Mutfakta ocakta kaynayan bir çorba, köşede katlanmayı bekleyen çamaşırlar, günün yorgunluğu ve tam o anda başlayan bir çocuk ağlaması…
Hemen hemen her evde haftada en az birkaç kez yaşanan o kritik anı hepimiz çok iyi biliyoruz. Elimizin çaresizce kumandaya ya da telefona gittiği, sadece 15 dakika izlesin ben de şu işi bitireyim dediğimiz o anlar..
Sonrasında ne oluyor peki? İşler bir şekilde bitiyor, ekran kapanıyor ama bu kez başka bir süreç başlıyor. Derin bir vicdan azabı… Yine ekrana teslim ettim, çocuğumun gelişimini olumsuz mu etkiliyorum ya da iyi bir anne baba bunu yapmazdı düşünceleri zihnimizi kemirmeye başlıyor.
Bugün hangi uzmanı dinleseniz veya hangi haberi okusanız ana konu aynı. Ekran bağımlılığı ve çocukların sosyal duygusal gelişimi… Evet, ekranın fazlasının gelişimsel gecikmelere, dikkat sorunlarına ve öfke nöbetlerine yol açtığı bir gerçek. Buna gözümüzü kapatamayız.
Ancak gözden kaçırdığımız çok daha büyük bir mesele var. Ebeveynlerin yalnızlığı ve desteksizliği.
Eski zamanlarda bir çocuğu büyütmek için tüm bir mahalle, geniş aileler ve komşular vardı. Biri yemeğe bakarken diğeri çocuğu kucağına alır, anneye iki dakika nefes alacak alan açılırdı. Bugünün dünyasında ise anne ve babalar ev işi, yemek, temizlik, hastalıklar ve hayat koşturmacası arasında tamamen tek başlarına bir mücadele veriyor.
İşte o çizgi film ya da tablet çoğu zaman bir eğlence aracı değil, tükenmiş ebeveynin tutunduğu cansız bir can simidi oluyor.
Çocuğu ekranla baş başa bıraktıktan sonra kendini suçlayan anne babalara şunu söylemek gerekiyor. Sorun sizin yetersizliğiniz değil, modern hayatın üzerinize yüklediği aşırı yük.
Peki bu döngüden vicdan azabı çekmeden ve çocuğun gelişimini koruyarak nasıl çıkarız?
• Gerçekçi olmayan hedefler sadece suçluluk getirir. Hiç izletmeyeceğim demek yerine günün belirli saatlerinde, ne izlediğini bilerek ve süre sınırı koyarak ilerlemek en sağlıklı yoldur.
• Tüm günü çocukla oyun oynayarak geçiremezsiniz. Ev işleri ve yaşam devam ediyor. Çocuğa ayıracağınız kesintisiz, ekransız ve göz teması kurduğunuz 20 dakikalık bir oyun süresi, saatlerce süren yüzeysel beraberlikten çok daha şifalıdır.
• Evin derli toplu olmadığı ama sizin biraz nefes aldığınız bir gün, her şeyin tıkır tıkır işlediği ama sizin sinir krizinin eşiğinde olduğunuz bir günden çok daha değerlidir.
Çocuğunuzun hiç ekran görmediği steril bir dünyaya değil, yanında sakin ve yükü biraz hafiflemiş bir anne babaya ihtiyacı var.
Bugün o ekranı açarken kendinize bir kez daha hatırlatın. Siz kötü bir ebeveyn değilsiniz, sadece çok yorgun bir insansınız. Ve bu yorgunluğu kabul etmek iyileşmenin ilk adımıdır.













