İnsan, insanın mahiyetine gizli bir dert yoldaşıdır. Filmlerle yozlaşmış bir insan ile, doğa tabiatına bakan bir insan aynı mıdır?
İnsanın dertleriyle kederlenen; insanın acısıyla kalbinde sızı hisseden ve yaşayan acz bir insan iken, sadece insan dedikodusunu yapan, insanı birbirine düşüren, insanı yoran, iki yüzlülük yapan, özellikle altını çizmek istiyorum iki yüzlülük yapan insanla eş değer midir?
Cenab-ı Hakk bizleri yaratırken beyin vermiş. İnsanda bir kalp iki beyin olmadığı sürece insan hiçbir şekilde yaratılış mahiyetine ve amacına erişemez. Yani bir insan beyni ve kalbi olmadığı sürece bu kainatta ne oksijen alır, ne yaşar, ne sever, ne de sevilir. Mekanizma olarak sevgiyi kalpten ötesi yok deselerde aslında insan beyni ile düşünür, kalbi ile sever. İnsanın beyninde çirkinlik olduğu sürece, kalbe ne diyebilirsin ki?
Eğer insanın beyni kendini hep sübvansiyon yaptıysa ya da aşktan gayp uğrattıysa buna ne sevdayı anlatabilirsin, ne de aşkı söyleyebilirsin, ne de vicdanlı ol dersin. Çünkü “Aklı giden bir insanın ne kalbi olur, ne sever, ne yaşar” kalbimize ve vicdanımıza yani fikirlerimize sahip olalım. Bugün varız; yarın yokuz ama kalbimiz her zaman baki.
Yaşayan varlıklarız; yani hepimiz bu dünyada var olduğumuz sürece aklımızın ve beynimizin yoldaşı olarak devam edeceğiz. Yani beynimizi dinç tutacağız, kalbimizi kirletmeyeceğiz ve kötülüklerden arındıracağız ondan sonra aynaya bakıp bizdeki değişimi göreceksiniz. Dünyaya gelen insanoğlu ortalama 70 sene yaşadığını düşünelim bu yetmiş seneyi matematik olarak dakikaya bölsek yaklaşık olarak 70 Yıl , 36792000 dakika eder. Yıl ve dakika oranı yaklaşık olarak 525600’dır. Sen bu kadar dakika bu hayatta kalmışsın, bir ömür tüketmişsin, kalbin ve beynin sürekli olarak sevgiye mi? Yoksa kötülüğe mi çalıştı?
Ya Kuddusi Zeyd ne kötü bir insandı? Ya Kuddusi Zeyd ne kadar iyi insandı? hangi kelime daha çok bize yakışır?
Boş bir tavana bakıp bunu düşünmek lazım, lazım ki insan olduğumuzu beynimiz anlasın, yüreğimiz fark etsin. Çünkü toprak altında insan yaptıklarından çok pişman olacak ama iş işten geçmeden sual bitmeden, kalp katı olmadan farkına varabilmektir mahiyet.
Kemal Sayar ve Saadettin Ökten hocamızın Gönül sadasından akisler adlı bir kitap serisi var hepsini büyük özveriyle okur, hemencik bitiririm. Orada şöyle bir cümle duymuştum hemen aynanın karşısına geçip kendimle baş başa kalmamı sağladı cümle. Şu şekilde izah ediyordu bize: Dert olmayan dertler (!) Çoğunlukla yorar zihnimizi. Bu konuda İbni Haldun’un çok güzel bir tespiti vardır; “Bazen az miktarda şer olmadan çok miktarda hayrın varlığı tam olarak anlaşılmaz” der. Kimin bize hayr olduğunu, kimin bize şer olduğunu bilemeyiz ki.
Biz insanız; beynimizle düşünür, kalbimizle tartar, vicdanımızla severiz.
Güzel bir yar buluruz; candan öte severiz.
İyi bir dost buluruz; kalpten öte yanarız.
Bugün varız; yarın yokuz Allah kerimdir.
Seyyah olup şu âlemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkârımca okur yazarım
Bir yar bulamadım gün akşam oldu..
Selametle..













