Kıymetli Okurlar Merhaba. İnsan ne kadar uzağa giderse gitsin, vatan hasreti dinmeyen bir sızı olur gurbet elde. Sızlar inceden, inceye gönül bağımız. Dinlediğimiz her bir ezginin telinde, demlenir tüm duygular. Hasrete, gurbete, özleme…
Bu hafta sizlerle birlikte çok uzak diyarlara misafir olacağız. Almaya’dan gönül kapılarını bizlere açan sevgili yazar Neval Çelikel ile birlikteyiz.
Gelin hep birlikte, gurbetin sesine, Neval Hanım‘ın sesine kulak verelim.
Kısaca kendinizi anlatır mısınız?
Ben Neval Çelikel. Almanya‘da doğdum. İlkokul ve ortaokul eğitimimi Türkiye‘de tamamladım. Bu süre zarfında Almanya ile bağlantımı hiç kesmedim.
Daha sonra Almanya‘ya temelli yerleştim ve meslek okuluna devam ettim. Okulu bitirdikten sonra evlendim ve üç çocuğum oldu. Onları büyütüp yuvadan uçurduktan sonra kendi mesleğime devam ettim .Kendime ait işyerinde uzun yıllar güzellik uzmanı olarak çalıştım. İşyerimi kapattıktan sonra yazmaya, kitaplarıma ağırlık verdim. Yetişkin ve çocuk edebiyatı yazıyorum. Bir yandan da eğitimlerime devam ediyorum. Brussels Academy de Aile ve ilişki koçu eğitimini aldım.
Mesleklerime devam ederek, kitaplarımı yazarak, eşim, çocuklarım ve torunlarım ile hayatın bana sunduğu güzelliklerin şükür ile tadını çıkarmaya çalışıyorum.
Şimdiye kadar kaç eser verdiniz?
‘‘Üç Yaşım‘‘ ve ‘‘Babam‘‘ olmak üzere anı / biyografi türünde iki tane yetişkin kitabım var.
‘‘Kirpi Ailesi ve Küçük Kız‘‘
‘‘Meraklı Kardeşler ve Patili Dostları‘‘ Efe ile Mert’in Hikayesi
‘Küçük Su Perisi ve Sevimli Kardeşler Elis ve Sami, olmak üzere üç tane çocuk kitabım bulunmaktadır.


Kitabınızın içeriği nedir?
Yetişkin kitaplarımda ‘Göç’ hikayelerinin aileler arasında açtığı uçurumu ve bu ailelerin çocukların hangi duyguda kalıp neler hissettiklerini, kalemimle satırlara dökmek istedim. Biliyorsunuz; Almanya bir göç ülkesi ve 1960’lı yıllarda, Almanya iş gücüne ihtiyaç duyup kapılarını misafir işçilere açtığında, Türkiye’den binlerce insan hiç bilmediği tanımadığı bir ülkeye gitmek için yollara düştü. Hepsinin niyeti aynıydı.
Bir traktör…
Bir tarla…
Biraz para kazanmak, bunlara sahip olmak.
Hepsi ‘iki yıl’ dedi en fazla. İki yıl sonra döneriz. Ama olmadı. Büyük bir çoğunluk dönmedi. Yarım asır geçti aradan. Bu çok zor bir durumdu. Vatandan ayrılmak, büyüdüğün topraklardan ayrılmak. Gümbür gümbür sesi olan,güneşi altın gibi parlayan bir ülkeden ayrılıp, sessiz, soğuk renkleri gri olan dilini bilmediğin bir ülkeye gitmek! O yıllarda gurbette doğan çocuklar iki Ülke arasında köprü oldu. Bu yükün ağırlığını onlar taşıdı. Nereye ait olduklarını bilemeden ailelerini tanıyamadan. Bir çok şeyleri yarım kalarak büyüdüler. Zor bir çocukluk geçirdi hepsi. Öyle hüzünlü hikayeler var ki o yıllara ait…Ben o yıllara birebir tanıklık etmiş biri olarak, o yıllarda ailesinden ayrı büyüyen çocukların hissettiklerini yazdım. Onların duygularına tercüman olmak istedim.

Çocuk kitaplarının konusu sizce ne olmalı?
Çocuk edebiyatı yetişkin edebiyatından çok farklıdır. Yalın, samimi, sıcak olmalıdır. Gereksiz içerikler barındırmaması gerekir. Çocuğu düşündürmesi, mesaj vermesi gerekir. En önemlisi, hayal dünyasını genişletmesini sağlamalıdır. Değerlerimiz: dürüstlük, cesaret, saygı. Aile ilişkileri, sevgi sorumluluk, macera, doğa ve hayvan sevgisi. Üzüntü, korku, mutluluk gibi konuları hangi yaş grubuna yazıyorsak çocuğa uygun bir dille, sıkmadan merak uyandırarak, mesaj vererek, hissettirerek ve en başta dediğim gibi hayal kurmasını sağlayacak bir şekilde yazmalıyız. Çocuk kitabı okurken sayfaların arasında kendini bulmalıdır.
Yazarken kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Kalemimi elime alıp, aklımdan geçenleri satırlara dökmeye başladığımda, kendimi bambaşka bir dünyada hissediyorum. Farklı bir boyuta geçiyorum. Bu çok değişik bir duygu. Bir karakter yazarken onun duygularına girmek ‘‘O‘‘ olmak inanılmaz bir şey. Bazen yazdığınız karakter hiç yok. Hiçbir zaman olmamış, yaşamamış ama siz varmış gibi yazıyorsunuz. Bazen hiç gitmediğiniz bir yeri, bazen hiç görmediğiniz bir evi içindeki en ince ayrıntısına kadar…Bazen gördüklerinizle, düşündüklerinizi size anlatılanları birleştiriyorsunuz. Olmuşla olmamışı yani varla yoku bir araya getiriyorsunuz. Bu müthiş bir şey ! Kafamın içi, hiç susmuyor, Elimde kalem olmadığı zamanlarda da durmadan yazıyor. Beynimin içindeki kağıt ve kalem durmadan yazıyor. Yazmak; bulutların üstünde nefes nefese koşmak gibi bir şey benim için.

Neval Hanım röportajımıza vakit ayırdığınız, uzak diyarlardan sesimize ses verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Sizi tanımaktan, tanıtmaktan oldukça büyük keyif aldık. Yolunuzun açık, başarılarınızın daim olmasını dileriz. Çok keyifli bir röportajdı.
Düşüncelerimi paylaşma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yazmak benim için sadece kelimeleri kağıda dökmek değil, insanlarla duygular ve fikirler üzerinden bağ kurmanın bir yolu. Umarım okuyucularımın hayatlarına küçük de olsa dokunabiliyorum dur.
Çocuklar bizim geleceğimiz. Onların hayal gücünün sınırı olmadığına inanıyorum.
Onlar için yazdığım her hikâyede onların düşünmelerini sağlamayı gülümsemelerini, hayal kurmalarını amaçlıyorum. Kitaplar yetişkinlerin ve çocukların dünyasını zenginleştirir. Her büyük başarı bir hayalle başlar. Çocukların ve biz yetişkinlerin hayal kurmaktan vaz geçmediği kitapların o hayallere kanat olup bizleri hedeflerimize uçurduğu bir dünya diliyorum.
Sevgilerimle













