Bazı imgeler vardır; baktığını yansıtmaz, bakma biçimini açığa çıkarır. Ne gördüğünden çok, neyi görmeye hazır olduğunu sorar insana. Şeffaf ayna gibidirler: Kendini saklamazlar ama seni de korumazlar..
Ani Çelik Arevyan’ın Karaköy’de açtığı “Geçmiş–Şimdiki Zaman” sergisi tam olarak böyle bir yerden sesleniyor. Fotoğraflar bakılmak için değil, durup kalmak için var. Zamanın düz bir çizgi olmadığı, aksine bükülen, akışkan, yer yer şeffaf bir madde gibi davrandığı fikri serginin omurgasını oluşturuyor.

Arevyan, yıllardır fotoğrafı bir kayıt aracı olmaktan çıkarıp bir düşünme biçimine dönüştüren bir sanatçı. Önceki sergilerinde — Göründüğü Gibi Değil, Olduğu Gibi, Şeffaf Kabuk, Nefes Al Nefes Ver — hep benzer bir ısrar vardı: Gerçek sandığımız şeylerin aslında ne kadar kırılgan, geçici ve çoğu zaman yanılsamalı olduğu… Nesneler, bedenler, yüzeyler; hepsi tanıdık ama bir o kadar da yabancı.
Bu son sergide ise o tanıdıklık duygusu iyice inceltilmiş. Fotoğraflarda gördüğümüz formlar neredeyse bedensiz. Cam gibi, su gibi, duman gibi… Ne tam oradalar ne de tamamen yoklar. “Geçmiş” ile “şimdi” arasındaki o belirsiz eşikte asılı kalmış gibiler. Sanki zaman, burada fiil çekimini reddediyor.

Tatlı bir eleştiri gerekirse şunu söylemek mümkün: Arevyan’ın dili artık o kadar kendine özgü ki, bu sergi yer yer fazla tanıdık hissettirebiliyor. Sanatçının dünyasına aşina olan izleyici için sürprizden çok bir devamlılık söz konusu. Ancak belki de bu, bir eksik değil; bilakis bilinçli bir tercih. Çünkü bu sergi yeni bir şey söylemekten çok, aynı şeyi daha sessiz, daha arıtılmış bir dille tekrar etme cesareti taşıyor.
En güçlü yanı ise şu: Bu işler bağırmıyor. İzleyiciyi etkilemeye çalışmıyor. Gösterişli bir dramatik etki peşinde değil. Tam tersine, seni yavaşlatıyor. Bakışını düşürüyor. “Bak” demiyor, “kal” diyor.
Ani Çelik Arevyan’ın fotoğrafları bize şunu hatırlatıyor: Geçmiş, geride kalan bir şey değil.Şimdi, yakalanabilen bir an değil.
Ve belki de en dürüst zaman hâli, ikisinin arasındaki o bulanık, şeffaf boşluk. Bu sergi, tam da orada duruyor.
Belki de bütün mesele budur. Şeffaf ayna, baktığını olduğu gibi değil; bakmaya cesaret edebildiğin kadarını gösterir.













