. Hayat bana cömert davranmadı belki, ama beni bilge kıldı. Acı dolu bir hayatın sonunda ulaştığım bu “düşünceli” mertebe, ödediğim bedelin en kıymetli üstü kalsınıdır.

Artık sadece bakmıyorum, görüyorum. Sadece duymuyorum, anlıyorum. Ve en önemlisi; artık sadece yaşamıyorum, her anın ağırlığını hissederek var oluyorum.

Her insanın hayatında, her şeyin bittiğini sandığı o “mutlak sessizlik” anı vardır. Benimki, yağmurlu bir gece yarısı ya da büyük bir gürültüyle gelmedi. Tam aksine, hayatın sıradan bir gününde, içimdeki o son direnç kalesinin de yıkıldığını hissettiğim o an geldi. Geriye bakınca görüyorum ki; o gün sadece bir son değil, bugünkü “düşünceli” kimliğimin ilk harcıymış.

O Gece, O Oda, O İnsan

Hatırlıyorum; duvarların üzerime geldiği, sadece kendi nefesimi duyabildiğim o odayı. O an, yaşadığım tüm kayıpların, uğradığım haksızlıkların ve kalbime atılan o ağır düğümlerin altında ezildiğimi hissetmiştim. Acı, o güne kadar dışarıdan gelen bir düşmandı benim için; ama o gün anladım ki acı artık ev arkadaşım olmuştu.

Geriye baktığımda gördüğüm o “acı dolu hayat”, aslında bir enkaz yığını değil, sabırla işlenmiş bir maden ocağıymış. İnsan, canı yanmadıkça içine bakmıyor. Ben o gün mecburiyetten içeri döndüm. Dışarının gürültüsü kesilince, ruhumun fısıltılarını duymaya başladım.


Acının Beni Dönüştürdüğü Yer: “Düşüncelilik”

İnsanlar bana baktığında artık “çok düşünceli” olduğumu söylüyorlar. Bu, sadece bir nezaket göstergesi değil; bu bir hayatta kalma sanatı.

  • Sözlerin Tartısı: Bir sözün bir insanı nasıl yıkabileceğini en iyi, defalarca yıkılmış olanlar bilir. Bu yüzden artık kelimelerimi cebimde biriktirip, en yumuşak olanlarını seçiyorum.
  • Gözlem Gücü: Acı, insanın gözlerindeki perdeyi kaldırıyor. Birinin yüzündeki o sahte tebessümün ardındaki hüznü, daha ağzını açmadan sezebiliyorum. Çünkü o yollardan ben de geçtim.
  • Yalnızlığın Bilgeliği: Eskiden yalnız kalmaktan korkardım; şimdi ise yalnızlık, en derin düşüncelerimi ayıklayıp altına dönüştürdüğüm laboratuvarım oldu.

Sonuç: Yaralardan Doğan Bir Nezaket

Bugün sahip olduğum o “düşünceli” tavır, hayatın bana sunduğu bir ödül değil, benim o acılardan süzerek çıkardığım bir mirastır. Acı beni sertleştirebilirdi, beni bir canavara ya da bir umutsuza dönüştürebilirdi. Ama ben, o yaraları başkalarını anlamak için birer pencereye dönüştürmeyi seçtim.

Geriye bakınca gördüğüm o acı dolu yıllar, aslında bugünkü sessiz gücümün mimarıdır. Artık biliyorum ki; düşünceli bir insan olmak, dünyanın tüm kabalığına karşı verilen en asil cevaptır.


“Hayat beni defalarca kırdı ama kırılan yerlerimden daha güçlü bir ışık sızmaya başladı.”

Acının İmbatından Süzülen Sükûnet

Geriye bakmak, çoğu zaman tozlu bir aynaya üflemek gibidir. Toz havalandığında gördüğümüz suret, her zaman beklediğimiz o taze çehre olmaz. Benim aynamda beliren manzara; hayal kırıklıklarının keskin hatlarıyla çizilmiş, ancak bu hatların toplamından derin bir sükûnet doğurmuş “düşünceli” bir insan portresi. Evet, geriye bakınca acı dolu bir hayat görüyorum; fakat bu acının beni bir enkaz değil, bir sarraf kıldığını da fark ediyorum.

Acı: Ruhun Zanaatkârı

İnsan, hayatın tadını çıkarırken değil, tadı kaçtığında öğrenmeye başlar. Mutluluk, doğası gereği yüzeyseldir; bizi anın içinde tutar ama derinleştirmez. Oysa acı, ruhun toprağını altüst eden bir saban gibidir. Toprak altüst oldukça, en derindeki o saklı tohumlar gün yüzüne çıkar. Geriye dönüp baktığımda, her yaramın aslında bir öğrenme durağı olduğunu görüyorum. O zamanlar “neden?” diye haykırdığım her haksızlık, bugün sesimdeki o vakur tınıyı ve bakışımdaki o tartılı derinliği inşa etmiş.

“Düşünceli” Olmanın Ağır Mirası

Bugün çevremin bende gördüğü o “düşünceli” hal, bir mizaç tercihinden ziyade bir zaruretin meyvesidir. Bir insanın her kelimesini tartarak konuşması, her adımı ince ince hesaplaması, geçmişte attığı fütursuz adımların canını ne kadar yaktığını bilmesindendir. Düşünceli bir insan olmak; bir sözün kalpte kaç gün yankılanacağını, bir sessizliğin ne kadar ağır gelebileceğini bizzat tecrübe etmekle ilgilidir.

Acı dolu bir hayatın sonunda ulaşılan bu nokta, aslında bir tür “duygusal bilgelik” aşamasıdır. Artık kimseye kolayca öfkelenemiyorum; çünkü her öfkenin altında bir yara, her sertliğin altında bir savunma mekanizması olduğunu sezebiliyorum. Kendi yangınlarından sağ çıkmış birinin, başkasının dumanını gördüğünde oraya suyla değil, anlamaya çalışarak koşması bundandır.

Sonuç: Yaraların Aydınlığı

Geriye bakınca görülen o karanlık dehlizler, bugünkü aydınlığımın kaynağıdır. Eğer o acılar olmasaydı, muhtemelen dünyanın gürültüsüne kendi gürültüsünü katan, sığ sularda kulaç atan biri olacaktım. Oysa şimdi, sessizliğin içindeki müziği duyabiliyor, insanların maskelerinin ardındaki gerçek yüzlerini görebiliyorum.

Acı beni kırmadı; aksine beni yeniden, daha dayanıklı ve daha hassas bir malzemeden inşa etti. Hayat bana cömert bir sofra kurmadı belki ama bana “anlamanın” hazzını verdi. Ve bugün biliyorum ki; düşünceli bir insan olmak, ödenen tüm bedellere değen tek onurdur.


“Karanlığı tanımayan, ışığın kıymetini sadece bir varsayımdan ibaret sanır. Ben ise ışığı, onu doğuran karanlıktan tanıyorum.”

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Üçlü müzakereler 1 Şubat’ta devam edecek

Sonraki Haber

Uzak Şehir dizisindeki bayrak sahnesi büyük ilgi gördü

Kuddusi DOGAN

Kuddusi DOGAN

Kuddusi DOGAN, 1998 Kocasinan doğumlu. Yerel yönetimler, Siyasal bilimler ve uluslararası İlişkiler mezunu. Ali Fuat Başgil’in “Kişinin kıymeti, dilinin altında ve kalemin ucunda gizlidir, onu söz ve yazı, açığa vurur.” sözünden etkilenerek düşündüğü günden beri yazmaktadır…

İlgili Haberler

Yazarlar

Sobanın yanındaki leğenden İstiklal Marşı’na: Selam olsun o halı yıkayanlara!

7 Kasım 2026
Yazarlar

Unutmanın merhameti

7 Kasım 2026
Yazarlar

Geçmişin gölgesi yeni bir aşkın üzerine düşmemeli

7 Kasım 2026
Bizden geriye ne kalacak? Geleceğin arkeologları çağımızı nasıl hatırlayacak?
Yazarlar

Bizden geriye ne kalacak? Geleceğin arkeologları çağımızı nasıl hatırlayacak?

5 Kasım 2026
"Bir dertliyim, derdim vardır": Dünya çarkıfeleği dönerken Beşevler’de sakin kalmak
Yazarlar

“Bir dertliyim, derdim vardır”: Dünya çarkıfeleği dönerken Beşevler’de sakin kalmak

5 Kasım 2026
Mustafa Doğan ile şiirden tiyatroya uzanan, çok yönlü bir edebiyat yolculuğu
Yazarlar

Mustafa Doğan ile şiirden tiyatroya uzanan, çok yönlü bir edebiyat yolculuğu

5 Kasım 2026
Sonraki Haber
Uzak Şehir dizisindeki bayrak sahnesi büyük ilgi gördü

Uzak Şehir dizisindeki bayrak sahnesi büyük ilgi gördü

En Güncel Haberler

Bursa'da otomobil takla atarak ters döndü: 3 yaralı
Yerel Haberler

Bursa’da otomobil takla atarak ters döndü: 3 yaralı

8 Kasım 2026
Anadolu Otoyolu’nda zincirleme kaza: 6 yaralı
Yerel Haberler

Anadolu Otoyolu’nda zincirleme kaza: 6 yaralı

8 Kasım 2026
Şişli’de çöp kenarındaki saatli dinamit maket çıktı
Yerel Haberler

Şişli’de çöp kenarındaki saatli dinamit maket çıktı

7 Kasım 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

İzmir’de Jandarma 2’nci Savaşçı Yarışması sona erdi

7 Kasım 2026
Yaşam

Tokat’ta mevsimin ilk karı yağdı çocuklar kar topu oynadı

7 Kasım 2026
Yaşam

Kütahya Domaniç’te kar yağışı

7 Kasım 2026
Yaşam

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Bayraktaroğlu askeri birliklerde incelemelerde bulundu

7 Kasım 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Tokat’ta mevsimin ilk karı yağdı çocuklar kar topu oynadı

Tokat’ta mevsimin ilk karı yağdı çocuklar kar topu oynadı

- Haberton
7 Kasım 2026

Tokat'ta mevsimin ilk karının düştüğü Çamiçi Yaylası'nda çocuklar aileleriyle birlikte kartopu oynadı. Tokat'ın Niksar ilçesinde akşam saatlerinde sağanak yağmur, yüksek...

Miras kalan evde kim oturabilir? Kardeşler arasında anlaşmazlık çıkarsa ne olur? İşte yasal haklar!

Saatler neden sağa doğru döner? Saat yönünün belirlenmesinin arkasındaki binlerce yıllık sır!

İnsanlar neden cenazelerde siyah giyer? Yasın rengi her kültürde aynı mı?

Kanser tedavisinin görünmeyen kahramanları! Hayat kurtaran ışınların arkasında kimler var?

Güncel Haber

Bursa'da otomobil takla atarak ters döndü: 3 yaralı

Bursa’da otomobil takla atarak ters döndü: 3 yaralı

8 Kasım 2026
Anadolu Otoyolu’nda zincirleme kaza: 6 yaralı

Anadolu Otoyolu’nda zincirleme kaza: 6 yaralı

8 Kasım 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton