Rivayet odur ki; Haşhaşi lideri Hasan Sabbah, Büyük Selçuklu Sultanlarının baş veziri Nizamülmülk ve bilim adamı Ömer Hayyam…
Bu üç şahıs aynı mahallede yaşamış ve arkadaşlarmış ve her birinin ayrı bir davası varmış. Hasan Sabbah davasını silahla ve ölümle, Nizamülmülk akıl ve siyasetle Ömer Hayyam ise bilgi ve sanatla savunacakmış. Bu anlattığım hikaye Amin Maalouf tarafından yazılan “Semerkant” romanında geçmektedir.
Kendilerinin arkadaş olup olmadığına dair net bir bilgi yok ancak gerçek şu ki bu üç şahsiyet de gerçekten türk tarihinde büyük etkiler bırakmış kişilerdir. Bu yazımda size Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah hakkında bilgiler vereceğim.
Nizamülmülk(1018-1092): Gerçek adıyla Ebu Ali Kıvamuddin Hasan bin Ali bin İshak et-Tûsî. Kendisi doğduğu dönemde Gaznelilerin hakimiyeti altında olan Tus şehrinde doğmuştu ve ilk devlet görevini Gazne Sultanları için yapmıştır. 1059 yılında Gazne devletinin horasan valisi olmuştur. 1063 yılında ise Selçuklu himayesine girerek Belh valisinin yanına gitmiş yaklaşık bir yıl sonra ise Selçuklu veziri olmuştur.

Sultan Alparslan ve Sultan Melikşah dönemlerinde vezirlik yapmış, siyasetname adlı eserini Melikşah’a sunmuştur. Ölümü ise 1092 yılında İbni Tahir adlı Haşhaşi suikastçısının Gazali’nin öğrencisiyim ve dilekçe vermek istiyorum demesi üzerine huzurunda ucu zehirli hançerle Hasan Sabbah fedaisi tarafından öldürülmüştür.
Ömer Hayyam(1048-1131): Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’ dır. Kendisi Rubai türünün kurucusu olan bir şairdir. Sanat dışında matematik, fizik, astronomi ve tıpla uğraşmıştır. İran’ın Selçuklu hakimiyeti altında olduğu dönemde yaşam sürmüş olan Hayyam, Selçuklu Sultanı Melikşah ve Karahanlı Şemsülmülk tarafından büyük ilgi ve saygı görmüştür. Hayyam’ın “Cami-üt-Tevarih” adlı eserinde Sabbah ve Nizamülmülk ile aynı okulun öğrencileri olduğunu anlatmaktadır. Nizamülmülk, engin bilgilerinden yararlanmak istediği Ömer Hayyam’a Selçuklu Devleti’nde görev teklif ettiği ancak Hayyam’ın bu teklifi kabul etmeyerek görev için layık kişinin Hasan Sabbah olabileceği tavsiyesinde bulunduğu da bilinmektedir.
Ömer Hayyam’ın başlıca eserleri şunlardır:
- Ziyc-i Melikşahi
- Kitabün fi’l Burhan ül Sıhhat-ı Turuk ül Hind( Geometriye Dair)
- Risaletün fi Berahin İl Cebr ve Mukabele. (Cebir ve denklemlere dair)
- Müşkilat’ül Hisab. (Aritmetiğe dair)
- İlm-i Külliyat (Genel prensiplere dair)
- Nevruzname (Takvim ve yılbaşı tespitine dair)
- Risaletün fil İhtiyal li Marifet. (Altın ve gümüşten yapılmış bir cisimde altın ve gümüş miktarının bilinmesine dair.)
- Risaletün fi Şerhi ma Eşkele min Musaderat(Öklid’in bir probleminin çözülmesi metoduna dair.)
- Risaletün fi Vücud (Felsefede ontoloji bahsine dair.)
- Muhtasarun fi’t Tabiiyat (Fizik İlmine dair)
- Risaletün fi’l Kevn vet Teklif (Felsefeye dair)
- Levazim’ül Emkine (Meskûn yerlerin iklimi ve hava değişikliklerine dair)
- Fil Cevab Selaseti Mesâil ve fi Keşfil Hicab (Üç meseleye cevap ve alemde zıtlığın zorunlu olduğuna dair)
- Mizan’ül Hikem (Pırlantalı eşyaların taşlarını çıkarmadan kıymetini bulmanın yöntemine dair)
- Abdurrahman’el Neseviye Cevab (Hak Teâlâ’nın alemleri yaratmasının ve insanları ibadetle yükümlü kılmasının hikmetine dair)
- Nizamülmülk (Arkadaşı olan vezirin biyografisi)
- Eş’arı bil Arabiyye (Arabça rubaileri)
- Fil Mutayat (İlim prensipleri)
Hasan Sabbah (1050-1124): Nizari-İsmaili Devletinin ve Haşhaşi tarikatının kurucusu ve ilk lideridir. Hasan Sabbah hakkındaki bilgileri kendi yazmış olduğu Sergüzeşt-i Seyyidina adlı eserinde, Arabistan’daki Himyerî Krallığı soyundan geldiğini ve babasının yemenden küfeye oradan da kum şehrine göç ettiğini belirtmektedir ki nitekim kendisi kum şehrinde doğmuştur. Kum şehri On İki İmam Şiiliğinin önemli merkezlerinden birisiydi. Alim olmak isteyen Sabbah, 17 yaşında ilim öğrenmek için Rey şehrine gitti ve orada İsmailli mezhebi ile tanıştı. Üstlerinin onun yeteneğini keşfetmesinden sonra Sabbah Batıni iliminin ustası oldu. 1078 yılında Halife Müstansır ile görüştü. Halife onu vekil tayin edip Horasan bölgesinin dailiğini verdi.
Örgütün içindeki siyaset değişikliklerinden sonra Hasan Sabbah 1081 yılında İsfahan’a geldi 9 yıl boyunca İran’ı baştan sona dolaşarak propagandalar yaptı. Sabbah’ın faaliyetlerinden rahatsız olan Nizamülmülk yakalanması için emir çıkardı. Sabbah Kazvin’e kaçtı ve orada Alamut Kalesi’ni üs olarak seçti ve 1090 yılında Nizari-İsmaili Devletini kurdu. Rivayete göre kale, Deylem krallarından biri tarafından inşa edilmişti. Elbruz Dağları’nı kendi denetimi altına almak isteyen bir kral; eğitimli kartalını salmış, kartal ise bu kayalığa konmuş ve kral da böylece kalenin yapımına başlanmasını istemişti. Ve kaleye “kartalın öğretisi” anlamına gelen “Aluh Amut” ismi verilmiştir. Haşhaşi tarikatını oluşturdu. Haşhaşi günümüzde yabancı kaynaklarda “assassin”(suikastçı) olarak geçmektedir.
Hasan Sabbah, müritlerinin eğitim almasını yasaklayarak cahil kalmalarını sağlamıştır. Onlara göre, onların eğitim almasına gerek yoktur, çünkü Allah’ı tanımak akıl ve fikirle değil, masum İmam’ın yol göstermesiyle mümkündür. Ayrıca müritlerine cenneti vadediyor ve cennetteki mutluluğu dünyada hissetmeleri için onlara esrar, afyon veya haşhaş içiriyordu. Bu şekilde, emirleri koşulsuz yerine getiren fedai hâline geliyorlardı. Önemli devlet adamlarını bu şekilde öldürüyorlardı. Hastalığa yakalanan Sabbah, 1124 yılında vefat etti.
Aynı medeniyetten çıkan bu üç şahsın farklı yollarla kendi ideallerini yaşadığını görmekteyiz. Üç bilinmeyen dememin sebebi de kimin hangi yollardan geçeceğinin bilinmemesidir. Hayatta böyledir zaten çevremizdeki insanların davranışları bizim davranışlarımızı sözlerimizi hatta imanımızı bile belirler.
Sabbah, İsmailliler ile karşılaşmayıp İslam ilmi yüksek bir alimle karşılaşsaydı aynı durum belki söz konusu olmayabilir, bugün suikazmin ne olduğunu bile bilmeyebilirdik veya Nizamülmülk Gazne Devleti içerisinde görev almaya devam etseydi Selçuklu Devleti iyi bir teşkilata kavuşmayabilirdi. Anlatmaya çalıştığım durum tam olarak da bu zaten. Bizi biz yapan karşılaştığımız insanlardır.
Sürç-i Lisan Ettiysem Affola. Bir dahaki okumalarda görüşmek dileğiyle.












