Bu yazıyı okuyan herkes, sevginin sadece gözyaşı olmadığını, onun korkuları aşmak, korkulanın yanına cesaretle gitmek olduğunu anlasın. Gassal dizisi, işte tam da bu yüzden bu kadar etkileyici; çünkü yaşam ve ölüm arasında, sevginin gerçek anlamını gösteriyor.
Hayatta bazı anlar vardır; tüm korkularımız, inançlarımız ve alışkanlıklarımız altüst olur. Her şey bir anda değişir ve biz, aslında kim olduğumuzu yeniden keşfederiz. Benim hikayem tam da böyle başladı.
Çocukluğumdan bu yana ailem, ölüden korktuğumu dile getirirdi. Gassilhaneye giremeyecek, bir morgun kapısından bile adım atamayacak kadar korktuğumu söylerlerdi. Belki haklıydılar; çünkü ölüm, insanın içini ürperten bir kavramdır. Ama hayat, insanı en derin korkularıyla yüzleştiriyor. Özellikle de çok sevdiğiniz birini kaybettiğinizde…
Ben, hayatımda en değer verdiğim iki insanı, en mutlu günlerimde kaybettim. Biri doğum günümde, diğeri yılbaşında. O günlerde içimde kopan fırtınayı tarif etmek mümkün değil. Kaybın acısı, korkularımı bir kenara bıraktırdı. Gassilhaneye giremeyen, morgun soğuk duvarlarına yaklaşamayan ben, kendimi o odalarda buldum. Çünkü çok sevdiğiniz biri gittiğinde, korkularınızın bir anlamı kalmıyor. Son kez görmek, son kez dokunmak, onun yanından bir an olsun ayrılmamak istiyorsunuz.
Soğuk bedenler artık korkutucu değil, acının en somut hali oluyor. Gözyaşı dökmenin ötesinde, sevgiyle veda etmenin anlamını öğreniyorsunuz. Gassal dizisini bu yüzden çok seviyorum. Çünkü benim hikayemi, korkularımı, kayıplarımı ve sevgimi yansıtıyor.
Dizide geçen bir sahne aklıma kazındı: Cenazede herkes siyahlar içinde olur diye düşünülür. Ama birisi, ayıcıklı pijamasıyla gelir. Çünkü sevgi, alışılmışın dışında bir şeydir. Kural tanımaz, şekle şemale sığmaz. Sevgi, bazen en soğuk odalarda bile en sıcak duyguyu hissettirir.
Hayat, sevgiyle korkunun sınırlarını belirlediğimiz bir yolculuk. Kaybettiklerimiz, bize sevginin asıl anlamını öğretir. Gassal dizisi bana, yaşanmışlıklarımı, korkularımı ve sevgimi yeniden hatırlatıyor. Her yorumumun beğenilmesinin sebebi de belki budur: Herkesin içinde bir yere dokunuyor, herkesin yaşanmışlıklarını bir parça yansıtıyor.
Kendi hikayemle anlatmam gerekirse; sevgi, ölümün soğukluğunu bile ısıtabilecek kadar güçlü bir duygu. Kaybetmeden anlamadığımız bu derinlik, korkularımızı yıkıp geçiyor. Eğer sevdiğiniz biri yanınızdaysa, onun değerini bilin. Çünkü bir gün, o odalarda sadece sevginizle vedalaşırsınız.
Bu yazıyı okuyan herkes, sevginin sadece gözyaşı olmadığını, onun korkuları aşmak, korkulanın yanına cesaretle gitmek olduğunu anlasın. Gassal dizisi, işte tam da bu yüzden bu kadar etkileyici; çünkü yaşam ve ölüm arasında, sevginin gerçek anlamını gösteriyor.













